Antalya’da yer alan Aspendos Antik Kenti, yakın zamanda gün ışığına kavuşturulan ve 3’üncü yüzyıla tarihlenen nehir tanrısı “Genç Eurymedon” tasviriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. Roma dönemine ait bu eşsiz eser, kentin tarihi atmosferine yeni bir soluk getiriyor.
Aspendos’un yeni simgesi nerede ve ne zaman bulundu?
Antalya’nın Serik ilçesi sınırlarında bulunan Aspendos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları sonucunda keşfedilen 3. yüzyıl yapımı “Genç Eurymedon” tasviri, ziyaretçilerin en çok uğradığı noktalardan biri oldu. Tiyatro Caddesi’nin doğu meydanında konumlanan bu etkileyici mozaiğin merkezinde, antik dönemde şehre hayat veren ve bugün Köprüçay olarak bilinen nehrin simgesi olan “Genç Eurymedon” yer alıyor.
Genç Eurymedon mozaiği nasıl bir görünüme sahip?
Mozaik üzerinde nehir tanrısı; başında ve elinde saz yapraklarıyla betimlenirken, kompozisyon amphora ve balık figürleriyle zenginleştirilmiş durumda. Renk geçişlerindeki ustalıkla dikkat çeken eser, Anadolu’daki Roma Dönemi mozaik sanatına dair çok önemli veriler sunuyor. Anadolu’da benzerine çok nadir rastlanan bu nehir tanrısı mozaiğinin bulunduğu alandaki çalışmalar titizlikle devam ediyor.
Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bilgin süreci nasıl değerlendiriyor?
Aspendos Antik Kenti Kazı Başkanı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bilgin, su kaynaklarının antik dönemdeki stratejik önemine dikkat çekerek, Aspendos’un Eurymedon Nehri kıyısına kurulma nedenini açıkladı. Bilgin, nehrin bölgeye bolluk getirdiğine inanıldığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: “Nehrin bölgeye bereket getirdiğine inanılıyor. Özellikle nehir kenarına konumlandırılan kentler, bu durumu o nehri simgeleyen bir tanrıyla betimliyor. Kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkardığımız bir havuz alanının tabanındaki bu nehir tanrısı mozaiğini, Aspendos nehir tanrısı Genç Eurymedon olarak isimlendirdik.”
Bu tasvir neden Anadolu’da nadir bir örnek sayılıyor?
Doç. Dr. Bilgin, nehir tanrısı tasvirlerinin genellikle heykel formunda ya da paraların üzerinde görüldüğünü, mozaik sanatında ise bu durumun istisnai olduğunu vurguladı: “Bunlar genellikle heykel şeklinde kente kazandırılmış ya da kenti betimleyen sikkelerin arka yüzüne basılmış. Bu şekilde mozaik sanatında işlenen nehir tanrısı betimlemesi örneği çok az” dedi.
Ayrıca Aspendos’taki örneğin tipolojik farkına değinen Bilgin, “Benzerleri de çıkabilir. Nehir tanrıları diğer kentlerde olgun erkek tipolojisiyle yapılırken Aspendos’taki örnekte ise genç, dinamik, bölgeyi canlandıran, şahlandıran bir nehir tanrısı olarak betimlenmiş. O yüzden de çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.
Mozaiğin sanatsal ve teknik özellikleri nelerdir?
Doğu Meydanı’nda yer alan 7,5 metrelik yapının iki farklı panelden meydana geldiğini aktaran Bilgin, güneydeki panelin geometrik desenlerle, kuzeydeki panelin ise figüratif bezemelerle süslendiğini belirtti. Mustafa Bilgin, sanatsal teknikler hakkında şu detayları verdi: “Bu mozaiğin en dışta bordürler bulunuyor. Küp şeklindeki taşlar anlamına gelen testeraların merkeze, ana panele doğru geldikçe daha küçük yapıldığını görüyoruz. Nehir tanrısını betimlendiği testeraların taş yerine cam hamurundan yapıldığını belirledik. Sanatsal anlamda önemli bir tespit. Figüre renk zenginliğiyle bir boyut kazandırmak amacıyla bunun yapıldığını anladık.”
Bilgin, eserdeki detay işçiliğini ise şu sözlerle özetledi: “Elinde tuttuğu saz yaprakları ve elbisesindeki renk geçişlerinin oldukça zengin olduğu görülüyor. Bunu testeralar üzerindeki cam hamurları ile sağlamışlar. Yüzüne, vücut detaylarına, başındaki sazdan yapılmış taca bakıldığında yeşilin, kırmızının, vücut teninin her türlü tonunu görebiliyoruz. Bu da Aspendos’un o dönemdeki mozaik sanatçılarının bu mozaiği ne kadar özenerek yaparak kente kazandırmak istediğini gösteriyor.”




