fbpx
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Sınıf Bilinci ve Tüketim Kıskacı: Mülksüzler’den Stalker’a

Sınıf Bilinci ve Tüketim Kıskacı: Mülksüzler’den Stalker’a

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ursula K. LeGuin’in 1974 senesinde yayımlanan eşsiz ütopyası Mülksüzler‘de, Tirin karakteri mülkiyet sahipleriyle alay ederken “Saten alın beni, birazcık parayla saten alın beni!” ifadelerini kullanır. Başkarakter Shevek’in dostu olan Tirin, ‘satın alma’ eyleminin mantığını teorik olarak kavrasa da, hayatı boyunca hiçbir şeyi alıp satmadığı için bu kelimenin nasıl telaffuz edileceğini dahi tam olarak bilmemektedir. Bu arada, BirGün’ün özel içeriklerini ve günün kritik gelişmelerini takip etmek isterseniz, buraya tıklayarak WhatsApp kanalına abone olabilirsiniz.

Mülkiyet ve Özgürlük: Neler Oluyor?

LeGuin’in kurguladığı Anarres, her türlü mülkiyet anlayışının dışlandığı anarko-komünist bir gezegendir. Burada doğadan gelen veya insanlarca üretilen her nesne sadece kullanım değeri taşır; ‘meta fetişizmi’ ya da ‘değişim değeri’ gibi kavramlara yer yoktur. Tüm ihtiyaçlar ÜDE (Üretim ve Dağıtım Eşgüdümü) isimli bir sivil yapı tarafından adilce bölüştürülür ve toplumsal yaşamda kadın ile erkek arasında mutlak bir eşitlik hakimdir.

Diğer yanda ise Urras bulunmaktadır. Tirin’in alay ettiği bu dünya, insanların ‘mülk sahipleri’ ve ‘mülksüzler’ olarak keskin çizgilerle ayrıldığı, kadınların nesneleştirilerek aşağılandığı, erkek egemenliğindeki ‘oligarşik kapitalist’ bir cehennemi andırır. Roman, fizikçi Shevek’in Anarres’ten Urras’a yaptığı yolculuk üzerinden bu iki farklı hayat tarzını masaya yatırır. Okur, Urras’ın zenginlikleri içindeki derin sınıfsal sömürüyü ve insani yabancılaşmayı görürken, Anarres’in kıtlıklarla dolu yapısında insanların -bürokratik tehlikelere rağmen- nasıl insan kalabildiğine şahitlik eder.

Tüketim İdeolojisi: Ne Zaman ve Nasıl Gelişti?

İkinci Dünya Savaşı’ndan Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar geçen yaklaşık 50 yıllık periyotta, kapitalist bloktan SSCB’ye yönelik eleştiriler genellikle ürün çeşitliliği ve miktarı üzerine yoğunlaşmıştı. Sovyetler’de kaliteli mal eksikliği ve uzun kuyruklar olduğu iddia edilirken; ‘Amerikan yaşam tarzı’ olarak pazarlanan krediler ve ‘mortgage’ dünyası, gerçek özgürlük ve refahın adresi olarak lanse ediliyordu.

Bu mantıksız kıyaslamanın en çarpıcı örneklerinden biri, Andrei Tarkovsky’nin 1979 yapımı Stalker/İzsürücü filmi hakkında kaleme alınan bir eleştiride görülür. Filmde, gizemli ve yasaklı bir bölgedeki, insanların en derin arzularını gerçekleştiren bir odaya yapılan yolculuk anlatılır. Fransız eleştirmen ve yönetmen Danièle Dubroux, bu felsefi hakikat arayışını kapitalist bir bakış açısıyla yorumlayarak, odayı şaşırtıcı bir biçimde şöyle tanımlar: “Özgür bir alışveriş alanı olarak Batı Almanya’nın Doğu Almanya için anlamı” (Cahiers du cinéma, Sayı: 330, Aralık 1981).

Sınıf Bilinci ve ‘Pis İşler’: Neden Hâlâ Önemli?

Kitle kültürü endüstrisi, televizyon reklamları, Hollywood yapımları ve sosyal medya aracılığıyla bu ideolojiyi beslemeye devam ediyor. Sovyetler Birliği yıkılmış olsa da asıl hedef olan ‘sınıf bilinci’, hala bir tehlike olarak görülmektedir. Kapitalist sistem, bu bilincin uyanmasını engellemek için narkoz etkili bir tüketim akışı sağlamaktadır.

Meseleyi yine LeGuin’in romanındaki bir diyalogla özetlemek mümkündür. Shevek ile Urraslı Oiie arasındaki konuşmada, madencilik ya da çöp toplama gibi ‘pis işler’in nasıl yapıldığı tartışılır. Shevek, bu işlerin herkes tarafından dönüşümlü yapıldığını anlatırken, Urras’taki durumu sorgular. Oiie’nin verdiği cevap sömürünün temelini ortaya koyar:

“‘Burada pis işleri kimin yaptığını bilmiyorum’ dedi. ‘Kim yapar onları? Neden yaparlar? Daha fazla mı para alırlar?’ / ‘Bazen tehlikeli işler için daha fazla alırlar. Yalnızca hizmetçilik işleri içinse, hayır. Daha az.’ / ‘Neden yaparlar o halde?’ / ‘Çünkü düşük ücret, hiç olmamasından iyidir’ dedi Oiie.” (Çev: Levent Mollamustafaoğlu, Metis Yay.)

Kapitalizm, işçinin bu düzen üzerine kafa yormamasını hedefler. Kitle kültürü estetiği, bir sekreterin sorununu patronun kızıyla aynı ruju sürebilmesine, sanayideki bir çırağın derdini ise zengin gencin telefonuyla aynı modele sahip olabilmesine indirger. Bu yanılsama içinde kişi, biriktirdiği parayla veya borçla bir nesneye sahip olduğunda sınıf atladığını sanır. Oysa gerçekte daha da yoksullaşmaktadır. Sömürü o kadar derinleşmiştir ki, karşılarında durup “Saten alın beni, birazcık parayla saten alın beni!” diyen birine sadece kahkahalarla gülüp geçerler.

Sınıf Bilinci ve Tüketim Kıskacı: Mülksüzler’den Stalker’a
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir