Doğal dengenin korunması ve çevresel faktörlerin insan yaşamı üzerindeki etkileri, 26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü kapsamında bir kez daha gündeme geldi. Şehir hayatının getirdiği hava kirliliği ile günlük hayatta sıkça kullanılan kimyasalların vücudumuza etkilerini değerlendiren uzmanlar, sağlığımızı korumak için kritik uyarılarda bulunurken; yaban hayatından gelen raporlar hem endişe verici hem de umut dolu tablolar çiziyor.
Hormonlarımızı Tehdit Eden Görünmez Tehlikeler
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nden endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ela Temeloğlu, çevresel unsurların insan biyolojisi üzerindeki tahribatını açıkladı. Şehirlerdeki hava kalitesinin düşüklüğünün kalp ve solunum sistemini doğrudan etkilediğini belirten Temeloğlu, özellikle hormon dengesini bozan maddelere dikkat çekti. Temeloğlu, “Endokrin bozucu kimyasallar olarak adlandırılan bu maddeler plastiklerde, pestisitlerde, bazı temizlik ve kozmetik ürünlerinde karşımıza çıkıyor. Bunlara uzun süre ve yoğun maruz kalmanın obezite, insülin direnci, diyabet, üreme ve bazı hormonal hastalıklarla ilişkisi araştırılıyor” bilgisini paylaştı.
Ev İçi Hava Kalitesine Dikkat
Zirai ilaçlar olan pestisitler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ela Temeloğlu, “Risk, kullanılan pestisitin türüne, dozuna, maruziyet süresine ve kişinin özelliklerine göre değişiyor” dedi. Uzman isim, sadece dışarıdaki havanın değil, ev içindeki atmosferin de riskli olabileceğini vurguladı. Temizlik ürünleri, deodorantlar, oda kokuları, saç spreyleri, mobilya ve boyalarda bulunan kimyasalların iç mekân havasını kirlettiğini ifade eden Temeloğlu, şu önerilerde bulundu: “Temizlik sırasında ortamı havalandırmak, oda kokuları ve yoğun kimyasal içeren ürünleri gereksiz yere kullanmamak da önemli. Ayrıca evde kesinlikle sigara içilmemeli.” Yemek buharları ve yetersiz hava sirkülasyonunun da yaşam alanlarının kalitesini düşürdüğünü sözlerine ekledi.
Dünya Kuş Raporu: Türlerin Yüzde 45’i Azalıyor
Kenya’da düzenlenen Küresel Göç Yolları Zirvesi’nde, Dünya Kuşları Koruma Kurumu (BirdLife International) tarafından hazırlanan ve her dört yılda bir sunulan Dünya Kuş Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda yer alan veriler, göçmen kuş popülasyonlarındaki gerilemeyi çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Araştırmaya göre, göçmen kuş türlerinin yüzde 45’inde azalma kaydedilirken, her dokuz türden biri tamamen yok olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Özellikle ormanlar, denizler ve kıyı bölgelerindeki habitatları kullanan canlıların durumunun daha kritik olduğu belirtildi. Bu türler arasında nesli en ciddi tehlike altında olanlardan biri de kaşık gagalı kum kuşu (Calidris pygmaea) olarak öne çıkıyor.
Denizkaplumbağası Azimut’tan Müjdeli Haber
Doğadaki tüm olumsuzluklara rağmen bazı güzel gelişmeler de yaşanıyor. 16 Aralık 2020 tarihinde İtalya’nın Pescara Limanı’nda ağlara takılarak yaralanan ve yaklaşık bir aylık rehabilitasyonun ardından 7 Ocak 2021‘de denize salınan denizkaplumbağası ‘Azimut’, binlerce kilometrelik yolculuğun sonunda Türkiye kıyılarına ulaştı. Temmuz 2026’nın son günlerinde Muğla, Sarıgerme sahilinde yuva yapan Azimut, Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) tarafından titizlikle takip edildi. Yaklaşık iki ay süren kuluçka sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, yuvadan çıkan 37 canlı yavru sağlıklı bir şekilde denizle buluştu.




