İnsani değerlerin hiçe sayıldığı ancak her şey olağanmış gibi davranılan karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bu durumun en acı örnekleri Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki katliamlarda, ayrıca dünya genelinde sağlık personeline ve merkezlerine yönelik saldırılarda açıkça görülüyor. Küresel bir zorbalığın hüküm sürdüğü bu düzende, büyük devletler yaşanan haksızlıklara ve hukuksuzluklara ya doğrudan dahil oluyor ya da sessizce seyirci kalıyor.
Gazze’de Sağlık Hizmetleri Hedef Altında
Özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden sonra Gazze’de yaşananlar tam bir görmezden gelme haliyle karşı karşıya. Yerle bir edilen hastaneler, bombalanan sağlık tesisleri, hedef alınan ambulanslar ve katledilen hekimler bu sürecin bir parçası. Bugünlerde ise asıl gündem, İsrail hapishanelerinde hiçbir somut suçlama yöneltilmeden tutulan ve ağır işkencelere maruz kalan sağlık çalışanları.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), geçtiğimiz ay Dünya Tabipler Birliği’ne (DTB) gönderdiği bir mektup aracılığıyla tutuklu bulunan 14 hekim için İsrail makamları nezdinde harekete geçilmesini talep etti. İnsan Hakları için Hekimler–İsrail (Physicians for Human Rights-Israel) tarafından hazırlanan “Acil Eylem Çağrısı” raporuna dayandırılan bilgilere göre, bu hekimlerin çoğu İsrail’in “Yasa Dışı Muharipler Yasası” kapsamında hiçbir resmi itham olmaksızın birkaç aydan iki yıla varan sürelerle alıkonuluyor. Tutuklu olan hekimlerin isimleri şöyledir: Dr. Musab Samaan, Dr. Omar Amar, Dr. Ahmad Musa, Dr. Nahad Abu Taima, Dr. Medhat Abu Tabng’a, Dr. Hussam İdris Abu Safiya, Dr. Murad Alkuka, Dr. Mahmud Hallak, Dr. Hamza Abu Sabha, Dr. Ahmad Shahada, Dr. Hassan Almukayed, Dr. Raed Mahdi, Dr. Akram Abu Odeh, Dr. Muhammad Ubaid.
Dr. Abu Safiya’nın Yaşadığı Zorluklar
Dünya Tabipler Birliği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya bir mektup ileterek Gazze’den alıkonulan Filistinli sağlıkçılar için adil yargılanma veya derhal serbest bırakılma çağrısını yineledi. Bu isimler arasında Kemal Advan Hastanesi Başhekimi Dr. Hussam Idris Abu Safiya’nın durumu küresel çapta büyük yankı uyandırdı. Dr. Abu Safiya, Kazakistan’da tıp eğitimi almış bir çocuk doktoru ve yenidoğan uzmanıdır. Kazak eşi Elbina ile birlikte halkına hizmet etmek için Gazze’ye dönen Abu Safiya’nın hastanesi defalarca kuşatılmış ve Ekim-Aralık 2024 tarihleri arasında aralıksız bombalanmıştır.
Dr. Abu Safiya, hastane girişinde 15 yaşındaki oğlunun öldürülmesine tanık olmuş, kendisi de bacağından aldığı altı şarapnel yarasıyla yaralanmıştır. 27 Aralık tarihinde hastane tahliye edilirken gözaltına alınan hekimden uzun süre haber alınamamıştı. Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumların bilgi talep ettiği Abu Safiya, yaklaşık iki yıldır tutuklu bulunuyor.
Kritik Sağlık Durumu ve Endişeler
DTB’nin mektubunda Dr. Abu Safiya ile ilgili şu endişe verici bilgilere yer verildi: “Edinilen bilgilere göre, Dr. Abu Safiya 3 Haziran 2026 tarihinde hücre hapsine konulmuştur. Avukatının 2 Temmuz 2026 tarihindeki ziyaretinin ardından, sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiği bildirilmiştir. Konuşamayacak kadar bitkin haldedir, aralıklarla bilinç kaybı yaşamaktadır ve göz, kulak, boyun ve baş bölgelerinde yaralanmalar görülmektedir. Daha önceki raporlarda ise aşırı kilo kaybı ve kalp ritmi bozukluğu olduğu belirtilmişti. Bu bilgiler, kendisinin hayati tehlikesiyle ilgili son derece ciddi endişelere yol açmaktadır.”
Dünya Genelinde Sağlıkçılara Yönelik Saldırı Bilançosu
Dünya Sağlık Profesyonelleri İttifakı (WHPA), 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle sarsıcı bir veri paylaşımı yaptı. 179 ülkeden 47 milyon sağlık profesyonelini temsil eden WHPA’nın açıklamasında, sağlık çalışanlarının sıklıkla doğrudan hedef seçildiği vurgulanıyor. Hatta bazı çatışma bölgelerinde yaralılara yardıma giden ekiplerin dronlarla kasten bombalandığına dair kanıtlar mevcut.
Çatışma Ortamlarında Sağlığı Koruma Koalisyonu (Safeguarding Health in Conflict Coalition) tarafından yayımlanan rapora göre, 2025 yılında dünya genelindeki çatışmalarda sağlık çalışanlarına yönelik tam 2 bin 546 saldırı kayda geçti. Bu olaylar sonucunda 455 sağlık görevlisi yaşamını yitirdi. Ayrıca 218 sağlıkçı kaçırılırken, 263 kişi sadece mesleklerini icra ettikleri için gözaltına alındı veya tutuklandı. Bu saldırıların yüzde 64’ünün devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiği, geri kalanının ise diğer silahlı gruplarca yapıldığı belirtiliyor. Devletlerin sağlık personeline yönelik dron saldırılarında ise bir önceki seneye göre yüzde 43 oranında bir artış gözlemleniyor.
Filistin’deki Kayıplar ve Nitelikli Güç Kaybı
Filistin’deki tablo çok daha ağır. Rapora göre, işgal altındaki topraklarda Ekim 2023’ten bu yana 757 sağlık personeli öldürüldü. Sağlık Çalışanları İzleme Örgütü ise bu sayının bin 200’e ulaştığını belirtiyor. Birçok hava saldırısında sağlık çalışanları, aileleriyle birlikte evlerindeyken hayatını kaybetti. Aynı aileden farklı kuşaklardaki sağlıkçıların öldürülmesi, bölgedeki nitelikli sağlık iş gücünün ciddi şekilde tükenmesine neden oldu.
WHPA, tüm devletleri Cenevre Sözleşmelerine ve uluslararası insancıl hukuka uymaya çağırıyor. Ancak günümüz dünyasında uluslararası yargı kararlarını uygulayacak bir gücün eksikliği, yaşanan sefaleti ve “sıradanlaşan kötülüğü” daha da derinleştiriyor. Bu karanlık tablodan çıkış yolu, insanlığın kolektif bir şekilde harekete geçmesinde yatıyor.
FİLİSTİNLİ HEKİMLER
SAĞLIK ÇALIŞANLARI HEDEF ALINAMAZ




