Kültürel değerlerin korunması kapsamında Manisa’da kritik bir adım atıldı. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri’nin güvenliği için kurulan Havadan İzleme ve Güvenlik Merkezi resmi törenle hizmete açıldı.
Sardes’teki Yeni Güvenlik Merkezi Nerede ve Nasıl Açıldı?
Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti’nde kurulan merkezin açılışını Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy gerçekleştirdi. Kültürel mirasın korunmasının hayati önemine değinen Ersoy, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Bir kültür varlığını geri getirmek büyük başarıdır. Ama asıl hedefimiz ise o eserin ait olduğu topraklardan hiç kopmamasını sağlamaktır.”
Bin Tepeler Bölgesi Neden Hedef Alınıyordu?
Lidya Kralı Alyattes’in anıt mezarına da ev sahipliği yapan Bin Tepeler’in eşsiz bir arkeolojik peyzaja sahip olduğunu hatırlatan Bakan Ersoy, bu bölgenin geçmişte kaçak kazıların odağı haline geldiğini belirtti. Bazı tümülüslerin define avcıları tarafından iş makineleri kullanılarak telafisi imkansız şekilde tahrip edildiğini vurgulayan Ersoy, bu geniş coğrafyayı korumak için tehditleri erkenden tespit etmenin ve caydırıcı olmanın zorunluluk olduğunu ifade etti. Bu amaçla yıllar içinde bölge halkıyla farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü ve güvenlik birimleriyle koordinasyonun artırıldığını dile getirdi.
Teknolojik Takip Sistemi Nasıl İşleyecek?
Bakan Ersoy, sistemin detaylarını anlatırken Karnıyarık Tepe üzerinde bulunan eski kazı evinin modernize edilerek bir güvenlik üssüne dönüştürüldüğünü açıkladı. Havadan İzleme ve Güvenlik Merkezi bünyesinde gece görüş kabiliyetine sahip ve uzun menzilli İHA’lar görev yapacak. Havadan yapılan denetimlerde şüpheli bir durum veya yasa dışı kazı faaliyeti belirlendiği anda, bilgiler anlık olarak jandarma ekiplerine iletilerek müdahale sağlanacak. Pilot uygulamanın Sardes‘te başladığını belirten Ersoy, bu başarılı ekip çalışmasından dolayı kazı heyetine de teşekkürlerini sundu.
Kaçakçılıkla Mücadelenin Üç Temel Yapı Taşı Nedir?
Kültür varlığı kaçakçılığına karşı yürütülen stratejinin önleme, uluslararası iş birliği ve iade prensipleri üzerine kurulduğunu söyleyen Bakan Ersoy, şunları ekledi: “Bin Tepeler’de atılan adım bunlardan ilkinin önleyici korumanın güçlü ve somut bir örneğidir. 75 kilometrekareye yayılan böyle geniş bir alanı ve 100’ü aşkın tümülüsü geleneksel yöntemlerle sürekli gözetim altında tutmak kolay bir iş değil. Bu nedenle teknolojiyi kültürel mirasın korunmasının hizmetine sunuyoruz.”
Mücadelenin ikinci ayağı olan uluslararası iş birliği kapsamında ABD ile yapılan ortak çalışmaları örnek gösteren Ersoy, sınır aşan bu suçlara karşı yabancı adli ve kolluk makamlarıyla dirsek temasında olduklarını kaydetti. Stratejinin son halkası olan iade süreci için ise “Yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılan eserlerimizin izini dünyanın neresinde olursa olsun sürüyoruz” mesajını verdi.
Bugüne Kadar Kaç Eser Türkiye’ye Geri Getirildi?
Tarihi eserlerin ana vatanına döndürülmesi konusundaki verileri paylaşan Bakan Ersoy, 2002 senesinden bu yana toplam 13 bin 474 kültür varlığının Türkiye’ye iadesinin sağlandığını bildirdi. Bu eserlerin 9 bin 159 adedinin son sekiz yıllık süreçte geri kazandırıldığını belirten Bakan, “Tüm bu eserleri yalnızca geri getirmedik. Anadolu’nun parçalanmış kültürel mirasını yeniden bütünledik. Manisa ise bu mücadelenin devamını somut biçimde gösteriyor” dedi.




