fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Sadık Gürbüz’den 50. Sanat Yılı: Sevda, Gurbet ve Direnç Türküleri

Sadık Gürbüz’den 50. Sanat Yılı: Sevda, Gurbet ve Direnç Türküleri

Sadık Gürbüz, 50. sanat yılını Mayıs ve Haziranda İstanbul’daki konserlerle kutlayarak yarım asırlık toplumsal tanıklığını dinleyicisiyle paylaşıyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de türküler, çoğu zaman baskılanan duyguların, dile getirilemeyen gerçeklerin ve isimsiz acıların en gür sesi oldu. Darbe dönemlerinden yasaklara, yoksulluk sancılarından zorunlu göçlere uzanan bu köklü tarihte bazı sesler susturulurken, kimileri ise her şeye rağmen söylemeye devam etti. Yarım asırdır bu ısrarlı duruşun en önemli temsilcilerinden biri olan Sadık Gürbüz, 1970’lerin görece özgür atmosferinden 12 Eylül’ün karanlığına, oradan da günümüzün kısıtlayıcı iklimine uzanan müzikal serüveninde “sevda”yı ve “kavga”yı aynı ezgide buluşturdu. Kavga kelimesinin yasaklı olduğu dönemlerde anlatısını “gurbet” üzerinden kuran sanatçı için müzik, şiirle harmanlanan ve toplumsal hafızayı diri tutan bir tanıklık biçimi haline geldi.

Şu günlerde 50’nci sanat yılını özel bir konser serisiyle kutlamaya hazırlanan Gürbüz, uzun süren sessizliğini bozarak yeniden dinleyicisiyle kucaklaşıyor. Ancak bu buluşmalar klasik bir kutlamadan ziyade, sanatçının deyimiyle insanların yalnız olmadıklarını anladıkları, ortak hislerini ve itirazlarını paylaştıkları birer platform niteliğinde. Albümlere giremeyen eserlerden geleneksel deyişlere, çağdaş edebiyatın dev isimlerinin şiirlerinden kendi özgün yorumlarına kadar geniş bir seçkiyle sahne alacak olan Gürbüz’ün bu performansı; ekonomik darlıkların ve daralan kültürel alanın ortasında bir sanatçının 50 yıllık emeğinin ötesinde, kolektif bir direniş çağrısı anlamı taşıyor.

Sadık Gürbüz’ün 50 Yıllık Yolculuğunu Şekillendiren Unsurlar Nelerdir?

Müzik kariyerine 1976 yılında adım atan Sadık Gürbüz, tiyatro kökenli olmasının verdiği gözlem yeteneğiyle insanların sessiz dünyalarını anlamaya odaklandığını belirtiyor. Sanatçı, “Biz o sessizlerin sesi olmaya çalıştık. Bunu kendimize görev bildik. ‘Sevda’yı anlattık. Benim bunca yıldır içinde olduğum duygu budur” sözleriyle temel motivasyonunu açıklıyor. Müziğe başladığı dönemde sloganı olan “Sevda ve Kavga Türküleri”, 12 Eylül sonrasında yerini “Sevda ve Gurbet Türküleri”ne bırakmak zorunda kalmış. Gürbüz, gurbetin acısını, yoksulluğu ve ülkenin içinden geçtiği durumları türküleri aracılığıyla dolaylı yoldan sorgulatmayı hedefliyor. Kendi sözlerinden ziyade şairlerin gücünden yararlanan sanatçı, Ahmed Arif‘in şu dizelerini hatırlatıyor: “Bunlar, engerekler ve çıyanlardır/Bunlar, aşımıza, ekmeğimize/Göz koyanlardır/Tanı bunları”

50. Yıl Konserleri Ne Zaman ve Nerede Yapılacak?

Sanatçı, 12 Eylül baskısı nedeniyle vaktiyle albümlere alınamayan eserleri ve klasikleşmiş türküleri seslendireceği konser programını şu şekilde duyurdu: 8 Mayıs’ta Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi, 15 Mayıs’ta Caddebostan Kültür Merkezi ve 12 Haziran’da Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi. Ekonomik şartların zorluğu ve sponsor eksikliği nedeniyle İstanbul dışına orkestrayla gitmenin imkansız olduğunu belirten Gürbüz, uygun koşullar oluşursa tek başına da olsa diğer şehirlerdeki dinleyicileriyle buluşmak istediğini ifade ediyor.

Müzikte Şiirin ve Biçimin Rolü Nedir?

Eserlerinde Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Enver Gökçe, Ahmed Arif, Sennur Sezer, Refik Durbaş, Mehmet Başaran, Eray Canberk, Melih Cevdet Anday, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Mehmet Kemal ve Orhan Kemal gibi isimlerin şiirlerini besteleyen Gürbüz, türküler arasında şiir okuma geleneğini başlatan isim olduğunu vurguluyor. Müzikte çoksesliliğe önem veren sanatçı, Pir Sultan Abdal ve “Toprağım ve Sevdam” gibi senfonik çalışmalarının geçmişte eleştirilmesine rağmen özü ve biçimi bir arada tutma gayretinden vazgeçmediğini dile getiriyor. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın kendisi hakkındaki “Sadık Gürbüz gibi yapın” sözünü ise bir onur nişanı olarak taşıyor.

Geçmişten Günümüze Toplum ve Sanat İklimi Nasıl Değişti?

1970’lerin coşkulu halk hareketi ile bugünün baskıcı atmosferini kıyaslayan Gürbüz, o yıllarda türkücülerin daha cesur olduğunu ve özgür bir ortamda üretim yaptıklarını söylüyor. Günümüzde bin yıllık türkülerin bile yargılandığı bir noktaya gelindiğini belirten sanatçı, emeğin sömürülmesinin devam ettiğini ve en temel anayasal hakların engellendiğini savunuyor. Telif hakları konusunda ise 50 yılda “50 kuruş” dahi kazanamadığını, ancak meslek birliklerinin bu hak mücadelesini başarıyla yürütmesini temenni ettiğini ekliyor.

Sanatçının Tiyatro Geçmişi ve Medya Özgürlüğü Hakkındaki Görüşleri Nelerdir?

Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul‘un öğrencisi olarak yetişen Gürbüz, yönetim değişikliği sonrası Vasfi Rıza Zobu tarafından görevden uzaklaştırılmasını hala unutamadığını anlatıyor. Tiyatroya olan özlemini sinema ve dizi oyunculuğuyla dindirmeye çalıştığını söyleyen sanatçı, basın özgürlüğü konusundaki hassasiyetini de şu sözlerle ifade ediyor: “Gazeteciyi tutuklamak benim elimden hakkımı almaktır. O hak; ekmek, su, hava, yaşamak gibidir. Haber vermek gazetecinin görevidir, haber almak benim hakkımdır.”

Sadık Gürbüz’den 50. Sanat Yılı: Sevda, Gurbet ve Direnç Türküleri
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir