Isparta’nın Uluborlu ilçesinde yer alan ve 800 yıllık geçmişiyle zamana meydan okuyan Bahçe Camisi, alışılagelmişin dışındaki mimarisi ve toprak damıyla dikkat çekiyor. Selçuklu Devleti döneminden miras kalan bu tarihi yapı, taş ve ahşabın eşsiz uyumuyla günümüzde de ibadete açık bir şekilde hizmet vermeye devam ediyor.
Bahçe Camisi’nin Mimarisi Neden Farklı?
1200’lü yıllarda inşa edildiği bilinen yapı, kubbesiz tasarımı ve dikdörtgen planıyla Selçuklu dönemi cami geleneğinin en kıymetli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Moloz taşlar ve ahşap hatıllar kullanılarak inşa edilen cami, orijinal dokusunu yüzyıllardır muhafaza ediyor. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Bakır, eserin Selçuklu’dan bugüne ulaşan en özgün yapılardan biri olduğunu vurguladı.
Yapı İçerisinde Hangi Bölümler Yer Alıyor?
Caminin tamamen taş malzeme kullanılarak ve bir kubbe olmaksızın inşa edildiğini ifade eden Bakır, yapının iç düzeni hakkında şu bilgileri verdi: “İç mekanda ahşap direklerle taşınan toprak damlı yapısı ve misafirlerin ağırlandığı ‘imaret odası’ ile döneminin özgün mimarisini yansıtıyor. Bu bölüm geçmişte misafirlerin ağırlandığı sosyal bir alan olarak kullanılmıştır”.
Mimari Ayrıntılar Nasıl Şekillenmiş?
Yapının ışıklandırma ve ulaşım detaylarına da değinen Doç. Dr. Abdullah Bakır, doğu ve batı cephelerinde beşer, güney cephesinde ise ikişer pencerenin yer aldığını belirtti. Kadınlar mahfiline dış kısımdaki bir döner merdivenle ulaşıldığını kaydeden Bakır, caminin tarihi önemini “Selçuklu dönemi mimarisini yerinde görmek isteyenler için çok önemli ve nadir bir örnek sunmaktadır” sözleriyle özetledi.




