fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Magazin
  3. Selda Bağcan’ın samimi itirafları: Zelda olmayı reddettim

Selda Bağcan’ın samimi itirafları: Zelda olmayı reddettim

Z kuşağının adeta yeniden keşfettiği usta sanatçı, bugünlerde devasa festivallerin vazgeçilmez ismi haline geldi. On binlerce kişinin katıldığı konserlerde sahne alan, eserleri küresel radyolarda yankılanan ve ikonik ezgileri gece kulüplerinde...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Z kuşağının adeta yeniden keşfettiği usta sanatçı, bugünlerde devasa festivallerin vazgeçilmez ismi haline geldi. On binlerce kişinin katıldığı konserlerde sahne alan, eserleri küresel radyolarda yankılanan ve ikonik ezgileri gece kulüplerinde remikslenen sanatçı, Anadolu’nun derin ağıtlarını yansıtan sesiyle “Yüzüklerin Efendisi” yıldızı Elijah Wood gibi pek çok genç hayranın gönlünü fethetti. Dünyanın dijitalleşme sayesinde küçüldüğünü belirten sanatçının son eseri ise Narin için bestelenmiş etkileyici bir ağıt. Oldukça doğal ve etkileyici bir auraya sahip olan sanatçı, özel hayatında sakin, sevecen ve son derece misafirperver bir profil çiziyor. Tek ödün vermediği konu ise makyaj; çekimler için nezaketen ufak dokunuşlara izin veriyor. Aslında söyleşiyi Kilyos sahilinde yapmayı planlamıştık ancak sanatçı rahatsızlanınca bizi Tarabya’daki evinde ağırladı.

Giresun Konseri ve Halkın Yoğun Sevgisi

Sanatçıya geçirdiği rahatsızlığı sorduğumuzda, nedeninin Giresun’daki 19 Mayıs konseri olduğunu öğreniyoruz. “Sabahtan başlayan programda yaklaşık 90-100 kişiyle öpüştük” diyen usta isim, akşamki 50 bini aşkın kalabalığın yoğun ilgisini şu sözlerle anlatıyor: “Hücum ettiler. Nasıl kaçacağım? Öptüler, öptüler, öptüler… Birinden virüsü kaptım. ‘Öpme’ diyorsun, dinlemiyor ki bizim halk.”

Halkın “Komşum olsa keşke” diyecek kadar samimi bulduğu sanatçının, Almanya’da bir taksiciyle yaşadığı anı ise oldukça ilginç. Orada hiçbir taksi ücretini ödeyemediğini belirten usta sanatçı, eşiyle tartışan bir taksicinin kendisini tanıması üzerine yaşananları şöyle ifade ediyor: “Abla dedi, ‘Sen bizi barıştırırsın’. Çekti sağa, görüntülü konuştuk hanımıyla da. AVM’ye gideceğiz, bırakmıyor: ‘İlla sizi eve götüreceğim, ağırlayalım…’ Zar zor AVM’ye gitmeye ikna ettik. Yine bırakmadı, biz çıkana kadar bekledi, sonra otele geri götürdü. Yine para yok…”

Hayvan Sevgisi ve Titizlikle Karışık Dağınıklık

Sanatçının canlılara olan düşkünlüğü ise bambaşka bir boyutta. Kedilere basmamak için düşüp kolunu, bir örümceği ezmemek için dizini sakatlayarak platin takılmasına neden olan bu sevginin kaynağı babasından geliyor. Veteriner hekim olan babasıyla birlikte lojmanlarda 50-60 kedi ve 10-15 köpeğe bakarak büyüdüğünü anlatıyor. Kendisini “pasaklı” olarak tanımlamasının nedenini ise şöyle açıklıyor: “Takıntı derecesinde titizim. Yazın denizden çıkıp duşa giriyoruz ya. Her gün 1 saat yıkanılır mı? Barajı kuruttum. Çok titizim, fakat dağınığım. Pasaklı dediğim, dağınıklık. 3 metre uzunluğunda bir masam var. Bütün evraklar üstünde. Ben, her bir kâğıdın ne olduğunu biliyorum. Ama biri el attı mı, yandık.”

Günlük Rutin ve “Kedi Tipi” Beslenme

1987 yılından beri İMÇ’deki müzik şirketinde kendi albümlerini basan sanatçı, pandemiden bu yana çalışmalarını evden yürütüyor. Sabah 07:00 itibarıyla uyanan ve televizyon açık uyuma alışkanlığı olan usta isim, diyabet kontrolü nedeniyle her sabah şekerine baktırıyor. Beslenme alışkanlıklarını ise “kedi tipi” olarak adlandırıyor: “Akdeniz tipi beslenme derler ya, bizimki kedi tipi beslenme. Yediğimiz her şeyin artanlarını kedilere veriyoruz!” Günde iki öğün yemek yediğini belirten sanatçı, haberlerden ve politikadan yorulduğunda vahşi yaşam belgeselleri izleyerek dinleniyor.

İspanyolca Şarkılardan Türkülere Geçiş

Müzik kariyerine İspanyolca ve İtalyanca şarkılarla başlayan, hatta Ankara’da İspanyol büyükelçisinin kızı sanılan sanatçı, türkülerle Ankara Üniversitesi’nde fizik mühendisliği okurken, 20’li yaşlarında tanışmış. Onu şarkıcı olmaya iten asıl isim ise Connie Francis olmuş. İlk keşfedilme hikayesi ise Erkan Özerman ile başlıyor. Ancak Özerman’ın kendisini “Zelda” adıyla ve Yahudi bir kimlikle dünyaya tanıtma isteğini reddetmiş: “Yapma Erkan Abi, etme Erkan Abi… Aslında ünlü olmamın sebebi de budur. Televizyona ilk çıkışımda, bu Zelda meselesinden dolayı isim karışıklığı oldu, isimsiz yayınlandım. Ama isimsiz yayınlanınca öyle merak edildim ki istesem böyle tanıtım olmazmış.”

İlk Plaklar ve Siyasi Atmosfer

15 Temmuz 1971 tarihinde “Tatlı Dillim” ve “Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle” isimli iki plağı aynı anda çıkan sanatçı, 1 milyon satış rakamına ulaşmış. O dönemi şu sözlerle anımsıyor: “Solcu, daha sonra da komünist diye görünce kaldırım değiştirenler, dost olmak için çırpınmaya başladılar.” Plağın diğer yüzündeki “Mapushanelere Güneş Doğmuyor” şarkısını o sırada cezaevinde olan Deniz Gezmiş ve arkadaşları radyodan dinlediği için, halk arasında Gezmiş ile nişanlı olduğu yakıştırmaları yapılmış; ancak sanatçı kendisiyle hiç tanışmadığını belirtiyor.

Pişmanlıklar ve Cem Karaca’nın Anısı

Geçmişte Metin Akpınar’ın menajerlik teklifini Erkan Özerman ile yaşadığı olumsuz deneyimler nedeniyle reddeden usta isim, Özerman’ın kendisine uyduruk bir senetle haciz getirdiğini de gülerek anlatıyor. Yıllar sonra Paris’te barıştıklarını ve sanatçıya kıymetli bir yüzük hediye ettiğini ekliyor. Cem Karaca’nın kendisi için söylediği “Anadolu’da kıçını görmeyen eczacı kalmadı” sözünü de doğrulayan sanatçı, 66 gün süren ve günde iki konser verilen yoğun turnelerde sürekli iğne yaptırmak zorunda kaldığını hatırlatıyor.

Selda Bağcan’ın samimi itirafları: Zelda olmayı reddettim
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir