Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, son dönemde kullanımı yaygınlaşan kilo verme iğneleriyle ilgili kritik açıklamalarda bulunarak, kalıcı sonuçlar için yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunu belirtti. Obezite ile mücadelede tercih edilen bu ilaçların yanlış kullanımının ciddi sağlık riskleri barındırabileceğini söyleyen Ok, sürecin uzman kontrolünde ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Zayıflama iğnelerinin “Liraglutide, Semaglutide ve Tirzepatid” etken maddelerini içeren farklı türleri olduğunu ifade eden Hande Selin Ok, bu yöntemlerin deri altına enjekte edilerek uygulandığını dile getirdi. GLP-1 reseptör agonistlerini taklit eden bu ilaçların, mide boşalmasını yavaşlatıp tokluk hissini artırarak iştahı kontrol altına aldığını belirten Ok, bu ürünlerin aslında diyabet tedavisi için geliştirildiğini ancak obezite tedavisinde de kullanıldığını aktardı.
İlaçlar Sihirli Bir Değnek Değil
Tedavi sürecinde ilaçların tek başına yeterli olmadığını hatırlatan Hande Selin Ok, şu ifadeleri kullandı: “Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzıyla mümkündür. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın.” Uygulamanın mutlaka bilinçli bir diyet programıyla sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ok, “Etkili ve sağlıklı sonuçlar için doğru beslenme alışkanlıklarıyla desteklenmeleri gerekir. Aksi halde kas kaybı, halsizlik, mide problemleri ve hızlı geri kilo alımı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu ilaçlar bir sihirli değnek değildir.” şeklinde konuştu.
Amaç Sadece Kilo Kaybı Değil Yağ Yakımı Olmalı
Tedavi esnasında beslenmenin başarının anahtarı olduğunu belirten Ok, iştahın azalmasıyla birlikte çok düşük kalorili beslenmenin hata olacağını söyledi. Odak noktasının tartıdaki rakamdan ziyade yağ kaybı olması gerektiğine değinen uzman, “Her öğünde yeterli protein kaynakları, lif içeren sebze ve tam tahıllar ile sağlıklı yağlar bulunmalıdır.” dedi. Porsiyonlar küçülse dahi tüketilen gıdaların besin değerinin yüksek olmasının önemine dikkat çekti.
Yağlı ve Ağır Yemekler Mide Şikayetlerini Artırır
GLP-1 tedavisiyle birlikte sindirim sisteminin yavaşladığını ifade eden Ok, kızartılmış ve ağır yağlı gıdaların mide bulantısı gibi yan etkileri artırabileceğini belirtti. Daha hafif pişirme tekniklerinin kullanılmasını öneren Hande Selin Ok, aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması gerektiğini, aksi takdirde kan şekerinde dengesizlikler yaşanabileceğini ifade etti. Yavaş yemek yemenin ve küçük lokmaların mideyi rahatlatacağını, hızlı tüketimin ise bulantıya yol açabileceğini söyledi. Ayrıca lifli gıdaların diyete kademeli olarak dahil edilmesini tavsiye etti.
Su Tüketimi ve Düzenli Öğün Önemli
İştah baskılandığında su içme ihtiyacının da azaldığını ancak suyun metabolizma ve kabızlığı önlemek için hayati olduğunu belirten Ok, günlük su tüketiminin zamana yayılması gerektiğini vurguladı. Öğün atlamanın yanlış bir yöntem olduğunu söyleyen Hande Selin Ok, genellikle iki veya üç ana öğünün vücut tarafından daha iyi tolere edildiğini belirtti. Haftada en az 2 veya 3 gün direnç egzersizi yapmanın ve yeterli uykunun kilo kontrolündeki rolüne de değindi.
Hızlı Kilo Kaybına Aldanmayın
Kontrolsüz kilo vermenin saç dökülmesi, kas kaybı ve metabolizmanın yavaşlaması gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceğini hatırlatan Ok, beslenme planının yaş, cinsiyet ve mevcut hastalıklara göre kişiye özel hazırlanması gerektiğini söyledi. Doktor ve diyetisyen eşliğinde yürütülmeyen tedavilerin başarısız olabileceğini belirten Ok, sözlerini şöyle tamamladı:
“Zayıflama iğneleri doktorun uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavinin hekim tarafından planlanması ve süreçte diyetisyenin tıbbi beslenme tedavisini yürütmesi sağlıklı sonuç için büyük önem taşır. GLP-1 tedavisi bir başlangıçtır, ilacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde kilo geri kazanımı kaçınılmaz olabilir. Sağlıklı kilo kaybı planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır.”




