fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Aile Sağlığı Merkezlerinde Kriz Derinleşiyor: Sistem Çöküyor

Aile Sağlığı Merkezlerinde Kriz Derinleşiyor: Sistem Çöküyor

Türkiye’de aile hekimliği, yetersiz binalar ve hekim başına düşen 4 bin hasta nedeniyle alarm veriyor; koruyucu sağlık hizmetleri sekteye uğruyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

AKP tarafından hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ile hayatımıza giren aile hekimliği sisteminde yaşanan aksaklıklar her geçen gün daha da kronikleşiyor. 2005 senesinde Düzce ilinde pilot uygulama şeklinde start alan ve 2010 yılı itibarıyla tüm Türkiye’ye yayılan bu modelde; Aile Sağlığı Merkezleri’nin (ASM) fiziki imkanlarından personel eksikliğine, ağır iş yükünden koruyucu hizmetlerin sekteye uğramasına kadar pek çok problem çözüm bekliyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, öncelikli hedefin koruyucu sağlık sistemi olduğunu dile getirse de, sağlık emekçileri ve tabip odaları birinci basamak hizmetlerin alarm verdiği konusunda uyarılarda bulunuyor. ASM’lerde süregelen bina, ekipman ve sözleşme krizleri sadece sağlık çalışanlarını değil, doğrudan vatandaşın aldığı hizmet kalitesini de baltalıyor.

Sağlık Ocaklarından ASM’lere: 16 Yıllık Gerileme

Sağlık ocaklarının kapatılarak ASM formatına geçildiği 16 yıllık süreç, koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflamasına neden oldu. Aile hekimleri sadece hasta bakmakla yükümlü değil; aynı zamanda aşılama, bebek ve gebe takibi, çocuk sağlığı, kanser taramaları ve kronik hastalıkların izlenmesi gibi toplum sağlığı için kritik görevleri de üstleniyor. Ancak sağlık personeli; rapor işlemleri, reçete yazımı, dijital sistemlere veri girişi ve bitmek bilmeyen bürokratik prosedürler nedeniyle bu hayati hizmetlere ayıracak vakit bulamamaktan şikayetçi. Birinci basamağın zayıflaması, hastanelerdeki yığılmanın artması ve vatandaşın sağlık hizmetine ulaşırken daha uzun süre beklemesi anlamına geliyor.

Fiziki Şartlar ve Güvenli Olmayan Binalar

ASM’lerin fiziki şartları sistemin en yumuşak karnı olarak öne çıkıyor. Sağlık ocakları kapatılırken Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve ilgili sendikalar, bu merkezlerin mutlaka kamu binalarında hizmet vermesi gerektiğini savunmuştu. Aradan geçen yıllar bu öngörülerin haklılığını kanıtladı. Günümüzde ASM’lerin büyük bir kısmı kamu binası yerine kiralık özel mülklerde, apartman altlarında hatta cami altlarında faaliyet gösteriyor. İstanbul’da yakın zamanda bir ASM’nin tavanının çökmesi, bu ihmaller zincirini tekrar gündeme taşıdı. TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Sibel Uyan, deprem açısından riskli yapılarda hizmet verilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Çöken yalnızca binalar değil, birinci basamak sağlık sistemidir” ifadesini kullandı.

Bir Hekime 4 Bin Kişi Düşüyor

Aile hekimliği sisteminin ana gayesi hastanelerdeki, özellikle de acil servislerdeki yoğunluğu azaltmaktı. Buna karşın, yıllık acil servis başvuru sayısının 150 milyonun üzerine çıkması, sistemin bu amacına ulaşamadığını gösteriyor. Dr. Sibel Uyan, bazı bölgelerde bir aile hekimine kayıtlı kişi sayısının 4 bine dayandığını, oysa gelişmiş ülkelerde bu rakamın 2 bin ile 2 bin 500 arasında seyrettiğini belirtti. Bu durumun muayene sürelerini dramatik şekilde düşürdüğünü ifade eden Uyan, doktorların bazen günde 100-120 hastaya bakmak zorunda kaldığını, bu şartlarda nitelikli bir sağlık hizmetinden bahsetmenin imkansız olduğunu dile getirdi.

Fatura Yurttaşa Kesiliyor: Erişilebilirlik Sorunu

Sağlık hizmetlerinin piyasalaşma süreci vatandaşın hizmete erişimini de güçleştiriyor. Dr. Sibel Uyan, özellikle deprem bölgelerinde ulaşım imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle vatandaşların ASM’lere ulaşmak için ek maliyetlerle karşılaştığını aktardı. Ayrıca bazı merkezlerdeki kayıtların tamamen dolu olması, hastaların uzak noktalara yönlendirilmesine yol açıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin (aşılama, gebe izlemi vb.) ihmal edilmesinin kısa vadede bir tasarruf gibi algılanabileceğini ancak uzun vadede hem toplumun sağlık yükünü hem de devletin maliyetlerini artıracağı uzmanlarca belirtiliyor.

Performans Baskısı ve Çözüm Arayışı

Birinci basamak çalışanlarının maaşlarının; nüfus, aşılama ve kronik hastalık takibi gibi çok sayıda kritere dayalı performans sistemine bağlanması, personelin üzerindeki baskıyı artırırken hizmet kalitesini düşürüyor. Aile hekimlerinin sadece “reçete yazan doktorlar” konumuna indirgenmesinin kuruluş felsefesine aykırı olduğunu söyleyen Uyan, sistemin yeniden koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alacak şekilde revize edilmesi gerektiğini savunuyor. Mevcut tabloda; eksik malzemeler, yetersiz binalar ve geç teşhis riskleri nedeniyle fatura yine vatandaşa kesiliyor.

Aile Sağlığı Merkezlerinde Kriz Derinleşiyor: Sistem Çöküyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir