fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. İstanbul’dan New York’a Sanatın Kayıp Ruhu: Bohemler Nerede?

İstanbul’dan New York’a Sanatın Kayıp Ruhu: Bohemler Nerede?

Geçtiğimiz hafta Bonnie and Clyde üzerine kaleme aldığım yazıda Arthur Penn’in New York sanat ortamlarına değinmiştim. O kısmın tahmin ettiğimden çok daha fazla ilgi görmesinin sebebi sanıyorum ki sadece sinemaya...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz hafta Bonnie and Clyde üzerine kaleme aldığım yazıda Arthur Penn’in New York sanat ortamlarına değinmiştim. O kısmın tahmin ettiğimden çok daha fazla ilgi görmesinin sebebi sanıyorum ki sadece sinemaya duyulan merak değil; hepimizin derinden hissettiği o entelektüel huzursuzluk hali. Bir dönem sanatçılar birbirlerine gerçekten çok daha yakındı. Bu durum sadece nostaljik bir romantizmden ibaret değil; aynı semtlerde ikamet ediyor, aynı barlarda vakit geçiriyor ve aynı masalarda hararetle tartışıyorlardı. Birbirlerinin üretimlerine sert ama sevgi dolu bir biçimde dahil oluyorlardı. Ressamlar müzisyen dostlarının albüm kapaklarını tasarlıyor, yönetmenler arkadaşların filmlerinde ışık şefliği yapıyor veya kısa rollerde görünüyor, fotoğrafçılar ise grupların afişlerini hazırlıyordu. O zamanlar sanat sadece bir ürün değil, kolektif bir yaşam biçimiydi. Bugün ise kültür dünyasından bahsederken daha çok izole olmuş bireyleri; dahi müzisyenleri, büyük yönetmenleri veya yalnız yazarları konuşuyoruz. Ancak sanat tarihine yakından bakıldığında, kültürel patlamaların sadece insanlar tarafından değil; şehirler, sokaklar ve binalar tarafından da tetiklendiği görülür.

New York ve İstanbul’da Bohem Hayat Nasıl Şekillendi?

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında New York, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Bugün dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olan bu metropolün merkezi, o yıllarda fabrikaların kapandığı, suç oranlarının tırmandığı ve binaların kaderine terk edildiği tekinsiz bir bölgeydi. Fakat bu kaos, sanatçılar için yaşanabilir bir “fukaralık vahası” oluşturuyordu. İnsanlar East Village ya da Lower East Side’da birkaç yüz dolara ev kiralayabiliyor; Jim Jarmusch’un ilk dönem filmleri, efsanevi punk sahnesi ve sinemada kuralları yıkan No Wave hareketi bu ekonomik yıkıntının içinde çiçek açıyordu.

Bizim Coğrafyamızda Bohemlik Ne Zaman Başladı?

Genelde bohemliği Paris’in çatı katlarında doğan ve New York’un işgal evlerine taşınan ithal bir kavram olarak görürüz. Oysa İstanbul’un bohem kökleri, iki kıtayı birleştiren kadim kültür mozaiğinde kendi iklimini çoktan kurmuştu. 19. yüzyıldan itibaren geleneksel sınırları zorlayan sanatçıların sığındığı bu mahalleler, New York’un “downtown” tarihinden çok daha eski bir hafızaya sahipti. İstanbul’da bu ruhun kalbi; tiyatronun, modernleşmenin ve kozmopolitliğin merkezi olan Pera’da, yani Beyoğlu’nda atıyordu. İstiklal Caddesi’ndeki tarihi pasajlar, Çiçek Pasajı’nın gürültüsü, Nevizade ve Asmalımescit’in meyhaneleri sadece içki mekanları değil; şairlerin, ressamların ve yönetmenlerin fiziksel olarak birbirine değdiği açık hava atölyeleriydi.

Bohem Kültürün Sembol İsimleri Kimlerdir?

Bu geleneğin edebiyattaki en büyük anıtı, gazeteci ve yazar Fikret Adil’in mesken tuttuğu ve ölümsüzleştirdiği “Asmalımescit 74” idi. Abidin Dino’dan İbrahim Çallı’ya, Necip Fazıl’dan Peyami Safa’ya kadar dönemin tüm asi figürlerinin buluştuğu o oda; bugünün sosyal medya ağlarının asla taklit edemeyeceği kadar sahici, organik ve üretken bir merkezdi. O duman altı Beyoğlu bohemliğini anlamak için Fikret Adil’in İntermezzo (Bohem Hayatı) adlı eserine bakmak gerekir. İstanbul’a turneye gelen Yunan tiyatrocu Yorgos Pappas ile Matmazel Tina arasındaki imkansız aşkı ve Atina’ya kaçışlarını konu alan bu kitap, yazarın bizzat tanıklık ettiği bir “hakikatimsi roman, romanımsı hakikat” niteliğindedir.

Bohem Duraklar Neden ve Nasıl Yer Değiştirdi?

İstanbul bu atmosferi uzun süre muhafaza etti. Sait Faik ve Orhan Veli’lerin Lambo’nun Meyhanesi’nde taşıdığı bayrak, 1980’lerden itibaren Cihangir’in tarihi apartmanlarına ve yokuşlarına geçti. Anadolu Yakası’nda ise Moda Sahili’nin, kitapçıların ve plakçıların enerjisiyle Kadıköy’e yayıldı. Kuzguncuk’un ahşap konaklarındaki atölyelerde, Balat ve Fener’in çok kültürlü sokaklarında kendine sığınaklar buldu. Çünkü bohemlik aslında estetik bir seçimden ziyade, tamamen ekonomik bir koşulun sonucuydu. Günümüzde ise bohemliği Karaköy ya da Moda’daki bir kafenin dekoru, bir giyim tarzı ya da sosyal medyadaki vintage filtreler olarak tüketiyoruz.

Sanat Dünyası Neyi Kaybetti?

Tarihsel olarak bohemlik; düşük gelirle yaşayan sanatçıların aynı coğrafyada bir araya gelmesi, ucuz kiralar, vicdan azabı çektirmeyen boş zamanlar ve en önemlisi “başarısız olma özgürlüğü” demekti. Bugün ıskaladığımız en temel şey de bu: başarısız olma hakkı. Büyük sanat hareketleri sadece yetenekten değil; deneme-yanılma lüksünden, aylaklıktan ve yanlış yapma imkanından doğar. Oysa şimdiki dünya genç sanatçılara bu esnekliği tanımıyor. Karşılarındaki en büyük engel artık yaratıcı tıkanıklık değil, doğrudan kira endeksidir. Dijital dünya bize “Fiziksel mekâna ne gerek var, internet var. Berlin’deki müzisyenle İstanbul’daki yönetmen Discord’da buluşabilir.” illüzyonunu sunsa da, ekranlardan sızan şey sanatsal bir yaşam değil, sadece bitmiş işlerin pikselleridir. Bu yüzden sadece eski plakları veya Fikret Adil ve Orhan Veli’nin dizelerini değil; onların yetiştiği o ham dünyaları da özlüyoruz. Bohemler belki yok olmadı ama soylulaştırma dalgasına kapılan emlak piyasasında, İstanbul’dan New York’a kadar yaşayabilecekleri o özgür kentleri kaybettiler.

Tuğçe Madayanti Şen

İstanbul’dan New York’a Sanatın Kayıp Ruhu: Bohemler Nerede?
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir