Bu yıl 7’nci kez kapılarını açan Mardin Bienali, çağdaş sanatın eşsiz dokusunu kentin dört bir yanına yaymaya devam ediyor. Tarihi hanlar, dar sokaklar ve taş avlular sanatla dolarken, etkinliğe 35’ten fazla paralel sergi eşlik ediyor. Bu sergiler içinde en çok ilgi görenlerden biri, sanatçı İbrahim Ayhan’ın imzasını taşıyan ‘Bedenimde Bir Yer’ oldu. Ayhan, Güneydoğu Anadolu’nun yüzyıllardır süregelen deq (dövme) geleneğini kumaşlar üzerine işleyerek modern bir form kazandırıyor.
Güneydoğu Anadolu’nun Kadim İzleri
Sanatçı İbrahim Ayhan, uzun zamandır insan tenine kazınan bu mistik sembolleri tuvalleri olarak gördüğü kumaşlara taşıyor. Ayhan’ın bu köklü kültürle kurduğu bağın en önemli figürü ise 85 yaşındaki annesi Emine Ayhan. Bölgedeki kadınlar arasında nesilden nesle aktarılan bu tılsımlı geleneğin yaşayan nadir temsilcilerinden olan Emine Ayhan’ın hikâyesini dinlemek üzere Mardin’e 35 kilometre mesafedeki köyüne konuk olduk ve deq kültürünün derinliklerini konuştuk.
Emine Ayhan kendisini şöyle tanıtıyor: “Adım Emine Ayhan. Kaç yaşında olduğumu bilmiyorum. (Oğlundan aldığımız bilgiye göre 85.) Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı bir köyde yaşıyoruz. Beş çocuğum var.”
Anne Sütü, Kül ve İsten Gelen Sanat: Deq
Geleneksel deq yapımının detaylarını paylaşan Emine Ayhan, bu özel karışımın formülünü şu sözlerle açıklıyor: “Deq yapmak için kız doğurmuş bir kadının sütünü kül ve lamba isiyle karıştırırız. Sonra iğneyle dövmesini yaparız.” Bu sanatı icra etmenin belirli kuralları olduğunu belirten Ayhan, “Benim erkek kardeşim yoktu, o yüzden deq yapmayı öğrendim. Kızlarım yapamaz çünkü onların erkek kardeşleri var” diyerek geleneğin katı aktarım kurallarına dikkat çekiyor.
Bugün bu işi yapan tek kişinin kendisi olduğunu vurgulayan Emine Ayhan, “Eskiden romatizması olanlar ellerine, bacaklarına, başı ağrıyanlar ya da migreni olanlar alınlarına dövme yaptırırdı. Bu aylar deq yaptırmak için en uygun zamanlar. Baharda yaralar daha çabuk iyileşir. Yazınsa pek yapılmaz çünkü su değdiğinde enfeksiyon kapabilir” diyor.
60 Yıllık Bir Sırrın Sanata Dönüşümü
Oğlu İbrahim Ayhan’ın çalışmalarından gururla bahseden anne Ayhan, “Ben artık bu işi ona devrettim. Vallahi çok güzel yapıyor. Kumaşların üzerine iğneyle deq motiflerini işliyor, resim yapıyor. İnsanlar da çok beğeniyor” ifadelerini kullanıyor. İbrahim’in bu sanatı çocukken kendisini izleyerek öğrendiğini belirten Emine Hanım, hala ona rehberlik ettiğini de ekliyor: “Ben yapardım, o da baka baka öğrendi. Şimdi kumaş üzerine çalışıyor. Ben de yaptığı işlere bakıyorum, yanlış bir şey varsa düzeltiyorum.”
Sembollerin Dili: Üç Noktadan Ceylan Motiflerine
İbrahim Ayhan, deq kültürünün sadece estetik değil, şifa ve inanç odaklı bir gelenek olduğunu anlatıyor. Karışımda anne sütü ve isin yanı sıra antiseptik özelliği olan öd (safra kesesi sıvısı) kullanıldığını, motiflerin 3 veya 7 iğneyle deri altına işlendiğini belirtiyor. İbrahim Ayhan, 60 yıl boyunca gizlice bu işi yapan annesi hakkında şunları söylüyor: “Annem 60 yıl boyunca dövme yaptı ama ben bunu hiç bilmiyordum. Çocukken yüzündeki motifleri sorardık, ‘Gençken yaptığımız bir hata’ derdi. Ama aslında biz evde yokken hastaları gelir, onların bedenlerine işleme yapardı.”
Motiflerin anlamları ise oldukça derin. Ayhan, avuç içine yapılan üç nokta motifinin kuma gelmesini engellemek için yapıldığını anlatırken, “‘Vücudun en ağrıyan yeri burasıdır ve kumadan daha ağır bir şey yoktur’ derler” diyor. Hayat ağacının bereketi, ceylan motiflerinin ise güzelliği temsil ettiğini belirterek; “Göğüs üzerine yapılan çapraz iki ceylan motifi için mesela çocuk süt emerken güzel gözlü olsun, güzel yüzlü olsun, ceylan gibi yürüsün diye niyet edilir” bilgisini veriyor.
Yokluktan Doğan Yaratıcılık
İbrahim Ayhan, kendi sanat yolculuğunu ise şöyle özetliyor: “İlkokuldan sonra maddi imkânsızlıklardan okuyamadım. Sonra ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdim. Antalya’da grafik, Mersin’de resim bölümünü kazandım ve Mersin’de okumayı seçtim. 2010’da mezun oldum.” Mardin’den neden bu kadar çok sanatçı çıktığına dair ise dikkat çekici bir yorum yapıyor: “Biz çocukken bugünkü gibi oyuncaklarımız yoktu. Toprakla çok daha farklı bir bağımız vardı. Çamurdan oyuncaklar yapardık… Belki de o yokluk insanın yaratıcılığını ortaya çıkarıyordu.”
Son olarak, bu tılsımın kendisinde devam etmeyeceğini özellikle belirten sanatçı, “Bu tılsım bende tutmayacak. Teknikleri öğrendim ama bunun nazardan koruyacağı ya da aynı tılsımı taşıyacağı anlamına gelmediğini insanlara anlatıyorum” diyerek geleneğe olan saygısını ifade ediyor. Emine Ayhan ise kentin bu sanat dolu günlerinden oldukça memnun: “Mardin Bienali geldiğinde keyfim geliyor. Vallahi çok seviyorum.”




