fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. İstanbul’da Dijital Sanat Yolculuğu: Düşler Zamanı Japonya

İstanbul’da Dijital Sanat Yolculuğu: Düşler Zamanı Japonya

İBB Kültür AŞ, Dijital Deneyim Merkezi’ndeki ‘Düşler Zamanı: Japonya’ sergisiyle ziyaretçilere yaz sonuna dek interaktif bir sanat yolculuğu sunuyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günümüzde dijital sergiler, pasif bir gözlemin ötesine geçerek ziyaretçinin bizzat içinde yer aldığı interaktif deneyim alanlarına dönüştü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Dijital Deneyim Merkezi (DDM) bünyesinde kapılarını açan ‘Düşler Zamanı: Japonya’ sergisi, bu modern dönüşümün en güncel yansımalarından biri olarak dikkat çekiyor. Geleneksel sergi anlayışındaki “izleme mesafesi” kavramının tamamen ortadan kalktığı bu mekanda, sanat eseri ile izleyici arasında hiçbir boşluk kalmıyor; aksine yoğun bir temas ve etkileşim kuruluyor.

Kim ve nerede bu benzersiz deneyimi paylaşıyor?

Serginin açılışında konuşan İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, etkinliğin temel amacını şu sözlerle ifade etti: “Sergi, ziyaretçilerini yalnızca izlemeye değil, aynı zamanda deneyimlemeye davet eden, duyulara hitap eden benzersiz bir deneyim sunuyor. Her bölüm, Japon kültürünü ve estetik mirasını araştırmaya, keşfetmeye ve deneyimlemeye yönlendiriyor. Sergi, yaz sonuna kadar devam edecek ve farklı yaş ile ilgi gruplarına hitap etmeyi sürdürecek. Bu sergi, DDM’nin vizyonunu, teknolojiyi sanatla bütünleştirerek kültürel deneyimi dönüştürme misyonunu bir kez daha ortaya koyuyor ve ziyaretçilere unutulmaz bir Japon sanat yolculuğu yaşatıyor.”

Benzer bir bakış açısını paylaşan İBB Kültür AŞ Müzeler Müdürü Reha Öztunalı ise serginin gördüğü ilgiden memnuniyetini dile getirerek, “Açıldığı ilk haftada gösterilen yoğun ilgi, serginin İstanbul’da yaratacağı etkiyi şimdiden ortaya koyuyor. Serginin aynı ivme ile devam ederek hem takdir toplamasını hem de İstanbulluların ilgisini çekmesini umut ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hangi bölümler serginin akışını oluşturuyor?

Sanatseverleri ilk olarak karşılayan Dijital Oda, serginin genel atmosferini belirliyor. Yōkai anlatılarından Wamon desenlerine kadar uzanan bu bölüm, sadece bilgi vermek yerine ziyaretçiyi bir sonraki aşamaya hazırlayan bir eşik görevi görüyor. Ekranlar ve sensörlerle desteklenen oyunlaştırılmış yapı, Japon estetiğinin derin katmanlarını hissettiren bir araç olarak kurgulanmış.

Asıl dönüşüm ise Sanal Gerçeklik Odası içerisinde yaşanıyor. ‘Yüzen Dünya’ konseptinin bedensel bir tecrübeye dönüştüğü bu alanda, Ukiyo-e sanatının temelindeki geçicilik felsefesi dijital yüzeylerde canlanıyor. Sabit olmayan imgeler ve akışkan anlamlar arasında ziyaretçilere yavaşlamaları, odaklanmaları ve az olanın içindeki çokluğu keşfetmeleri öneriliyor. Bu yaklaşım, günümüzün hız odaklı tüketim alışkanlıklarına karşı bir tür sanatsal direniş sergiliyor.

Nasıl bir sürükleyici atmosfer sunuluyor?

Serginin kalbi sayılabilecek Sürükleyici Deneyim Odası, yaklaşık 30 dakika süren ve doğrusal olmayan bir anlatı sunuyor. 17’nci yüzyıldan 19’uncu yüzyıla kadar uzanan Ukiyo-e ustalarının eserleri, dev projeksiyonlar aracılığıyla tüm mekanı kaplıyor. Kiraz çiçeklerinin narin güzelliğiyle başlayan yolculuk, bir anda Büyük Dalga‘nın fiziksel bir tehdit hissi uyandıran kuşatmasıyla devam ediyor. Bu görsel şölene eşlik eden müzikal yapı da oldukça güçlü; Claude Debussy’nin ‘La Mer’ eseri ile geleneksel Japon davullarının ritmi arasındaki geçişler anlatının omurgasını oluşturuyor. Samuraylar, geyşalar ve ruhlar gibi bilindik imgeler, burada somut birer temsilden ziyade akışın doğal birer parçası olarak beliriyor.

Sanatsal felsefe ve estetik denge nasıl kurulmuş?

Daha sakin bir durak olan Artırılmış Gerçeklik Odası’ndaki Bonsai Garden, serginin temposunu bilinçli bir şekilde düşürüyor. Taşlar, su yüzeyleri ve bonsai ağaçlarıyla oluşturulan bu minimal evren, Japon bahçe kültürünün dijital bir yorumu olarak karşımıza çıkıyor. Dijital koridorda işlenen Wabi-Sabi teması ise kusurlu ve eksik olanın estetiğine vurgu yaparak serginin kavramsal temelini netleştiriyor.

Deniz Burak BAYRAK’ın aktardığına göre, serginin en dikkat çekici yanı, teknolojinin sunduğu pürüzsüz yüzeyler ile Japon estetiğinin kusuru yücelten anlayışı arasındaki denge. Akın’ın da belirttiği gibi, “Sergi, ziyaretçilere, duyulara hitap eden benzersiz bir deneyim sunuyor” ve bu durum bir ‘Japonya temsili’nden ziyade, o estetikle kurulan derin bir temas haline dönüşüyor.

İstanbul’da Dijital Sanat Yolculuğu: Düşler Zamanı Japonya
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir