fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Moskova’da Özgür Medyanın Son Nefesi: Sakıncalı Arkadaşlarım

Moskova’da Özgür Medyanın Son Nefesi: Sakıncalı Arkadaşlarım

TV Rain çatısı altında görev yapan genç muhabirler Anna Nemzer, Ksenia Mironova, Sonya Groysman ve Olga Churakova, Rusya’daki son çalışma dönemlerini üzerlerindeki "yabancı ajan" (иноагент) etiketiyle geçirdiler. Mevzuat gereği her...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

TV Rain çatısı altında görev yapan genç muhabirler Anna Nemzer, Ksenia Mironova, Sonya Groysman ve Olga Churakova, Rusya’daki son çalışma dönemlerini üzerlerindeki “yabancı ajan” (иноагент) etiketiyle geçirdiler. Mevzuat gereği her yayın öncesinde, “Bu yayın, yabancı ajan işlevi gören bir kuruluş tarafından oluşturulmuştur” şeklindeki mekanik uyarıyı seslendirmek ya da ekranda göstermekle yükümlüydüler. Bu ifade yalnızca bürokratik bir detay değil; iktidarın, hakikati dile getirenin kimliğini lekeleyerek mesajın özünü en baştan itibarsızlaştırma çabasının bir parçasıydı. Mubi’de izleyiciyle buluşan My Undesirable Friends: Last Air in Moscow (Sakıncalı Arkadaşlarım: Moskova’da Son Yayın) belgeselini takip ederken, bu yüzlerde her coğrafyanın vicdanında yer edinen o yorgun ama azimli ifadeyi gördüm.

Kimler “Yabancı Ajan” İlan Edildi?

Gotham Ödülü ile uluslararası başarısını tescilleyen ve Oscar kısa listesinde de yer bulan bu yapımın, ana akım kanallar tarafından mesafeli karşılanması pek şaşırtıcı sayılmaz. Julia Loktev imzalı beş bölümlük bu devasa belgeselin ilk üç kısmı, Rus hükümetinin “devlet düşmanı” olarak nitelediği kişilere uyguladığı sistemli izolasyonu mercek altına alıyor. Yönetmenin özneleriyle kurduğu samimi ilişki, bir paranoyanın ötesinde, inatçı bir dayanışma ruhunu ve gerçeğe olan sadakati görünür kılıyor. Sovyetler Birliği doğumlu olan ve çocuk yaşta ABD’ye göç eden Julia Loktev, filmi kasten cep telefonuyla kaydetmiş. Kameranın küçüklüğü ona görünmezlik kazandırırken, bu durum en kapalı kapıların ardına girmesini sağlamış.

Julia Loktev Gerçeği Nasıl Kaydetti?

Belgesel de aslında bu küçülme ve daralma mantığıyla ilerliyor. Her bölümde karakterlerin hareket alanı biraz daha kısıtlanıyor ve seyirci bu durumu ani bir kırılmayla değil, birikerek artan bir hisle deneyimliyor. Yapımın 5 saat 24 dakikalık süresi başlangıçta korkutucu gelse de, bu uzunluk anlatının ayrılmaz bir unsuru. Film hızlı bir yıkımı değil, yavaş yavaş daralan bir yaşam alanını belgeliyor; bu daralma ancak bu kadar uzun bir süreyle hissedilebilir hale geliyor. Belgesel, “Geriye ne kalıyor?” sorusuna sarsıcı bir yanıt veriyor: Tek sesli bir gerçeklik. Ve bu gerçeklik her zaman derin bir sessizlikten ibaret değil; aksine, bazen çok gürültülü ve aşırı özgüvenli bir tonla konuşuyor.

Baskı Mekanizması Nasıl İşliyor?

Belgeselin ritmi ve tonu, ilerleyen bölümlerde 2022’deki Ukrayna işgaliyle beraber tamamen başkalaşıyor. “Savaş” sözcüğünün kullanımı yasaklanırken, bağımsız medya kuruluşları tek tek kapatılıyor. Gazeteciler ise ya vatanlarını terk etmek ya da yıllar sürecek ağır yaptırımlarla yüzleşmek arasında bir tercihe zorlanıyor. Bu noktada çalışma, sadece bir gözlem olmaktan çıkıp tanıklığa evriliyor. Tuğçe Madayanti Şen, son yıllarda şahit olduğu olayları çıplak gözle izleyemediğini, her satırı ve kareyi istemsizce kuramlara bağlayarak anlam aradığını belirtiyor. Bu durumun, öfke ve çaresizliği dizginlemeye çalışan bir savunma mekanizması olduğunu ifade ediyor. Foucault‘nun Panoptikon kavramı burada devreye giriyor: Korku artık dışarıdan gelmiyor, bireyin kendi iç sesine dönüşüyor. Otosansür, bilinçli bir karardan ziyade bir hayatta kalma refleksine dönüşüyor. Arendt‘in dikkat çektiği üzere baskı, sadece bedeni değil, düşünme ve yargılama yetisini de felç ederek önce iç dünyamızı, ardından ortak dünyamızı verimsizleştiriyor. “Yabancı ajan” damgası sadece gazetecileri susturmakla kalmıyor, hakikati fark eden herkesi kendi zihninde tecrit ediyor.

Küresel Bir Vicdan Ortaklığı Mümkün mü?

Bu belgeseli izlerken hissettiğim bunaltı daha da katmerlendi. Moskova’daki bir muhalif gazetecinin yaşadıkları, Filipinler’dekinin kaderiyle örtüşüyor. Sistem, farklı coğrafyalarda benzer refleksler sergiliyor. Kötülük bu denli organize ve evrensel bir yapıdayken, iyiliğin de örgütlenip örgütlenemeyeceği sorusu akıllara geliyor. Somut bir adım görülmese de bu soru her daim varlığını koruyor. Bazı insanlar yıkmak için var olsa da, bazıları evrimsel bir sezgiyle daha iyiye yöneliyor. Kötülük yukarıdan aşağıya kopyalanıyorsa, bu çekim gücü de aşağıdan, vicdan ortaklığıyla inşa edilebilir. Bu bir analizden ziyade bir ihtiyaç ve şimdilik bu düşünceye tutunmaktan başka bir yol görünmüyor.

Baskının ulaştığı en ileri aşama, kitlelerin konuşamaması değil, artık konuşacak bir şeyin kaldığına dair inançlarını kaybetmeleridir. My Undesirable Friends: Last Air in Moscow belgeseli, hakikatin bir “saldırı” olarak kodlandığı o gri atmosferi, giderek artan bir klostrofobiyle kayıt altına alıyor.

DARALMA VE TEK SESLİ GERÇEKLİK

TANIKLIĞIN AĞIRLIĞI

KÜRESEL BİR EMPATİ ZEMİNİ

Tuğçe Madayanti Şen

Moskova’da Özgür Medyanın Son Nefesi: Sakıncalı Arkadaşlarım
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir