Yazın dünyasının usta isimleri, yaratıcılıklarını sadece roman, öykü veya şiirle sınırlı tutmayıp tiyatro sahnelerine de taşımayı her zaman sürdürmüşlerdir. Edebiyatımızda Nazım Hikmet’ten Adalet Ağaoğlu’na, Necati Cumalı’dan Murathan Mungan’a kadar pek çok yazar bu çok yönlü üretim tarzına örnek teşkil eder. Bu etkileşimin bir diğer ayağı olan uyarlamalar ise dünya edebiyatının “kanon” eserlerini tiyatro, opera ve müzikal sahnelerine taşır. Cervantes’in ‘Don Kişot’u, Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ı, Jane Austen’in ‘Gurur ve Önyargı’sı, Mary Shelley’in ‘Frankenstein’ı, Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’sı ve Kafka’nın ‘Dönüşüm’ü bu geleneğin önemli temsilcileridir.
Edebiyatın Sahne Yolculuğunda Kimler Yer Alıyor?
Modern klasikler arasında sayılan Orwell’in ‘1984’ ve ‘Hayvan Çiftliği’, Kazancakis’in ‘Zorba’sı, Agatha Christie ve Reşat Nuri Güntekin’in romanları ile Yaşar Kemal’in ‘Ağrı Dağı Efsanesi’ de sahne uyarlamalarıyla bilinir. Ayrıca Orhan Kemal’in ’72. Koğuş’u, Sabahattin Ali’nin ‘Kürk Mantolu Madonna’sı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’, Yusuf Atılgan’ın ‘Anayurt Oteli’, Latife Tekin’in ‘Sevgili Arsız Ölüm’ü ve Rıfat Ilgaz’ın ‘Hababam Sınıfı’ bu alanda ilk akla gelen örnekler arasındadır.
Neden ‘Romandan Sahneye’ Projesi Başlatıldı?
Devlet Tiyatroları, kuruluşunun 75. Yılı vesilesiyle bu alandaki çalışmaları teşvik etmek amacıyla ‘Romandan Sahneye’ projesini hayata geçirdi. Kapsamlı bir romanı iki saatlik bir sahne performansına, özünü bozmadan sığdırmak riskli bir girişim olarak görülse de bu çaba edebiyat ile tiyatro arasındaki bağı güçlendirmeyi hedefliyor. Bazı eleştirmenler yeni oyun sipariş etmek yerine uyarlamalara yönelmeyi olumsuz karşılasa da bu uygulama, kitap okuma alışkanlığı azalan genç kitleyi değerli yazarlarla buluşturmak adına büyük önem taşıyor. Tıpkı televizyon dizilerinin kitap satışlarını artırması gibi, bu oyunlar da seyirciyi orijinal metne (hatta Sesli Kitaplar’da Füsun Demirel’in sesinden dinlemeye) yönlendirebilir.
Hangi Eserler ve Yazarlar Proje Kapsamında Seçildi?
Proje için belirlenen isimler arasında İnci Aral, Nazlı Eray, Buket Uzuner, Erendiz Atasü, Seray Şahiner ve Ayla Kutlu gibi kıymetli kadın yazarların bulunması dikkat çekicidir. 50’ye yakın çalışma içinden en az 5 başarılı oyunun çıkması bile bu projenin başarısı olarak görülebilir. Bu girişim, aynı zamanda yazarların tiyatro edebiyatına yönelmesine de zemin hazırlayabilir.
Buket Uzuner’in ‘İki Yeşil Su Samuru’ Nasıl Sahnelendi?
Buket Uzuner’in erken dönem yapıtlarından ‘İki Yeşil Su Samuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve diğerleri’, Cenk Türkkanı tarafından sahneye uyarlandı ve İzmir Devlet Tiyatrosu bünyesinde Laçin Ceylan rejisiyle izleyiciyle buluştu. 80’li ve 90’lı yılların kentli insanındaki yalnızlık duygusunu etkileyici bir atmosferle yansıtan oyun, aynalar ve yürüyen bantların kullanıldığı sinemasal bir sahne tasarımıyla dikkat çekiyor. Oyuncuların psikolojik derinlikleri başarıyla aktardığı performansın tek zayıf noktası, Yeşiller Partisi ile ilgili ilk bölümün diğer kısımlara göre daha didaktik kalmasıdır. Ancak final sahnesindeki edebiyat tutkusu vurgusu, Laçin Ceylan’ın usta işi rejisiyle bu eksikliği gidermektedir.
İzmir Devlet Tiyatroları’nda Başka Neler İzlenebilir?
İzmir Devlet Tiyatrosu’nun bu sezonki repertuvarına Laçin Ceylan, Gürol Tonbul, Barış Erdenk ve Sibel Erdenk gibi konuk yönetmenler büyük katkı sağlıyor. Geçen sezonun ses getiren yapımı ‘Fareler ve İnsanlar’ ile Özen Yula’nın ‘Gayri Resmi Hürrem’ini yöneten Gökhan Kocaoğlu ve ‘Rembetiko Efsanesi’ ile başarı kazanan Murat Çidamlı kurumun öne çıkan isimleridir. Ayrıca Ahmet Sami Özbudak’ın ‘Hayal-i Temsil’i, Mehmet Baydur’un ‘Yalancının Resmi’, Hülya Savaş ve Hande Gürler Kılıç’ın rol aldığı ‘Kaçaklar’, Heather Raffo’nun ‘Arzunun Onda Dokuzu’ ve Maria Buffini’nin ‘Sessizlik’ adlı eseri bu dönem izlenebilecek diğer önemli yapımlardır.
Son dönemde edebiyat ve tiyatro arasındaki bu sıkı fıkı ilişki, tiyatro yazınındaki bir kısırlıktan mı yoksa edebiyatın sarsılmaz gücünden mi kaynaklanıyor sorusunu da beraberinde getiriyor.




