İstanbul’un çok katmanlı geçmişinde derin izler bırakan ancak zamanla görünürlüğü azalan Levanten topluluğu, kapsamlı bir sergi projesiyle yeniden gündeme taşınıyor. Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu’nun küratörlüğünde hazırlanan “Levantenlerin İstanbul’u İstanbul’un Levantenleri” başlıklı çalışma, bu topluluğun üretimlerini, dillerini, geleneklerini ve kente kattıkları kültürel değerleri bütüncül bir perspektifle tanıtmayı hedefliyor. Ayrıca, güncel gelişmeleri yakından takip etmek isteyen okurlar, BirGün’ün WhatsApp kanalına ilgili bağlantı üzerinden ulaşarak günün öne çıkan haberlerini izleyebilirler.
Serginin İçeriğinde Neler Yer Alıyor?
Toplamda beş farklı bölümden meydana gelen sergi, ziyaretçilerini “Levant Neresi, Levanten Kim” sorularıyla karşılıyor. Bu girişin ardından, İstanbul’da uzun yıllar ikamet etmiş olan Levanten aileleri ve şehrin çehresinde iz bırakmış önemli figürler tanıtılıyor. Üçüncü kısımda, Levantenler için kritik öneme sahip semtler ve yaşamlarının hafıza mekanları ele alınırken; dördüncü bölümde topluluğun çok dilli yapısından mutfak kültürüne, dini ritüellerinden sosyal geleneklerine kadar geniş bir kültürel yelpaze sunuluyor. “Geleceğe Hatıra Bırakmak” adını taşıyan son bölümde ise yerel fotoğrafçılık tarihinde kritik bir noktada duran Sébah & Joaillier Fotoğrafhanesi’nin canlandırması yer alıyor.
Proje Hangi İsimlerin İmzasıyla Hayata Geçti?
Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği’nin kuruluşunun 5. yılı dolayısıyla hayata geçirilen bu etkinlik, yaklaşık 2 yıllık bir çalışmanın ürünü. Küratör Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu, hazırlık sürecinin özellikle son 9 ayının oldukça yoğun geçtiğini belirtiyor. Akademik bir kadro tarafından titizlikle yürütülen projede Prof. Dr. Paolo Girardelli, Doçent Nilay Özlü, Naz Defne Kut ve Selva Suman’dan oluşan bir ekip görev aldı. Çalışmanın odak noktasını İstanbul ile sınırlandırma kararı aldıklarını belirten Uslu, bu tercihin nedenini “Çünkü Levant periferisi çok büyük, İzmir mesela bambaşka bir damar, Selanik keza öyle. İstanbul ile sınırlandırmak bizi rahatlattı biraz ama yine de o kadar çok katmanlı, dallı budaklı bir mesele ki, ele alacağımız konuları belirlemek bile deli işiydi doğrusu” sözleriyle açıklıyor.
Levanten Kimdir ve Nasıl Tanımlanır?
Sergi, bir nevi “takdim” niteliği taşıyarak topluluğun kimliğini ve yaşam tarzını meraklılarına anlatmayı amaçlıyor. Uslu, serginin hazırlık aşamasında “Levant neresi, Levanten kim, Levantenlik ne menem bir şeydir, kimler Levanten sayılıyor, kimler sayılmıyor, neler yapmışlar, nasıl yaşamışlar, İstanbul kültürü ile temas noktaları neler gibi konuları ele aldık” diyor. Levantenlerin toplumda sadece zengin bir zümre olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurgulayan küratör, İtalyan İşçi Örgütü Dayanışma Derneği (Societa Operaia) gibi yapıların varlığına dikkat çekerek, bu topluluğun içinde kalfalardan otel işletmecilerine, belediye başkanlarından yelken kulübü kurucularına kadar her sınıftan insanın bulunduğunu hatırlatıyor.
Kültürel Birleşim ve Tarihsel Kopuş Ne Zaman Başladı?
Tarihsel olarak Bizans döneminden beri bu coğrafyada yaşayan ve kendilerini “Latin Katolikler” olarak tanımlayan bu topluluğa “Levanten” isminin 19. yüzyılda kente gelen Avrupalı seyyahlar tarafından verildiği belirtiliyor. Melez bir dil ve doğu-batı sentezi bir yaşam biçimi benimseyen Levantenler için Adolphe Thalasso’nun 19. yüzyıl sonunda Paris’e giderken söylediği şu sözler büyük önem taşıyor: “Ben daha iyi bir kariyer uğruna İstanbul’dan ayrılıp Paris’e gidiyorum ama geldiğim toprakları unutmayacağım orada cereyan her şeyi de burada anlatacağım.”
Levanten varlığındaki ilk büyük sarsıntı 1911 yılındaki Trablusgarp Savaşı ile yaşandı. Uşi Antlaşması sonrası Osmanlı Devleti’nin İstanbul’daki İtalyan mülklerine yönelik kararları, ilk kopuşları tetikledi. 1. Dünya Savaşı sonundaki işgal dönemi ve Kurtuluş Savaşı süreci göçleri artırırken, asıl büyük eksilme 1925 yılında Türk vatandaşlığına geçiş süreciyle yaşandı. Uslu, bugün hala oturma izniyle yaşayan ve hatta 2099 yılına kadar izni olan kişilerin bulunduğunu ancak sayılarının 100 yıl önce başlayan bu süreçle birlikte oldukça azaldığını ifade ediyor.
“Levantenlerin İstanbul’u İstanbul’un Levantenleri” sergisi, 8 Kasım tarihine kadar ziyaretçilerini bekliyor.




