fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Karadeniz’in Tarihi Mirası: Üç Büyük Rum Manastırı

Karadeniz’in Tarihi Mirası: Üç Büyük Rum Manastırı

Maçka’daki Sümela, Vazelon ve Kuştul manastırları; freskleri ve el yazmalarıyla Orta Çağ Anadolu’sunun kültürel ve toplumsal hafızasını belgeliyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günümüzde sanat eserleri modern galerilerden kamusal alanlara kadar pek çok farklı noktada hayat bulurken; Orta Çağ’da mimari ve duvar resimleri, manevi hikayeleri toplum için somutlaştıran en temel görsel dildi. Değişen tekniklere ve formlara rağmen insanoğlunun görsel anlatılar yoluyla iz bırakma tutkusu devam ederken, manastır yapıları sanatın bir dönem inanç, mekân ve kolektif yaşamla nasıl bütünleşik bir dünya kurduğunu belgeleyen en önemli örneklerdir.

Doğu Karadeniz’in Bizans ve Komnenos dönemine uzanan mirası kamuoyunda genellikle Sümela Manastırı üzerinden tanınsa da, Maçka vadisi aslında birbirini tamamlayan üç büyük yapının oluşturduğu ortak bir hat üzerine kuruludur: Sümela, Vazelon ve Kuştul. Sarp kayalıklara uyarlanan kaya mimarileri, İncil döngülerini yansıtan freskleri ve zengin el yazması atölyeleriyle bu merkezler, sadece ibadet yeri değil, dönemin görsel ve entelektüel hayatını şekillendiren odak noktalarıydı. 1916–1918 yıllarındaki Rus işgali sırasında el konulan ve 1923 yılındaki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonrasında tahliye edilen bu üç manastır, bölgenin Orta Çağ’dan bugüne uzanan sanatsal, mimari ve toplumsal hafızasını bir arada tamamlamaktadır.

Sümela: Vadinin Görsel Hafızası

Sumela Monastery 1 28 1 scaled
Sümela Manastırı fresk detayı | Jaba1977 / Wikimedia Commons / CC BY-SA 4.0

Bölgenin en tanınmış yapısı olan Sümela Manastırı’nın temellerinin 4. yüzyılda Barnabas ve Sophronius adlı iki keşişin Aziz Luka’ya atfedilen kutsal Meryem Ana ikonunu keşfetmesiyle atıldığı rivayet edilir. 18. yüzyılda yenilenen ve 19. yüzyılda eklenen büyük binalarla en parlak ve zengin dönemini yaşayan komplekste ana kaya kilisesi ve şapel duvarları; İncil sahneleri, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın yaşam öykülerinin yanı sıra Cennet ve Cehennem ile Ölüm ve Yaşam tasvirli fresklerle bezenmiştir. Bu süslemeler arasında III. Aleksios devrinden izler ve 18. yüzyıl başına tarihlenen üç katmanlı freskler öne çıkar. 1923 yılındaki Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonrasında terk edilen manastır, kayalıkların sağlamlaştırıldığı kapsamlı bir restorasyon sürecinin ardından yeniden ziyarete açılmıştır.

Vazelon: Taşranın Sosyal Arşivi

Kloster Vazelon Juengstes Gericht
Vazelon Manastırı fresk detayı | Ingo Leonard | Wikimedia Commons | CC BY-SA 4.0

Vazelon Manastırı’nın inşa tarihi tam olarak bilinmese de MS 270 ile MS 317 yılları arasındaki dönem öne sürülmektedir. Vazelon’u hem sanat hem de sosyo-ekonomik tarih bakımından eşsiz kılan temel unsur, bünyesinde muhafaza edilen ve genel olarak Vazelon Kodeksleri (Acta Vazelonis) şeklinde anılan el yazmalarıdır. Bu belgelerden bir kodeks, 1927 yılında F. İ. Uspenskii ve V. N. Beneshevich tarafından yayımlanmıştır. 13. ile 15. yüzyıllar arasındaki gündelik taşra hayatına ışık tutan bu kayıtlar; köylülerin mülk alım-satımlarını, vasiyetleri, arazi sınırlarını, evlilik akitlerini ve manastırın yargı yetkisindeki yerel mahkeme tutanaklarını içerir. Geniş arazileri ve gelir kaynaklarıyla Maçka çevresinin ekonomik ve toplumsal yaşamında kritik bir rol oynayan yapının, doğal mağara oyukları ile üç katlı moloz taş örgülü keşiş hücrelerini birleştiren mimarisinin yanı sıra, şapel dış duvarlarındaki Kıyamet Günü, Cennet ve Cehennem tasvirli freskler, Doğu Roma taşra ikonografisinin Karadeniz’deki en mühim kompozisyonları kabul edilir.

Kuştul: Bölgenin Yazma Eser Havzası

Agios Georgios Peristereotas Manastırı olarak da bilinen Kuştul Manastırı, kuruluş efsanesini kurucu keşişlere rehberlik ettiği rivayet edilen güvercinlerden alır. Geçmişi 8. yüzyıl ortalarına kadar uzanan manastır, Komnenos hanedanı döneminde Doğu Karadeniz’in en önemli el yazması çoğaltım atölyelerinden biri haline gelmiştir. 1904 yılındaki büyük yangına kadar binlerce ciltlik nadir el yazmasını bünyesinde barındıran kompleks, bölge için entelektüel bir merkez olmanın yanı sıra önemli bir dini ve eğitsel rolü de üstlenmiştir. Günümüze orijinal yapıdan sadece belirli parçalar ulaşabilmiştir.

Maçka vadisinde yer alan bu üç manastır; kaya mimarisi, freskleri ve zengin arşivleriyle birbirini tamamlayan ortak bir kültürel hat meydana getirir. Mevcut kalıntılar ve belgeler, Doğu Karadeniz’in Geç Bizans döneminden itibaren sanat, hukuk ve düşünce dünyası için nasıl mühim bir havza olduğunu göstermektedir.

Karadeniz’in Tarihi Mirası: Üç Büyük Rum Manastırı
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir