Fotoğraf sanatçısı Yonca Karakaş, G-art Galeri bünyesinde kapılarını açan ‘Dönüş Kontaminasyonu’ isimli yeni sergisiyle, insanlığın gelecek tahayyüllerinin uç sınırlarını keşfe çıkıyor. Deniz Burak BAYRAK’ın aktardığı detaylara göre sergi; savaşlar, ekolojik krizler, kıyamet senaryoları ve tanımlanamayan tehditleri kapsayan geniş bir düşünce atlasını; fotoğraf, video ve mekânsal yerleştirmelerle sorguluyor.
Sanatçı kimdir ve serginin düşünsel temeli nedir?
Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Bölümü mezunu olan ve şu anda İstanbul Üniversitesi’nde felsefe eğitimini sürdüren Yonca Karakaş, çalışmalarını sanat ve düşünce arasındaki etkileşim üzerine temellendiriyor. Sergideki eserler, sanatçının son dönem okumalarında karşısına çıkan ‘ortak olan’ ve ‘ortak olmayan’ varlıklar ayrımından ilham alıyor. İnsanlığın öngörebildiği riskler ile henüz tanımlayamadığı tehlikeler arasındaki gerilimi ele alan Karakaş, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Bugün savaşlar gibi ortak endişelerimizi anlayabiliyoruz. Ama dışarıdan gelebilecek ve henüz tanımlayamadığımız bir tehlikeye karşı nasıl önlem alabiliriz? Aslında elimizde bir cevap yok. Ben de biraz buna eğilmeye çalıştım”.
Eserlerin üretim süreci nasıl gerçekleşiyor?
Sergideki görseller, ilk bakışta yapay zekâ veya dijital ortamda üretilmiş hissi uyandırsa da aslında oldukça yoğun bir fiziksel emeğin sonucunda ortaya çıkıyor. Yonca Karakaş, her eser için öncelikle detaylı sahneler kurguluyor, taslaklar hazırlıyor ve fotoğraflarda yer alan tüm mobilya ve objeleri tek tek bir araya getiriyor. Çekimlerin ardından gerçekleştirilen dijital müdahaleler ise karelere gerçekle kurgu arasındaki sınırı silikleştiren hiperrealist bir kimlik kazandırıyor. Sanatçı üretim yöntemini, “Fotoğraflardaki mobilyaların hepsi gerçek. Ama sonrasında yaptığım müdahaleler nedeniyle görüntülerde bir yapay zekâ hissi oluşuyor. Hiperrealist bir çizgi ortaya çıkıyor.” diyerek açıklıyor.
Teknolojiye ve yapay zekaya bakış açısı nasıldır?
Eserler, günümüzün popüler tartışma konusu olan yapay zekâ teknolojisiyle dolaylı bir bağ kuruyor. Ancak Karakaş’ın bu teknolojiye karşı duruşu ne bir teslimiyet ne de korku barındırıyor. Toplumun bu konuda uç noktalarda gezindiğini belirten sanatçı, “İnsanlar ya fütursuzca güveniyor ya da aşırı endişeli oluyor. Oysa ortada durup gözlemci olmak, hem faydasını görmek hem de tedbir almak mümkün.” değerlendirmesinde bulunuyor. Sanatçıya göre HEM FAYDA HEM TEDBİR MÜMKÜN felsefesiyle hareket etmek büyük önem taşıyor.
Görsel dildeki sembollerin anlamı nedir?
Sergide sıkça karşımıza çıkan fare figürü, sanatçının kendi evcil hayvanı olması nedeniyle kişisel bir anlam ifade ediyor. Genel algının aksine Karakaş için bu canlılar; laboratuvarları, steriliteyi ve kontrollü deney alanlarını temsil ediyor. Fareler sergide birer denek olarak kurgulanırken, asıl deney konusu insanlığın geleceğe dair kaygıları ve varsayımları haline geliyor. Eserlerinde karanlık bir atmosfer yerine aydınlık mekanları tercih eden sanatçı, ışığın güvenle olan bağına dikkat çekerek “Ben gölgeyi değil, aydınlığı seviyorum.” diyor. Mekânsal kurguya verdiği önemi ise şu sözlerle vurguluyor: “Enstalasyonu çok seviyorum. Fotoğraflarımda da önce bir yapı kuruyor, canlıyı ya da insanı sonradan yerleştiriyorum. Bu sergiden sonra büyük ihtimalle bir enstalasyon yaparım.”
Sergi ne zamana kadar ziyarete açık olacak?
‘Dönüş Kontaminasyonu’, yalnızca bir fotoğraf sergisi olmanın ötesinde, kolektif hafızanın sürekli ürettiği felaket anlatılarını görünür kılarken yeni ihtimallere de kapı aralıyor. İzleyiciyi korku yerine belirsizliğin eşiğine davet eden ve yeni sorular sormaya teşvik eden sergi, 27 Haziran tarihine kadar ziyaretçilerini bekliyor. Savaşların ve krizlerin düşünce dünyamızı nasıl kuşattığını fotoğraf üzerinden tartışan bu çalışma, G-art Galeri’de izlenebilir.




