fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Kaydedilmeyen Anlar: Fotoğrafını Çekmediğimiz Yaşantılar

Kaydedilmeyen Anlar: Fotoğrafını Çekmediğimiz Yaşantılar

Gece yolculuğunda Yaşar Kemal’i rüyasında gören yazar, dijitalleşen dünyada anıların metalaşmasını ve gerçek tanıklığın önemini tartışıyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yalnız başıma çıktığım uzun bir kara yolculuğunda, gecenin sessizliğinde dümdüz bir ovada ilerliyordum. Bir an geldi ki, uyku tüm ağırlığıyla üzerime çöktü. Gözüme çarpan ilk ağacın altına aracımı park ettim. Nadiren geçen yük kamyonları dışında etrafta ne bir yerleşim yeri ne de bir ışık hüzmesi vardı; yalnızca tepemde parıldayan yıldızlar bana eşlik ediyordu. Bu derin sessizliğin içinde uykuya dalmak hiç de zor olmadı. Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak adına BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Düşlerin Yolculuğunda Kimlerle Karşılaşıldı?

Uykumda Yaşar Kemal’i gördüm. Onu kaybettiğimiz günlerde de rüyamda birlikte bir tren yolculuğuna çıkmıştık. O zaman bana hayal gücünün ne kadar hayati olduğundan bahsetmişti; bir karanlıktan gelip diğerine gittiğimiz bu hayata, düş gücü olmadan tutunmanın imkansızlığını anlatmıştı. Bu rüya, sanki o eski yolculuğun bir devamı gibiydi. Ancak bu kez trende Ahmet Telli de yanımızdaydı. Şairin ‘Su Çürüdü’ yapıtındaki ‘Soluk Soluğa’ kısmını Yaşar Kemal’in şu meşhur sözüyle açtığını hatırlıyordum: “O güzel atlılar, o güzel atlara binip çekip gittiler…” Trendeki diğer yolcuların hiçbirinde telefon olmayışı rüyamda dikkatimi çeken garip bir ayrıntıydı. Uyandığımda zihnimde Ahmet Telli’nin “Büyük aşklar yolculuklarla başlar” dizesi yankılanıyordu. Telefonumdan şiirin devamına baktığımda şu mısralarla karşılaştım: “Sislenen anılar kaldı bize onlardan / renkleri bozulup duran solgun anılar…”

Issız Bir Ovada, Bir Ağaç Gölgesinde Neler Yaşandı?

Arabadan indiğimde gökyüzündeki yıldızlar tüm görkemiyle üzerimde duruyordu. Karanlıkta fark etmediğim bir ayrıntıyı, ağacın dibindeki çeşmeyi ancak o an görebildim. İçimden bir ses, bu ağaç ve çeşme manzarasını ölümsüzleştirmemi, Instagram’da paylaşarak beğeni toplamamı söyledi. Fakat bunu yapmadım. Aklıma Roland Barthes ve ‘Camera Lucida’ kitabı geldi. Barthes, annesinin vefatından sonra bulduğu kış bahçesi fotoğrafını kitabına koymamayı tercih etmişti. Gerekçesi ise çarpıcıydı: “Sizin için sıradan bir kare olurdu, benim içinse yara.” Bir görüntünün asıl kıymeti bazen paylaşılmamasında gizlidir. Çünkü sergilenen fotoğraf artık herkese aittir; saklanan ise yalnızca sahibinindir.

Modern İnsanın Deneyimi Ne Zaman Bir Aygıta Devredildi?

Çeşmenin şırıltısı eşliğinde ağacın altında otururken, Ahmet Telli’nin “sislenen anılar” ifadesi üzerine düşündüm. Artık sadece yaşamak yetmiyor, her anın belgelenmesi bir zorunluluk haline geliyordu. Gidilen her yolun, yenen her yemeğin bir dijital dosya üretmesi bekleniyordu. Agamben’in belirttiği gibi, modern insan deneyimleme yetisini bir aygıta devretmişti. Kamerasını bir manzaraya doğrultan turist, o anı bizzat yaşamak yerine makineye yaşatıyordu. Fotoğraf çekmek, anıyı korumaktan ziyade, o anın gerçekliğinden muaf tutulmak anlamına geliyordu. Bu durum, on binlerce kareden oluşan, içi dolu ama aslında bomboş ve aç arşivlerin birikmesine yol açıyordu. Oysa bir de “sislenen anılar” vardı; yaşanmış, hissedilmiş ancak zamanla renkleri solmuş, gerçek izler bırakan hatıralar.

Görülme Arzusu ve Sosyal Medya Akışı Bizi Nasıl Etkiliyor?

Günümüzde birçok kişi, yaşadığı bir anı paylaşmadığında ya da anlatmadığında onu yaşamış saymadığını dile getiriyor. Ferenczi’ye göre travmanın asıl yıkımı, yaşanandan ziyade onun inkar edilmesinden kaynaklanır; çocuk tanıklık bulamadığında kendi duyularına olan güvenini kaybeder. Tanıklık edilmeyen anılar, zihinde bir hayalet gibi dolaşır ve ruhsal kayda geçemez. Winnicott ise daha eskiye, bebeğin kendisini annesinin yüzünde görmesine kadar gider. Görülmek, varlığın ilk kanıtıdır. Sosyal medya tam da bu temel ihtiyacı sömürür. Güncel akış, devasa bir kolektif anne yüzüne dönüşmüştür; paylaşılan her kare aslında o yüze “Beni gördün mü?” diye sorulan bir sorudur.

Yaşanan Bir An Neden İllaki Belgelenmek Zorunda?

Eskiden inanan bir insan için hiçbir an bütünüyle tanıksız değildi. Her şeyi kaydeden ve gören bir güce yönelik yapılan dualar, tutulan günlükler veya edilen itiraflar, görünmez bir muhataba ulaşırdı. Bugün o makamı sosyal medya akışı devraldı. Kimin baktığını dahi bilmediğimiz bir mecraya yazıyor, yine de birileri tarafından görülmeyi umuyoruz. Oysa bir yaşantıyı birine anlatmak, onu karşı tarafın zihninde yeniden harmanlamak, çoğaltmak demektir. Kalabalığa sunulan anlar ise bir zihne değil, bir sayıca teslim edilir. Bu yüzden, binlerce kişi görse bile kimsenin gerçekten dokunamadığı o paylaşımlar çoğu zaman “çiğ” kalmaya mahkumdur.

Rüyamda neden hiç telefon olmadığını şimdi kavrıyorum. Rüya, belgelenemeyen yaşantının en kadim halidir; herkes görür ama kimse ekran görüntüsünü alamaz. Sadece anlatılabilir ve o zaman bile sadece size aittir. Rüyamda Yaşar Kemal oradaydı ve beni dinliyordu. Herhangi bir kayıt cihazı yoktu ama gerçek bir tanık vardı. Belki de asıl ihtiyacımız olan şey dijital bir kayıt değil, samimi bir tanıklıktı. Yaşar Kemal’in dediği gibi, düş gücü olmadan yaşayamayız. Düşler arşivlenemez, sadece görülür ve zamanla sislenir. Eğer hala düş kurabiliyorsak, bunu o solgun ve sisli anılara borçluyuz. Yerimden kalkarken çeşmeden su içtim. O ağacın veya çeşmenin bir fotoğrafı yok; bu satırlar da onların bir kopyası değil. Orada bir ağaç, altında bir çeşme ve tepede yıldızlar vardı. Gördüğüm o rüyanın ise benden başka hiçbir kanıtı bulunmuyor.

Kaydedilmeyen Anlar: Fotoğrafını Çekmediğimiz Yaşantılar
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir