Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve “Yenidoğan Çetesi” olarak adlandırılan davanın dokuzuncu duruşması dün gerçekleştirildi. Bebek acil hastalarını önceden protokol yaptıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine yönlendirerek ölümlerine yol açtıkları ve bu yolla haksız kazanç sağladıkları iddia edilen, 10’u tutuklu toplam 62 sanığın yargı süreci devam ediyor. Günün öne çıkan gelişmelerini ve özel haberleri takip etmek isteyenler BirGün’ün WhatsApp kanalına buraya dokunarak abone olabilirler.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına giren son bilirkişi raporu, tüyler ürperten gerçekleri gün yüzüne çıkardı. ATK Üçüncü Üst Kurulu tarafından 10 bebek özelinde hazırlanan raporda, Serdarova, Karakoç ve Helvacı isimli bebeklerin doğru tanı ve eksiksiz tedavi uygulanması durumunda hayatta kalabilecekleri vurgulandı.
Bebeklerin Ölümünde İhmaller Zinciri
Mahkemeye sunulan kapsamlı raporda, hayatını kaybeden bebeklere yönelik tıbbi müdahalelerdeki eksiklikler şu şekilde detaylandırıldı:
Havvanur Karakoç Bebek
Havvanur Karakoç bebeğe dair incelemede, gerekli bakım, izlem ve tedavi süreçlerinin yerine getirilmediği tespit edildi. Raporda, asıl sorumlu olan Dr. Dursun Eryılmaz ile yenidoğan yoğun bakım sorumluluğunu sözleşmeyle üstlenen ancak bebeği bizzat muayene etmeden uzaktan talimatlarla süreci yöneten Dr. İlker Gönen‘in yaklaşımları tıp kurallarına aykırı bulundu. Ayrıca, bebeğin yakın takibini yapmadığı gerekçesiyle sorumlu hemşire Çağla Durmuş‘un da eylemlerinin tıbben hatalı olduğu ifade edildi.
Öykü Helvacı Bebek
Öykü Helvacı bebeğin dosyasında ise yeniden canlandırma (resüsitasyon) işleminde yer almayan Dr. Dursun Eryılmaz ve bebeği görmeksizin hemşirelere direktif veren Dr. İlker Gönen‘in tutumlarının tıbben uygun olmadığı kaydedildi. Hemşire Çağla Durmuş‘un da kritik anlarda doktorları yeniden canlandırma işlemine çağırmaması raporda kusur olarak yer aldı.
“Kurtulma İhtimali Çok Yüksekti”
Bebek Serdarova ile ilgili hazırlanan raporda en dikkat çekici noktalardan biri, bebeğin ölümü ile tıp kurallarına uymayan tanı, takip ve tedavi süreci arasındaki illiyet bağı oldu. Raporda, doğumun ardından kalp anomalisi belirlenen bebeğin, sürecin tıbbi standartlara uygun yönetilmesi halinde kurtulma şansının son derece yüksek olduğu belirtildi.
Dr. Fırat Sarı’nın Organizasyonel Sorumluluğu
Bilirkişi raporunda, davanın kilit isimlerinden Uzm. Dr. Fırat Sarı‘ya yönelik de ağır tespitler yer aldı. Yoğun bakım ünitelerinin 3. düzey şartlarını karşılamamasına rağmen bu şekilde gösterilerek bebeklerin yatırılmasının sağlandığı belirtildi. Raporda, uygun olmayan bu koşullarda yürütülen takip ve tedavi organizasyonunu kuran Dr. Fırat Sarı’nın tıbben sorumlu olduğu altı çizilerek aktarıldı.
Dosyaya giren bu kritik raporlar, üç bebeğin uygun şartlar sağlansaydı bugün yaşıyor olabileceğini bilimsel verilerle ortaya koymuş oldu.




