Sanatorium’un Tophane’deki mekanına adım attığımızda, tavan kısmına yerleştirilmiş metal bir labirent heykeli karşılıyor bizi. Matematiksel bir temel üzerine inşa edilen bu yapı, çağdaş sanatçı Sergen Şehitoğlu’nun ilgi odağı olan hesaplamalı formların bir yansıması. İçinde durmaksızın ilerlediğiniz, bitmek bilmeyen döngüleri ve çıkmaza çıkan koridorlarıyla bu matris, aslında içinde yaşadığımız dünyanın labirentleşmiş bir tasviri niteliğinde.
Mühendislikten Fotoğraf Sanatına Bir Kariyer
Eğitim hayatına Yıldız Teknik Üniversitesi’nde makine mühendisi olarak başlayan, sonrasında Marmara Üniversitesi’nin fotoğraf bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Şehitoğlu, eserleri Londra’dan Berlin’e kadar pek çok global sanat merkezinde sergilenmiş bir isim. Sanatçının adını Jorge Luis Borges’in ‘Yolları Çatallanan Bahçe’ isimli öyküsünden alan yeni sergisinde; bu metal yerleştirmenin yanı sıra tek kanallı bir video çalışması ve büyük ebatlı fotoğraf baskıları yer alıyor. Vitrin tasarımı üzerine de çalışmalarını sürdüren Şehitoğlu ile eserlerinin sergilendiği Sanatorium’un Tophane’deki galerisinde bir araya gelerek çalışmaları üzerine konuştuk.
Sonsuz Döngülerin İçindeki Süreç
◊ Yarattığınız labirentin bir girişi ve çıkışı var mı? Ya da kestirme yolları…
“Girişi ve çıkışı yok. Kestirme yol da yok, çünkü zaten bir amacı yok. Sadece içinde devam eden bir süreç. Benim için zorlayıcı olan da buydu; sonsuz devam etmeler koydum içine… Hiç durmadan ilerlediğiniz ama hiç çıkamadan ömrünüzü geçirdiğiniz bir yapı. Ama bunu hiç depresif bir yerden görmüyorum.”
◊ Labirentin içinde herkes eşit mi?
“Evet, ben böyle olduğuna inanıyorum. Bazen başarı ya da başarısızlık gibi şeylere çok odaklanıyormuşuz gibi geliyor. Vücudumuza nasıl davranacağımıza, ne kadar uyuyacağımıza, hangi besini alacağımıza da bir başarı gibi bakıyoruz. Bunlar hiç durmadan bize pompalanıyor. Sanki hepsi bir oyun ve oyunu kazanmak zorundaymışız gibi. Oysa zaman akıyor.”
Sanat ve Tasarımın İki Farklı Dünyası
◊ Yaratıcılığınızı kullandığınız bir alan daha var: Vitrin tasarımı. Sanki orada bambaşka ve rengârenk bir dünya var…
“İki ayrı kimlik gibi oldular. Ben sanat üretimimde öyle çok renklerle, eğrisel formlarla insanların karşısına çıkmıyorum. Çünkü daha nedensel bir yerden sanat üretiyorum. Sergide gördüğünüz her şeyin benim kafamda nedensel bir karşılığı var. Burada bana sorup cevabını alamayacağınız hiçbir şey yok. İşte rengin olmama sebebi de bu. Çünkü o renge bir karşılık veremiyorsam kullanamıyorum. Tutarlı bir yapı oluşturmaya çalışıyorum. Fakat tasarım alanı benim için çok özgür. Yani orada istediğim şeyi tamamen estetik sebeplerle, gözüme hoş geldiği için yapabiliyorum.”
Mekân Tasarımı ve Festival Alanları
Sanatçı aynı zamanda mekân tasarımları da gerçekleştiriyor. Tersane İstanbul bünyesinde düzenlenen Bahar Edition etkinliğinde kiosk’lardan yürüyüş parkurlarına kadar tüm alanı kurgulayan Şehitoğlu, Manifest grubunun Manifest isimli festivalinde de 2-3 dönümlük bir alanı, oturma ünitelerinden dans pistlerine kadar baştan sona tasarladı.
Analitik Üretim ve Kişisel Özgürlük
◊ Sanatta olduğu kadar tasarımda da özgür müsunuz?
“Tasarımda ortada çok net brief’ler (açıklamalar) var. Bir marka var, fayda esası var, geçicilik var, dönemin getirdikleri var. Ben bu faktörlerin bilinciyle çok analitik bir şekilde o tasarımları üretiyorum. Sanat alanı öyle değil. Ufak bir çerçevenin rengi, fotoğrafın boyutu, basılacağı kâğıt… Hiçbiri için dışarıdan fikir almıyorum. Dolayısıyla çok net bir ayrım var.”
◊ Tasarımlarınız bir sanat eserine bakıyor hissi de uyandırıyor…
“Orası oyun bahçesi gibi. Orada kızlarımın (5 ve 12 yaşında iki kızı var) da beğeneceği şeyler göstermek istiyorum. Bana diyorlar ki “Baba, çok iyi sanat yapmışsın.” Önünde fotoğraf çektiriyorlar. Çok keyif alıyorum.”
Hermès ile Başlayan Tasarım Yolculuğu
Tasarım macerasının nasıl başladığını anlatan Şehitoğlu, yaklaşık 6 yıl önce Hermès markasından bir teklif aldığını belirtiyor. Eşi Tuba Şehitoğlu’nun mimar olması sebebiyle mekân kurgusuna aşina olduğunu dile getiren sanatçı, süreci şu sözlerle aktarıyor: “İlk olarak bir yaz vitrini yaptık. Çok beğenildi. “Eylülde de yapar mısın” dediler. Sonra aralık ayında da yaptım. O ilerlerken başka markalar geldi. Ben de bu işi çok sevdiğime karar verdim.”
Çağdaş sanat dünyasının önemli isimlerinden Sergen Şehitoğlu’nun 18 Temmuz tarihine kadar ziyaret edilebilecek üç farklı yapıttan oluşan ‘Çatallanan Yollar’ sergisi Sanatorium’da sanatseverleri bekliyor.




