Günün en güncel haberlerini ve özel içeriklerimizi takip etmek isterseniz, BirGün’ün WhatsApp kanalına buraya tıklayarak abone olabilirsiniz.
Pop art dünyasının ünlü ismi Amerikalı sanatçı Andy Warholl, seneler öncesinden “Gelecekte herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” öngörüsünde bulunurken acaba neyi anlatmak istiyordu? Kendisinin son derece ileri görüşlü bir figür olduğu tartışılmaz, ancak kastettiği kitlenin bugünün sosyal medya fenomenleri olup olmadığı bir muamma. Belki de tam olarak bugünkü tabloyu hayal etmişti.
Günümüzde genç nesil, kısa yoldan şöhrete ulaşıp kazanç elde edebilmek amacıyla adeta yanlarında profesyonel bir fotoğrafçı olmadan sokağa adım atmıyor. Tükettikleri yiyecek ve içeceklerden, seyahat ettikleri rotalara kadar özel yaşamlarının her detayını takipçileriyle paylaşmakta hiçbir beis görmüyorlar.
Müzik Dünyasında Görünürlük Neden Bu Kadar Önemli?
Belli başlı meslek grupları için tanınmak ve bilinir olmak büyük bir gereklilik. Bilhassa sanatla uğraşan bireyler; konser salonlarını doldurabilmek, kaleme aldıkları kitapları okuyucuyla buluşturabilmek veya sahnelerindeki oyunları izletebilmek adına belli bir düzeyde “popüler” olmak durumunda kalıyor. Günümüzde yalnızca tanınmış olmak da yeterli gelmiyor; yapılan işi kitlelere duyurabilmek ayrı bir mücadele gerektiriyor. Ben de yaşamını müzikle idame ettiren biri olarak, ürettiğimiz şarkılardan ve gerçekleştireceğimiz konserlerden dinleyicilerimizin haberdar olmasını hayati buluyorum. Ne var ki bu süreç artık eskisi kadar kolay değil.
Dijital Platformlarda Rekabet Nasıl Şekilleniyor?
Durumu bir kıyaslama ile özetlemek gerekirse; 90’lı yıllarda yeni bir albüm piyasaya sürdüğümüzde, rekabet alanımız sadece o dönem Türkiye’de yayınlanan diğer albümlerle sınırlıydı. Bugün ise dijital mecralara bir parça yüklediğimizde; Elvis Presley’den Münir Nurettin Selçuk’a, Pink Floyd’dan Mor ve Ötesi’ne kadar uzanan, 1900’lü yıllardan bu yana kaydedilmiş tüm dünya müziğiyle aynı kulvarda kendimize yer bulmaya çalışıyoruz.
Türkiye’de pek çok kıymetli sanatçı, ufak mekanlarda dinleyiciyle buluşabilmek için büyük çaba harcarken, müzikal bir derinliği olmayan kişilerin ayda yirmi konserlik takvimlere sahip olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde değerli meslektaşım Ceylan Ertem’in Instagram üzerinden yaptığı sitem dolu paylaşımı gördüğümde bu meseleyi kaleme almaya karar verdim.
Sanatçıların Karşılaştığı Temel Sorunlar Nelerdir?
Sevgili Ceylan Ertem, içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetliyor: “Bu kadar çok şey üretiyorum neden daha az dinleniyor? Bu kadar emek verdiğimiz bir iş neden daha fazla insana ulaşmıyor? Evet bunlar bazen beni üzüyor yalan söylemeyeceğim. Çünkü sadece kendim için müzik yapmıyorum. Hayatımı, beni büyüten ailemi ve kendi oluşturduğum ailemi, kurduğum bu düzeni aslında yaptığım müzikle finanse ediyorum. Bu daha fazla hayvan kurtarmak, daha fazla çocuğa destek olabilmek için de olabilir, daha iyi koşullarda yaşamak da olabilir, daha özgür üretmek de. Artık bir şarkıyı yazarken düzenlerken kaydederken kapağını, klibini hazırlarken harcadığımız bütçeden daha fazlasını aslında insanların o şarkıyı duyabilmesi görebilmesi için harcamamız gerekiyor. Artık mesele sadece iyi bir şarkı yapmak değil o şarkının birilerinin karşısına çıkabilmesini sağlamak. Algoritmalar, trendler, rakamlar kalıcı değil. Bir gün bir konser çıkışında yanımıza gelip ‘Ben bu şarkıyla büyüdüm’ diyen birisi, bir ayrılığa, bir aşka, bir kayba, bir yolculuğa eşlik etmiş şarkılar kalıcı ama yine de kafamı kurcalayan bir soru var: Yaptığınız şarkılar insanların karşısına çıkmıyorsa, önüne düşmüyorsa, keşfedilmiyorsa o zaman nasıl onların anılarının bir parçası olacak bu şarkılar? Doğrusunu söylemek gerekirse bunu cevabını ben de bilmiyorum.”
Ceylan Ertem’in bu serzenişinde haklılık payı çok yüksek. Bu zorlu süreçte en büyük dayanağımızın gerçek müzik tutkunları olduğunu düşünüyorum. Eğer dinleyici olarak her zamankinden daha seçici davranmazsak, yakın gelecekte seçebileceğimiz nitelikte bir müzik ortamı kalmayacak. Sağlıcakla kalın…




