Türkiye’de kamusal ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar her geçen gün derinleşiyor. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden diş randevusu bekleyenlerin sayısı 22 milyonu aşarken, hastanelerdeki yığılmalar ve aylar sonrasına verilen randevular, kamudaki plansızlık ile uzman hekim eksikliğini gözler önüne seriyor. Bir yandan her yıl açılan plansız fakülteler binlerce mezun verirken, diğer yandan kamu istihdamının yetersiz kalması ve kısıtlı uzmanlık kadroları genç diş hekimlerini işsizlik sarmalına itiyor. Meslek örgütleri, bu tablonun halk sağlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, “Zamanında yapılamayan tedaviler nedeniyle hastalar daha maliyetli ve ağır tedavilere yönelmek durumunda kalıyor. Bu kamu harcamalarını da artırıyor. Plansızlığın faturası hem halka hem hekime kesiliyor” açıklamasında bulunuyor.
Türkiye’nin Ağız Sağlığı Karnesi Alarm Veriyor
Özel sektördeki yüksek tedavi maliyetleri, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiş durumda. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası ağız ve diş sağlığı sıralamasındaki yerini de olumsuz etkiliyor. Mevcut verilere göre Türkiye, bu alanda durumu en kötü olan ülkeler arasında yer alıyor. Çocuk ve genç nüfusta diş çürüğü oranı yüzde 90’ı bulurken, ileri yaş gruplarında bu oran yüzde 99’a kadar çıkıyor. Tedavi edilmeyen ağız hastalıklarının ise kalp-damar rahatsızlıkları, diyabet, erken doğum ve solunum yolu enfeksiyonları gibi ciddi sağlık sorunlarını tetiklediği biliniyor. Bütçe yetersizliği ve koruyucu hizmetlerin eksikliği, bu olumsuz tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Diş Hekimliği Fakültelerindeki Kontrolsüz Artış
Yükseköğretim politikalarındaki plansızlık, diş hekimliği alanında çarpıcı bir boyuta ulaştı. Nüfus yapısı Türkiye ile benzerlik gösteren Almanya’da toplam 31 diş hekimliği fakültesi bulunurken ve bunların sadece biri özel statüdeyken, Türkiye’de fakülte sayısı 125’e çıkmış durumda. Üstelik bu fakültelerin yüzde 55’i vakıf üniversiteleri bünyesinde yer alıyor. Klinik altyapısı, laboratuvar olanakları ve akademik kadrosu yetersiz olan bu kurumlardan her yıl binlerce genç mezun oluyor; ancak kamuda eş zamanlı bir istihdam artışı sağlanmıyor. Bu durum hekimleri işsizliğe sürüklerken, toplumun nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını da zorlaştırıyor.
Uzmanlık Sınavında (DUS) Büyük Darboğaz
Sorunların en belirgin yaşandığı noktalardan biri de Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) süreçleri oldu. Son 3 yıllık süreçte sınava giren aday sayısı 3 bin 270’ten yaklaşık 10 bine yükseldi. Buna rağmen toplam uzmanlık kontenjanı sadece 897 ile sınırlı kaldı. Geçmiş dönemlerde her 5 diş hekiminden biri uzmanlık hakkı kazanabilirken, günümüzde bu oran her 11 hekimden birine düştü. Özellikle ağız, diş ve çene cerrahisi ile pedodonti (çocuk diş hekimliği) gibi kritik branşlarda kamu bünyesindeki uzman eksikliği krizi büyütüyor.
Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Diş Hekimi Hayriye Özcan, her yıl 10 bine yakın mezun verildiğini ancak istihdamın durma noktasına geldiğini belirtti. Özcan, son yapılan atamalarda yaklaşık 16 bin başvuruya karşılık sadece 340 civarında kadro açıldığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “Mezun sayısı artıyor ama istihdam yaratılmıyor. Özelde iş bulmak zor, bulunan işler çoğu zaman asgari ücret seviyesinde. Kamuda atama sayısı ise mezun sayısıyla kıyaslanamayacak kadar düşük. Uygulanan bu kısıtlama politikası, kamusal sağlık hizmetlerini de doğrudan olumsuz etkilemektedir. Toplumun uzman diş hekimi ihtiyacı bu kadar yüksekken kontenjanların baskılanması rasyonel bir sağlık planlamasıyla bağdaşmıyor.”
Yüksek Maliyetler ve “Diploma Ticareti” Eleştirisi
Yeni mezun bir diş hekiminin kendi muayenehanesini açabilmesi için en az 4-5 milyon liralık bir sermayeye ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Bu mali yük nedeniyle birçok mezun uzmanlık sınavına yönelmek ya da düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor. 2022 yılı mezunu işsiz diş hekimi Derya Yıldız, yaşadığı zorlukları şu sözlerle özetliyor: “Dışarıdan bakılınca diş hekimliği çok iyi bir meslek gibi görünüyor ama dört yıldır doğru düzgün çalışamadım. Sigortasız ya da düşük ücretli teklifler geliyor. Mesleğimiz diploma ticaretine dönüştürüldü.”
“Dünyadaki En Kötü Ağız Karnesine Sahibiz”
Türk Dişhekimleri Birliği önceki dönem başkanlarından Prof. Dr. Tarık İşmen, uzmanlık kontenjanlarının gerçek ihtiyaçlar analiz edilmeden belirlendiğine dikkat çekti. İşmen, mevcut durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Hem mezun fazla, hem de kamuda buna karşılık bir istihdam yok. 13-14 bin diş hekimi ayrıca devlette atama bekliyor. Bakanlığın raporlarına göre Türkiye her yıl 2-3 bin diş hekimi mezun ederse bunlara istihdam ya da sahada bir iş bulunabileceğini belirtiyor ama buna karşın diş hekimi kontenjanları şu anda 12 bine dayanması plansızlığın örneği.”
Türkiye’nin ağız sağlığı profilinin oldukça zayıf olduğunu belirten İşmen, “Dünyadaki gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü ağız karnesine sahip ülkeyiz. Bir diğer sorun da kamuda yığılma varken muayenehanelerde boş bekliyor. Çünkü tedavi hizmetleri pahalılaşıyor. Tam birbiriyle çelişkili bir durum” diyerek sektördeki derin krize işaret etti.




