Bu gerçekleştirdiğimiz ilk röportaj. Başlangıçta kendini eksik ifade etmekten çekindiğini dile getirse de, kısa süre içinde bu tedirginliğini üzerinden atıyor. Son günlerde hem karakteristik yüz hatlarıyla hem de oyunculuk performansıyla adından sıkça söz ettiren Oya Unustası ile derin bir sohbete dalıyoruz.
Kariyer Yolculuğundaki Kritik Dönemeçler
Onu televizyon ekranlarında ilk kez 15 yıl önce İzmir Çetesi projesinde gördük. O günden bu yana pek çok yapımda yer alan oyuncu, asıl büyük çıkışını bu yıl gerçekleştirdi. Bu durumun hissettirdiklerini şu sözlerle paylaşıyor: “Siz de bilirsiniz ki oyuncuların çok stabil bir hayatı olmuyor. İş kadar işsizlik dönemi de belirsiz oluyor. Benim de ‘Hercai’den sonra bir işsizlik dönemim oldu ve artık birazcık vazgeçtiğim, ‘Başka bir şey mi yapsam, kendimi başka bir yerde mi ifade etsem’ arayışına girdiğim bir dönemdeydim. Sonra ‘Masumiyet Müzesi’ seçmeleri geldi. Her şey imzalandı, okey’lendi, hayatım bir anda 180 derece dönmüş gibi oldu. Tekrar geri döndüm. Şimdi de ‘Güller ve Günahlar’ devam ediyor.” Tanınırlığının geç geldiği yönündeki görüşlere ise her şeyin doğru bir zamanı olduğuna inanarak katılmıyor.
Sanat kariyerine 2011’de adım atan Unustası, 2013 yılında Miss Turkey yarışmasına katılarak ilk 10 isim arasına girmişti. Bu kararın arkasında yatan nedeni, “Aslında babaannemin hayaliydi. ‘Miss Turkey’ o ara oyunculuk kariyerinde de çıkış sağlıyordu. O yüzden öyle bir adım attım” diyerek açıklıyor.
Müzikten Sahne Işıklarına
Mimar Sinan Üniversitesi Flüt Sanat Dalı mezunu olan oyuncu, küçük yaşlardan itibaren sanatın pek çok dalıyla meşgul olmuş. Resim, dans ve şiirle ilgilenen Unustası’nın sahnede olma tutkusu zamanla flüt eğitimine evrilmiş. Ortaokul yıllarında başladığı müzik eğitimine paralel olarak oyunculuk dersleri de alan sanatçı, Ayla Algan ve Vahide Perçim‘in öğrencisi olmuş. 2011 senesinde mezun olur olmaz İzmir Çetesi dizisinde Kadir İnanır‘ın kızını canlandırarak sektöre hızlı bir giriş yapmış. Ünlü olmayı hiçbir zaman hedeflemediğini, asıl amacının sadece iyi bir oyuncu olmak olduğunu vurguluyor.
Sanatçı ruhu ailesinden geliyor; babaannesinin kardeşi Nevin Pere, dünyaca ünlü tenor Pavarotti ile sahne almış eski bir opera sanatçısı. Ailesinin diğer üyeleri de içlerinde her zaman sanatsal bir yön taşımış. Babası elektrik mühendisi ve iş insanı, annesi ise emekli bir eczacı olan Oya Unustası, dört kardeşin en küçüğü. Soyadının hikayesi ise dedelerinin bir zamanlar sahip olduğu un fabrikasından geliyor.
Oyunculukta “Kendi Alanını” Bulmak
Mesleğinde geldiği noktayı bir metaforla anlatan oyuncu, “Eskiden başkasının oyun alanında oynuyormuş gibi hissediyordum. Şimdi kendi oyun alanımda, bütün oyuncaklar benim ve oyuncaklarımı paylaşıyormuşum gibi hissediyorum” ifadelerini kullanıyor. Kariyerindeki en büyük zorluğun ise set ortamındaki dengeleri kurmak olduğunu belirtiyor. Sektöre başladığında kendini “okyanusa atılmış bir balık” gibi hissettiğini, sadece rol yapmanın yetmediğini, kamera arkasındaki stratejik dengeleri yönetmeyi öğrenmenin zaman aldığını söylüyor.
Dönemin tek tipleşen güzellik anlayışına rağmen doğal halini korumayı seçen Unustası, estetik müdahalelerden kaçınma sebebini şöyle açıklıyor: “Toplumun, hele ki bizim sektörün kadınlara çok ciddi bir baskısı var. Estetiğe karşı olduğum için değil, kendim olmaktan çıkarım diye korkumdan böyle bir adım atmadım. Benim oyunculuk yapma sebebim kendimi bulmak, kendimi bilmek. Yüzümle çok oynarsam kendimden uzaklaşırım diye korkuyorum. Mimiklerimi oynatamıyor olmak bana maske takmışım gibi bir hissiyat verir.”
Aşk ve Evlilik Üzerine
Dört yıl önce meslektaşı Ahmet Tansu Taşanlar ile dünyaevine giren oyuncu, eşiyle ilk iş gününde tanışmış. İlk set günlerinde yaşadığı zorluklarda eşinin kendisine uzattığı dost elinin zamanla aşka dönüştüğünü anlatıyor. Uzun süreli birlikteliğin formülünü ise şu sözlerle özetliyor: “Sır söyleyecek konumda mıyız bilmiyorum ama biz birlikte büyüdük gibi, aynı mesleği yapmak hep birbirimize yardım eli uzatma şansını doğurdu. Ve çok emek verdik. Vazgeçmedik. Zorluklar olmadan olmuyor. Kimse tertemiz, masum değil, herkesin ters özellikleri var. Biz de bir şekilde birimiz düşünce kaldırdık, tolere ettik.”
İkisinin de oyuncu olmasını bir avantaj olarak gören Unustası, evde birbirlerine ezber kağıdı tuttuklarını ve birbirlerinin çalışma koşullarını bildikleri için özgür bir alan yarattıklarını belirtiyor. Aşkı bir emek ve vazgeçmeme süreci olarak tanımlayan sanatçı, “İnsan huzurlu hissetmediği yerde aşkı bulamaz” diyerek huzurun önemine dikkat çekiyor.
“Güller ve Günahlar” ve Berrak Karakteri
Kanal D‘de izleyiciyle buluşan Güller ve Günahlar dizisindeki Berrak rolü, Unustası için farklı bir deneyim olmuş. Kendi kızını bir başkasına veren “toksik ve yaralı” bir kadını canlandırmanın zorluğunu ama kendisine çok şey kattığını söylüyor. Karakter üzerinden kendi içindeki küçük manipülasyonları fark ettiğini belirten oyuncu, geçmişteki mükemmeliyetçilik takıntılarından da zamanla özgürleştiğini ifade ediyor.
Sokakta aldığı tepkileri ise şu şekilde aktarıyor: “Karaktere kızıyorlar tabii, ben de çok kızıyorum. Ama genelde ‘Siz ne kadar tatlısınız, nasıl bu kadar kötü bir karakteri oynayabildiniz ve tebrikler’ diyorlar.”




