63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilen “Bir Anne Hakkında” ile “Ölü Arının İğnesi”, kadınların karşılaştığı zorlukları, ahlaki tercihleri ve yas duygusunu seyirciyle birlikte tartışmaya açtı.
Sibel’in çıkmazında aile ve ahlak
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamındaki filmlerin ekipleri, Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’ndaki gösterimlerin ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı.
Büşra Bülbül’ün yönettiği “Bir Anne Hakkında”, ağırlaşan yaşam koşulları içinde ahlaki bir ikilemle karşı karşıya kalan Sibel’in hikâyesine odaklanıyor. Bülbül, karakterin iç çatışmasını gündelik hayatın sakin anlarıyla aktarmayı seçtiğini belirterek, “Hayatın içerisinde mücadele eden bir kadın nasıl gözüküyorsa öyle; aslında içinde yaşar ya o duyguyu, çok dışarı yansıtmaz. Ben de aynı bu şekilde göstermek istedim” dedi.
Sibel’i oynayan Sevda Erginci, rolün ahlak anlayışını değiştirdiğini söyledi: “Sibel’den sonra fark ettim ki ahlaki sınırlar tamamen koşullarla ilgili.” Ecmel İs Ergür ise karakteri çaresizliğe sürükleyen unsurun ailesi olduğunu belirterek, “Onu o zor yola, çaresizliğe iten ailesiydi. Günün sonunda tüm yük Sibel’in üstüne kalıyor” diye konuştu.
Oyuncu seçimi direktörü Filiz Çelik, filmin yönetmen, başrol oyuncusu, yapımcı ve oyuncu seçimi direktörünün kadınlardan oluştuğunu vurguladı. Çelik, “Kadın kadının kurdu değil yurdu; biz de bunu böyle yaşadık” ifadelerini kullandı.
Bir trajedinin ardından suçluluk ve yas
Aydın Orak’ın yönettiği “Ölü Arının İğnesi” ise avukat Yusuf’un kazara iki aylık bebeğinin ölümüne yol açmasının ardından eşi Ayşe ile yaşadığı çatışmayı anlatıyor. Orak, hikâyenin kendi babalık deneyiminden ortaya çıktığını belirterek, “İnsan o zaman vicdanıyla, hatasıyla nasıl yüzleşecek ve nasıl üstesinden gelebilecek? Ana hikâye aslında vicdan meselesi” dedi.
Yusuf karakterini canlandıran Cansel Elçin, senaryonun ağırlığı sebebiyle ilk etapta rolü kabul etmek istemediğini söyledi: “Çünkü çok ağır bir trajedi. Öte yandan hikâye, bir erkeğin gözünden bir kadını anlatıyor aslında.” Ayşe rolündeki Zeynep Tuğçe Bayat ise karakterini yargılamadan anlamaya çalıştığını ifade etti.
Çekimler sırasında oğlunun altı aylık olduğunu aktaran Bayat, anneliğin sorumluluklarına dikkat çekerek, “Bu filmde kadın arkada kalıyor gibi duruyor ama her duyguyu aynı anda taşıyabilmek ve içinde fırtınalar kopsa yine de güçlü olabilmek durumunda. Ve aslında bu, toplumun bir portresi bence” ifadelerini kullandı.
Nilüfer Açıkalın, filmin ahlak, vicdan ve merhamet kavramlarını bir trajedi üzerinden ele aldığını söyledi: “Bir trajedi üzerinden kadın-erkek meselesine bakıyoruz, kadının da erkeğin de acısına tanık oluyoruz.” Mehmet Çepiç ise canlandırdığı karakteri, “Kendi çocuğunun yaşamı için insanlara ölümü tattırabilecek kadar vicdansız bir adam” sözleriyle tanımladı.

