İstanbul’un kalabalığından sıyrılıp doğanın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıktığınızda, Abdülmecid Efendi Korusu‘nun huzurlu atmosferinde saklı bir bilgi vahasıyla karşılaşıyorsunuz. Yaklaşık 130 dönümlük geniş bir araziye yayılan bu doğal alanda, kuş cıvıltıları ve ağaçlar arasında süzülen sincapların eşliğinde Sükûnet Kütüphanesi‘ne ulaşıyoruz. Geçmişte bir jeneratör binası olarak hizmet veren bu yapının, günümüzde adıyla müsemma bir sessizlik merkezine dönüştüğünü görmek oldukça şaşırtıcı. Kapıdan içeri adım attığınız anda şehrin tüm gürültüsü yerini derin bir sükunete bırakıyor.
Ziyaretimiz sırasında bizi sanat tarihçisi ve kütüphane yöneticisi Ebru Karakaya karşılıyor. Karakaya, buradaki sorumluluğunun yanı sıra Rahmi M. Koç’un arkeoloji temalı koleksiyonunun yönetimini de üstlenmiş durumda. Mekanın atmosferine, Rahmi Bey’in favori bestecilerinden olan Bach’ın eşsiz tınıları eşlik ediyor.
Bilgi ve Sanatın İki Katlı Buluşma Noktası
Okuma tutkusuyla bilinen iş insanı Rahmi M. Koç’un kişisel kitap koleksiyonu temel alınarak kurulan kütüphane, iki katlı bir mimariye sahip. İçerisinde 10 bine yakın eser barındıran bu özel merkez, ayrıca 2.000 süreli yayın ve 1.200 nadir esere ev sahipliği yapıyor. Görselliğin de ön planda tutulduğu yapının duvarlarını orijinal ve reprodüksiyon sanat eserleri süslüyor. Üst katta ise Atatürk’ün masasında kitaplarla çekilmiş anlamlı bir fotoğrafı yer alıyor. Raflarda ve masalarda eserlere, bizzat Rahmi Bey tarafından seçilmiş özel objeler refakat ediyor.
Sükûnet Kütüphanesi; denizcilik, mühendislik, mimarlık, sanat tarihi ve arkeoloji dallarında adeta bir ihtisas merkezi gibi faaliyet gösteriyor. Her disiplin için ayrı bölümlerin tasarlandığı yapıda, 2024 yılında aramızdan ayrılan usta gazeteci Özgen Acar’ın bağışladığı çok kıymetli bir koleksiyon da bulunuyor. Tarihi eser kaçakçılığına karşı verdiği mücadeleyle tanınan Acar’ın, tanrı ve ana tanrıça kültü ile ölü gömme gelenekleri üzerine topladığı kitaplar özel bir alanda sergileniyor. Araştırmacının kitap sayfalarına yerleştirdiği post-it notlar, anısını yaşatmak adına hiç dokunulmadan korunuyor.
Nadir Eserler ve Teknik Literatürün Zirvesi
Kütüphanenin ikinci katında, özel olarak korunan nadir eserler odası yer alıyor. Bu bölümde, gazeteci ve yayıncı Şevket Rado’nun 1613 ile 1980’li yıllar arasındaki geniş zaman dilimini kapsayan seçkin koleksiyonu bulunuyor. Ayrıca Rahmi M. Koç’a ait, mühendislik alanında dünya çapında bir referans sayılan Jonathan E. Minns Koleksiyonu da özel izinle incelenebiliyor.
İbrahim Müteferrika Matbaası’ndan Günümüze
Şevket Rado koleksiyonunda yer alan İbrahim Müteferrika Matbaası‘na ait 17 adet ilk basılı Osmanlıca eser, kütüphanenin en değerli varlıkları arasında. Bu eserler içinde Kâtip Çelebi tarafından kaleme alınan ve 1732 yılında basılan coğrafya başyapıtı ‘Cihannümâ’ (Dünyanın aynası) dikkat çekiyor. Ayrıca Şemseddin Sâmi’nin imzasını taşıyan ilk Osmanlıca ansiklopedik sözlük ‘Kamûsü’l-A’lâm’, gravür kitapları ve seyahatnameler de bu seçkide yer alıyor.
Mühendislik Tarihine Işık Tutan Kaynaklar
Dünyaca ünlü restoratör ve koleksiyoner Jonathan E. Minns’in 1800’lü yıllardan 2010’lu yıllara uzanan eserleri ise bilimsel literatürün gelişimini belgeliyor. Gemi mimarisi, denizcilik tarihi ve mühendislik uygulamalarına dair bu yayınlar, teknik bilginin nasıl kurumsallaştığını gösteren paha biçilemez kaynaklar olarak değerlendiriliyor.
Ziyaret Detayları
Abdülmecid Efendi Korusu içerisinde yer alan bu eşsiz mekan, haftada iki gün kapılarını ziyaretçilere açıyor. Salı ve Perşembe günleri saat 10.00-12.30 ile 13.30-16.00 arasında hizmet veren kütüphaneyi ziyaret etmek isteyenlerin önceden rezervasyon yaptırması gerekiyor.




