fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Bakamamak: Belleğin Retuşları ve Fotoğrafın Gerçekliği

Bakamamak: Belleğin Retuşları ve Fotoğrafın Gerçekliği

BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilir, özel haberleri ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmayabilirsiniz. Öğrencilik yıllarından miras kalan bohem tarafım, 19. yüzyıl Paris’inde, sefalet içinde fakat özgürce üreten...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilir, özel haberleri ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmayabilirsiniz. Öğrencilik yıllarından miras kalan bohem tarafım, 19. yüzyıl Paris’inde, sefalet içinde fakat özgürce üreten sanatçıların huzurlu dünyasında bir yer bulabilirdi. Salaş bir kafenin penceresinden nehrin akışını izlerken, şiir dizelerinin de o sularla beraber aktığını hissettim. O anı ölümsüzleştirmek adına manzaranın fotoğrafını çekme isteği duydum. Ancak o an, ne kadar uzun zamandır kendi fotoğraflarıma bakmadığımı fark ettim. Ne fiziksel albümler ne de dijital arşivler ilgimi çekiyordu; anıları zihnimdeki izlerle yaşatmayı ya da belki de albümlerin hatırlattığı o “geçmişin yası” duygusundan kaçmayı seçiyordum. Geri dönüşü olmayan bir ana dışarıdan bir gözle bakmak, sanırım her ana eşlik eden gizli bir hüzün barındırıyor.

Neden Bellek Bir Kayıt Cihazı Değildir?

Bilimsel çalışmalar, belleğin sabit bir kayıt mekanizması olmadığını kanıtlar nitelikte. Bir anı zihne çağrıldığında kısa süreliğine yumuşuyor, savunmasız hale geliyor ve o günkü ruh halimiz ile ihtiyaçlarımıza göre yeniden şekilleniyor. Yani hatırlamak, bir dosyayı arşivden çıkarmak değil, o dosyayı her defasında yeniden yazmaktır. Fotoğraflarda da benzer bir süreç işliyor: Bir kare, anının üzerine biniyor ve zamanla biz o günü değil, o günün fotoğrafını anımsamaya başlıyoruz. Deniz kenarındaki o öğleden sonranın sesi, kokusu, öncesi ve sonrası hafızadan silinirken geriye sadece çerçevenin içindeki görüntü kalıyor. Eskiden fotoğrafların kokusunu ve derinliğini duyumsayabilirdim; oysa şimdi her yer görüntüyle dolu. Asansörde, markette, her yerde müzik ve herkesin elinde her anı kaydetmeye hazır cihazlar var. Görüntüler çoğaldıkça onlara bakma süremiz kısalıyor; hiçbir kare, bir anıyı taşıyacak kadar uzun süre odağımızda kalamıyor. Belki de bakamamak, bu görsel bolluğun bir sonucu: Gerçekten görmeyi göze alamadığımız gerçeklerin çevresini, bakmadan geçtiğimiz binlerce imgeyle kuşatıyoruz.

Kim, Neyi Kanıtlamak İstiyor?

Nehrin fotoğrafını çekmekten son anda vazgeçtim. Deklanşöre basıldığı an, o akış başka bir şeye dönüşecekti; çünkü akan bir şeyin fotoğrafı çekilemezdi. Peki, bellek dediğimiz yapı da sürekli bir akış halinde değil mi? Freud, “Geçicilik Üzerine” isimli kısa metninde iki arkadaşıyla çıktığı bir kır yürüyüşünü anlatır. Yanındaki genç şair, vadideki çiçeklerin güzelliğine bakarken sevinememektedir; çünkü her güzellikte onun gelecekteki yokluğunu ve kışın gelip her şeyi solduracağını görmektedir. Freud bu duruma şaşırır: Şair, kaybı henüz gerçekleşmeden yaşamakta, yası öne alarak eldeki güzelliğin hazzını zehirlemektedir. Yıllar sonra araştırmacılar bu yürüyüşün aslında hiç gerçekleşmemiş olabileceğine dair ciddi şüpheler öne sürdüler. Freud ile o şairin (ki Rilke olduğu tahmin edilir) bir kongre sırasında sohbet ettikleri ve Freud’un bu sahneyi, bu diyaloğu yazın parlaklığı içine sonradan yerleştirmiş olabileceği düşünülüyor. Geçicilik üzerine yazılmış bu eşsiz metin, aslında retuşlanmış bir anı üzerine kurulu olabilir.

Fotoğraf Neden Belleği İncinir?

Bunu Freud’a yakıştıramamak doğru olmaz; çünkü zihin zaten bu şekilde işler. Freud buna “örtü-anı” adını verir: Bazı anılar çok canlıdır ama önemsizdir; bunlar asıl katlanılmaz olan gerçekleri gizler ve onların yerini tutar. Bellek geçmişi muhafaza etmek yerine onu yeniden kurgular. Hepimiz kendi geçmişimizin editörüyüz ve kestiğimiz sahneleri hatırlamayız bile. İtiraf etmeliyim ki, albümlere bakmamamın nedeni belleğimin doğruluğu değil, tam tersine belleğimin kurguladığı o versiyonu sevmemdir. Geçmişimin, yalanı pahasına bile olsa, benim yazdığım halini korumak istiyorum. Fotoğraf ise geçmişi olduğu gibi saklamaz; çerçevenin dışını yok eder. Ancak çerçevenin içinde kalanı da bize yeniden yazdırmaz. Fotoğrafın acımasızlığı buradadır: Retuş kabul etmez ve belleğin özenle inşa ettiği kurguyu çiğneyerek o “ham” günü, o günkü gerçek yorgunluğumuzu veya sonradan güzelleştirdiğimiz odanın gerçek darlığını karşımıza çıkarır. Eski fotoğraflara bakamayışımızın sebebi, orada geçmişin bizim kalemimizden çıkmamış halinin duruyor olmasıdır.

Ne Zaman Gerçekle Yüzleşiriz?

Proust, bu bakış açısını “Guermantes Tarafı” eserinde etkileyici bir sahnede sunar. Anlatıcı, eve haber vermeden döner ve büyükannesini, kendisinin fark edilmediği bir anda görür. Sevginin sağladığı filtre devreye girmeden, bir kamera objektifi gibi görür onu: Kanepede dalgın, yorgun ve yaşlı bir yabancı… O an, sevdiklerimize asla çıplak gözle bakmadığımızı, onları hep hafızamızın üzerlerine giydirdiği o eski halleriyle tanıdığımızı fark eder. Fotoğraf, o giysiyi anında soyup atar. Otto Rank’in belirttiği üzere insan, ölüme karşı bir güvence olarak kendi kopyalarını (aynadaki suret, portre, fotoğraf) üretir. “Ben çoğaldıkça yok olmam” avuntusunu taşır bu kopyalar. Ancak bir noktada bu kopyalar tersine döner ve bensiz de var olabildiklerini göstererek asıl haberi verirler. Albümlerdeki genç yüzüm de öyle: Bana en çok benzeyen ama artık hiçbir yerde olmayan biri. Ona uzun süre bakamıyorum; bir kanıt değil, bir haberci gibi duruyor orada.

Kafenin penceresinden nehre bakıp her rengi ve kokuyu zihnime kazımaya çalışırken, sokaktan yaşlı ama güzel bir kadın geçti. Bağırarak, “Kimse kaçamayacak!” dedi. Neyden kaçılamayacağını belirtmedi. Onun da fotoğrafını çekmedim.

Bakamamak: Belleğin Retuşları ve Fotoğrafın Gerçekliği
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir