Geçtiğimiz yıllarda bir ödül töreninde yaptığı açıklamalar, Haluk Levent’in gözaltına alındığı Ahbap Derneği’ne yönelik başlatılan soruşturmanın ardından yeniden gündeme geldi. Kendisine yöneltilen eleştirilere sessiz kalmayan Eda Ece, kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Ece, Ahbap ile ilgili ortaya atılan iddialara yanıt verirken, sık sık hatırlatılan konuşması için bir kez daha özür diledi.
‘AHBAP’A HİÇBİR ZAMAN BAĞIŞTA BULUNMADIM’
Hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu ifade eden Eda Ece, Ahbap Derneği’ne hiçbir zaman bağışta bulunmadığını, bu organizasyonlarda yer almadığını ve bağış toplandığında yardım etmediğini dile getirdi. Ayrıca kimseyi bağış yapmaları için yönlendirmediğini belirtti.
‘İNSANLARIN OY HAKKINA KARIŞMAK HADDİME DEĞİLDİ’
Ödül törenindeki konuşmasına atıfta bulunarak, “Başta depremzede yurttaşlardan ve incittiğim herkesten, devletimizden özür diliyorum. Oy haklarına müdahale etmek benim haddime değildi, gerçekten utanç duyuyorum. Keşke o şakayı yapmasaydım. Haksızlık ettim. Yürekten özür dilerim. Bir daha böyle bir hadsizlik yapmayacağım” dedi.
Eda Ece açıklamasının tamamında şu ifadeleri kullandı:
“Herkese merhaba, hakkımda çıkan yorumlara yanıt vermem gerekiyor. Son iki gündür söylenenler doğru değil, aksine hayatımda hiçbir zaman Ahbap derneğine bağışta bulunmadım. Hiçbir organizasyonlarında yer almadım. Bağış toplandığında yardım etmedim. Hiçbir paylaşımda halkı bağış yapmaya yönlendirmedim. Çünkü çok yakın bir arkadaşım, kendisine yapılan bir dolandırıcılığı ve yaşadığı olumsuzlukları bana aktarmıştı ve bu nedenle hiçbir zaman tam olarak güvenemedim. Uzak durdum.
‘O DÖNEMDE YAŞADIĞIM ÜZÜNTÜYÜ HİÇ UNUTMADIM’
Kimse de bana gel demedi. Fakat insanlar değişebilir inancıyla karalayacak bir cümlede sarf etmedim; amaç çok anlamlıydı ancak şahsen katılmadım. Bu konular yargı tarafından inceleniyor, umarım doğru değildir, çok üzücü. Söylediklerim yanlış anlaşılmasın, oraya yardım amacıyla katılan meslektaşlarımın iyi niyetle gittiklerinden ve yaşananlardan rahatsız olduklarından eminim, aksi olamaz. Yalnızca devletimiz çağırdığı için ATV bağış yayınında yer aldım.
Arkadaşlarımla birlikte, o dönemdeki dizi ekibimizle bizzat ihtiyaç sahiplerine yardım götürdük. Hiçbir aracılık yapan kurum veya kuruluşla iş birliği yapmadık; kendimiz gidip dertlere ortak olmak istedik. Hastaneleri gezip, ne ihtiyaç varsa karşılamaya çalıştık. Canla başla, halkla beraber el ele çalıştık, hiçbir aracı kurum yoktu. Böyle olmasını istedik, bizi izleyen ve seven insanların yanında olmak istedik.
O dönemde yaşadığım üzüntüyü asla unutmadım. Bir ara o kadar kendimi kaptırmıştım ki, ‘artık git’ dediler. Şevval’in bana “psikolojik destek al” dediğini hatırlıyorum; çünkü geceleri uyuyamıyordum. Kendimi parçaladım, yine olsa yine yaparım. Söylediklerim yanlış anlaşıldı, ben tam tersine hiçbirini paylaşmadım. Gittiğimiz yerlere basın çağırmadık, aklımıza bile gelmedi. Biz öyle bir ekip değildik. Orada başka dernekler vardı, ama biz kendimiz gittik.
‘O KADAR PİŞMAN OLDUM Kİ’
Ta ki hayatımın hatasını yapana dek. Şubattan hazirana kadar bu kabusu yaşadıktan sonra şubat kapağıyla yılın en güzel kızı ödülü bana verildiği için, biz kapak çekimini bırakıp yardıma koştuğumuzdan dolayı o ödülü bana verdiklerini düşündüm. Yoksa bu konuyu neden açayım? O güne döndüm, konuşmamda tekrar makyaj yapıp bir elbise giyip çıkmam imkansızdı, çünkü ağır bir depresyona girmiştim. Ben, empatiden çok acı çeken bir insanım; bunu beni tanıyanlar bilir. Ama beni buraya davet edip tekrar hayata karışmamı sağladığınız için teşekkür ederim. Sayenizde tekrar hayata karıştım ve yaşadığım acıyı anlatmaya başladım.
Konuşmamın sonunda o kadar ağır hissettim ki bir espri yapma gereği duydum; çünkü ben üzüldüğümde, acı yaşadığımda bunu gülerek aşmaya çalışıyorum. O anda bir espri yaptım, keşke yapmasaydım. Ve sadece o cümlem paylaşıldı. Diliyle eşek arısı sokmuş gibi hissettim. O kadar üzüldüm ki, böyle bir şey söylememeliydim. Haksızlık ettim. Bu nedenle yıllardır bana yazılan tüm hakaretleri, çocuğuma kadar edilen küfürleri sadece üzüntüyle okudum, yıllardır ses çıkaramadım; yalnızca özür diledim, onu da kimse duymadı. Hatamı bildiğim için bana köşesinde resmi bir dev gazetede ‘s**tir git’ diye küfür yazan gazetecilere bile cevap veremedim. İçime attım. Utandım.




