Kamusal sağlık hizmetlerine erişimde büyük engellerle karşılaşan otizmli çocuklar ve aileleri, sistem içerisinde adeta kaderlerine terk ediliyor. Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ikamet eden 17 yaşındaki otizmli D. Altay, yaklaşık altı aydır şiddetli ataklar ve ağır krizlerle mücadele ediyor. Kendisine ve etrafındakilere zarar verme riski taşıyan genç, defalarca polis ve ambulans eşliğinde hastanelere sevk edilmesine rağmen, çocuk psikiyatrisi servislerinde boş yatak olmadığı gerekçesiyle her seferinde evine yollanıyor. Çaresiz kalan aile, “İlla oğlumuzun kendine ya da bize zarar vermesinden sonra mı sesimiz duyulacak?” sözleriyle yetkililerden yardım bekliyor.
Ağır Yaralanmalar ve Sonuçsuz Kalan Hastane Başvuruları
Nisan ayında yaşadığı şiddetli bir kriz esnasında cama vuran ve elinden ağır şekilde yaralanan D., Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 saat süren zorlu bir operasyon geçirdi. Yaşanan ikinci bir krizin ardından tekrar yaralanan gencin üç parmağında his kaybı meydana geldi. O günden bu yana uygun bir çocuk psikiyatrisi servisi bulabilmek için hastane hastane gezen aile, son olarak İstanbul’da yaşanan ağır bir atağın ardından Üsküdar Çocuk Acil’e başvurdu. Burada sakinleştirici uygulanan D., çocuk psikiyatri servisi bulunan Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yönlendirildi ancak boş yatak bulunamadı. Ardından Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gönderilen aile, oradan da aynı olumsuz yanıtı alarak evine dönmek zorunda kaldı.
“Ters Kelepçe ile Hastaneye Götürülmesinden Tükendim”
Oğlunun ergenlik sürecinde olduğunu ve krizlerin giderek ağırlaştığını belirten anne Fikriye Altay, yaşadıkları süreci şu sözlerle aktardı: “Nisan ayında elini cama vurarak kesti. O dönemden sonra atakları ve krizleri devam etti. İki üç günde bir ambulans çağırıp jandarma veya polis eşliğinde çocuğuma kelepçe takılarak, kayışla bağlanarak hastaneye götürülmesinden gerçekten tükendim.”
Son bir aydır durumun daha da kritik bir hal aldığını vurgulayan anne Altay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün hastanelerde olmamıza, durumunu görmelerine, polis eşliğinde ters kelepçelenerek hastaneye götürülmesine rağmen halen bir şey yapılamadı. Son olarak geçen hafta İstanbul’a giderken yolda ciddi kriz yaşadı. Üsküdar’daki Çocuk Acil’e gittik. Üç iğne yapıldı, sakinleşmeyince Erenköy’e sevk edildi. Burada da çok sayıda ilaç uygulandı, yatağa kayışla bağlandı. ‘Çocuğun halini görüyorsunuz. Bizi buradan gönderiyorsunuz ama ben bir iki saat sonra başka bir hastaneye başvurmak zorunda kalacağım’ dedim. ‘Bakırköy’e de gidin’ dediler. Orada da ‘yer yok’ denildi ve eve gönderildik. Şu anda evimizde çaresizce bekliyoruz. Çocuğum gün içinde defalarca o kadar çok geriliyor ki artık tedirgin olmaktan, kendimizi sıkmaktan tükendik. Beş dakika sonra ne olacağımız belli değil. Neden yatak yok? Özel hastanelerde var ama birkaç aylık yatış için milyonlardan bahsediliyor. Evimizi, her şeyimizi satalım; birkaç ay orada yatalım. Bu çözüm değil. Bunun tekrarlanmayacağının da garantisi yok. Ülkede otizmlilerin gidebileceği, kriz durumlarında bu durumu bilen uzmanların olduğu bir hastane ya da klinik yok. İstanbul’da bana söylenen, çocuk psikiyatrisi yatılı servisi olarak yalnızca Erenköy ve Bakırköy’ün olduğu. Erenköy’de de sadece beş yatak varmış. Bir hastaneye birkaç tane daha fazla yatak koymak bu kadar zor mu?”
Bakanlık Devreye Girdi Ancak Yatak Sorunu Çözülemedi
Edirne Otizmliler Derneği Başkanı Hülya Akbulut, ailenin aylardır süren yatak arayışına dikkat çekti. Nisan ayındaki olayların ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı‘nın konuya dahil olduğunu, hatta Sağlık Bakanı‘nın bizzat hastane ile görüştüğünü ifade eden Akbulut, buna rağmen uygun bir yer bulunamadığını belirtti. Akbulut, “Bakan bile devreye girse olmayan yatak olmuyor” diyerek, Otizm Eylem Planı’nda yer alan acil müdahale birimlerinin hala hayata geçirilmediğini vurguladı. Yetişkin ve ergen otizmli bireylerin ailelerinin “kırmızı alarm” verdiğini söyleyen Akbulut, bu bireylerin sistemde yalnız bırakıldığının altını çizdi.
İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kriz anlarında erişilebilir ve uzmanlaşmış sağlık hizmetlerinin önemine değinerek şu talebi dile getirdi: “Otizmliler için kriz anında erişilebilir, güvenli ve uzmanlaşmış sağlık hizmeti istiyoruz. Otizm Acil Müdahale Birimlerinin kurulmasını istiyoruz.”




