fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. 33. Adana Altın Koza Film Festivali: Umut ve Direniş Odakta

33. Adana Altın Koza Film Festivali: Umut ve Direniş Odakta

Sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, bu yıl 26 Eylül ile 4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival kapsamında düzenlenen Ulusal Uzun Metraj Film...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanan 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, bu yıl 26 Eylül ile 4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival kapsamında düzenlenen Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda toplamda 10 yapım birincilik için mücadele ederken, bu filmlerden 5 tanesi ilk kez dünya prömiyerini Adana’da yapacak. Zengin programıyla dikkat çeken festival, Dünya Sineması seçkilerinden sinema tarihinin unutulmaz klasiklerine kadar geniş bir yelpazeyi izleyiciyle buluşturacak. BirGün’ün güncel gelişmelerini ve özel içeriklerini takip etmek isteyenler, ilgili bağlantı üzerinden WhatsApp kanalına abone olabilirler.

Ne zaman ve nerede düzenlenecek?

26 Eylül’de başlayıp 4 Ekim’e kadar sürecek olan festival, Adana’nın kültürel atmosferinde sinemaseverleri ağırlayacak. Festivalin Program Direktörü Esin Küçüktepepınar, bu seneki seçkide farklı türler yer alsa da yapımları birbirine bağlayan ortak bir duygu durumunun hakim olduğunu ifade ediyor. Küçüktepepınar ile bu yılın film seçkisini, bağımsız sinemanın içinde bulunduğu üretim şartlarını ve Dünya Sineması programının detaylarını konuştuk.

Hangi temalar ve duygular öne çıkıyor?

Program Direktörü Esin Küçüktepepınar, seçkide yer alan eserlerin Türkiye’nin manzaraları ve sorunları üzerinden evrensel bir hissiyat oluşturduğuna dikkat çekiyor. Zemin gittikçe kayganlaşıyor diyen Küçüktepepınar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Bu yıl da şahane bir çeşitlilik var. Şu anda ve burada olmakla ilgilenen filmler. Ortak noktaları ise memleket manzaraları ve dertleri üzerinden daha derin bir yerlere, evrensel duygulara ulaşmayı başarmaları. Dolayısıyla gerilim de eksik değil, kara mizah da. Ortak hissiyat ise arafta kalmışlık hâli sanki. Dünyada da böyle biraz, zaten her yer birbirine benzemeye başladı, ayaklarımızın altındaki zemin iyice kayganlaşıyor, benzer endişeler içinde debeleniyoruz. Bütün bunların genç sinemacılardan gelmesi de çok önemli. Bozkır veya şehir manzaraları ya da orta sınıfa ait bir apartman dairesi kişisel hesaplaşmalara sahne oluyor, hâl ve gidişata dair önemli ipuçları veriyor.”

Nasıl bir üretim süreci yaşanıyor?

Bağımsız sinemanın ekonomik zorluklarına rağmen üretim gücünü koruduğunu belirten Küçüktepepınar, yokluk ile yaratıcılık arasındaki ilişkiye dair şunları söylüyor: “Sinemamızın her şeye rağmen bu kadar üretici olması heyecan verici. Kurmaca seçkisinde de belgeselde de büyük çaba ve üretim var. Sayısız film izledik. Bu nedenle çok mutluyuz. Tabii ki ekonomik koşullar maalesef üretim biçimlerine yansıyor. Gelgelelim yokluğun illa da anlatıyı etkileyeceği düşüncesine çok yakın değilim. Asla ‘fakirlik yaratıcılığı kamçılar’ demiyorum ama sınırlamaları engel tanımamak da var. Belki klişe ama İran sineması ve yine 2000’li yıllarda yeniden yükselen Arjantin sinemasından gelen müthiş derinlikli filmleri hatırlıyoruz.”

Neden Adana seyircisi farklı?

Adana’nın kadim sinema kültürü hakkında konuşan Küçüktepepınar, şehirdeki izleyici kitlesinin hayranlık uyandırıcı olduğunu vurguluyor: “Adana’nın her zaman hazır bir seyirci kitlesi oldu, salonlar asla boş kalmaz, öylesine kadim bir sinema kültürü var. Sadece ulusal yarışma veya Cannes’dan, Berlin’den ödüllü taze filmleri kastetmiyorum. Belgeselinden dünya klasiklerine, adı memlekette hiç duyulmamış Kolombiyalı bir yönetmenin filmine kadar fark etmiyor. Seyircinin keşif ve merak duygusu hayranlık uyandırıcı. Böyle sinema kuyruklarını bir de Havana Film Festivali’nde görmüştüm. Ustalarla genç sinemacıları, ünlü klasiklerle yeni keşifleri bir araya getirmeye çalışıyoruz. Bu da program yaparken bize müthiş mutluluk ve güven veriyor.”

Kimlerin filmleri izleyiciyle buluşacak?

Dünya Sineması programında Pedro Almodóvar, Ryūsuke Hamaguchi, Lucrecia Martel ve Paweł Pawlikowski gibi dünyaca ünlü yönetmenlerin ödüllü ve yeni yapımları yer alıyor. Sömürgecilikten yersiz yurtsuzluğa uzanan temaların işlendiği seçki hakkında Küçüktepepınar şunları ekliyor: “Eğlence ve mizah eksik değil; Meksika’dan Irak’a genç yönetmenlerden yersiz yurtsuzluğumuza, sıkışmışlık hâlimize dair filmler de var. Ama bunlar çökük omuzlarımıza yük bindirmekten ziyade, ‘Yalnız değiliz; ümit ve direniş en beklenmedik yerden çıkabilir’ hissiyatı taşıyan filmler.”

Özel bölümler ve anma gösterimleri

Festivalin yan bölümleri de oldukça dikkat çekici. “Denizden Gelenler” seçkisinde Gillo Pontecorvo imzalı “İsyan!” (1969) ile Pedro Costa’nın “Vitalina Varela” (2019) filmleri, sömürgecilik bağlamında bir köprü kuracak. Ayrıca Ocak ayında hayatını kaybeden Béla Tarr, başyapıtı “Karanlık Armoniler” ile anılırken; 2019’da vefat eden Jocelyne Saab anısına “Direniş ve Yıkım Arasında” bölümü düzenlenecek. Saab’ın Beyrut Üçlemesi ve “Bıçak Sırtı” filmleri restore edilmiş kopyalarıyla gösterilecek. Sinematek iş birliğiyle sunulacak olan “Drakula İstanbul’da” ise programın kaçırılmaması gereken diğer yapımları arasında.

33. Adana Altın Koza Film Festivali: Umut ve Direniş Odakta
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir