Antalya’nın modern yapılaşması arasında sessiz bir tanık gibi yükselen yaklaşık 1700 yıllık Roma Hamamı, tarih meraklılarının ilgisini çekmeye devam ediyor. Konyaaltı ilçesinin tam merkezinde konumlanan bu görkemli yapı, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze miras kalan büyüleyici atmosferiyle kentin ortasında varlığını koruyor.
Tarihi Roma Hamamı Nerede ve Ne Zaman İnşa Edildi?
Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Gürsu Mahallesi sınırları içerisinde yer alan bu antik yapı, milattan sonra 3’üncü yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildi. Halk arasındaki isimlendirmeleriyle ‘Kara Kilise’ veya ‘Osmanlı Harabesi’ olarak da anılan yapı, sahip olduğu tarihi değer nedeniyle 1998 yılında ‘Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı’ unvanıyla tescil altına alındı.
Antik Yapının Mimari Sırları Nasıl Gün Yüzüne Çıkarıldı?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2009 senesinde yürüttüğü kazı ve sondaj çalışmaları, yapının gizli kalmış yönlerini aydınlattı. Bu çalışmalar sonucunda, daha önce bilinmeyen güneybatı bölümü keşfedilen yapının, Geç Roma Dönemi‘ne ait geniş bir hamam kompleksi olduğu kesinleşti. Araştırmalar, milattan sonra 6’ncı yüzyılda büyük bir yangın geçiren tesisin, 14’üncü yüzyıla dek çeşitli yapısal ve fonksiyonel değişimlere maruz kaldığını ortaya koydu.
Roma Hamamı Hangi Bölümlerden Oluşuyor?
Roma hamam mimarisinin tüm karakteristik öğelerini bünyesinde barındıran kompleks; soyunma odası, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve spor alanı gibi farklı birimlerden meydana geliyor. Yapının en dikkat çekici teknik özelliklerinden biri ise, sıcak ve ılık alanlarda taban altı ile duvar içlerinden sıcak hava dolaşımına imkan tanıyan ‘hypocaustum’ adı verilen gelişmiş ısıtma sistemidir.
Modern Şehirleşmenin Ortasında Geçmişe Yolculuk
Bugün yoğun bir yapılaşmanın hakim olduğu Antalya kent merkezinde, etrafı tel örgülerle çevrili halde korunan 1700 yıllık hamam, adeta açık hava müzesi gibi sergileniyor. Büyük yangınlara ve aradan geçen asırlara rağmen ayakta kalmayı başaran duvarları, Roma Dönemi’nin mühendislik ve mimari mirasını günümüze taşıyor. 2009 yılındaki kurtarma kazılarıyla kapsamı netleşen bu kıymetli eser, gelecek nesillere aktarılmak üzere büyük bir titizlikle korunuyor.




