fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Tiyatro Sahnelerine Yol Açın: İzlenmesi Gereken Eserler ve Ustalar

Tiyatro Sahnelerine Yol Açın: İzlenmesi Gereken Eserler ve Ustalar

İzmir'de süren 44. Hülya-Özdemir Nutku Tiyatro Festivali, usta isimleri ve yeni oyunları buluşturarak sahne sanatlarının geleceğine ışık tutuyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçmişteki yazılarımda meselelere fazlasıyla temas ettiğim için bugün sıkıntılardan bahsetmeyeceğim. Zaten 27 Mart Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla gazetemizde çıkan Tuğçe Çelik’in kaleme aldığı metinde, tiyatro dünyasından isimler bu problemleri ana hatlarıyla belirtmişti. Ben ise bugün sahnelerimizde takip ettiğim ve görülmeye değer bulduğum eserlere odaklanmak istiyorum. Dev oyuncu Isabelle Huppert’in 2017 yılındaki Dünya Tiyatro Günü bildirisindeki o meşhur daveti tekrar ederek söze başlayacağım. Huppert, Ali Berktay’ın Türkçeleştirdiği o mesajda şöyle sesleniyordu: “Eski usul yaşlı bir sahne amirini hatırlıyorum; her akşam perde açılmadan önce kuliste tok bir sesle, ‘Tiyatroya yol açın’ derdi. Ben de konuşmamı böyle bitiriyorum”.

Tiyatronun Yolunu Kim, Nasıl Açacak?

Peki, bu sanatın önündeki engelleri kim kaldıracak? Yerel yönetimler mi, devlet mi, yoksa tiyatroseverler mi? Kanaatimce bu yolu tiyatro emekçileri, dayanışma ruhu ve yoğun bir çalışma temposuyla kendileri inşa edecek. Yüksek bütçeli prodüksiyonlardan şikayet ederek bir yere varılamaz. Mevcut kapitalist düzende kurumlar sanattan kar etmeyi amaçlıyor ve bunda muvaffak oluyorsa, yakınmak yerine izleyicinin ilgisini çekmenin ve desteğini almanın yolları aranmalıdır. Tiyatro geçmişimizde bunun pek çok örneği mevcuttur. Dostlar Tiyatrosu veya AST gibi yapıların başarısında o günün toplumsal şartlarının etkili olduğu savunulabilir. O halde, bugünün dinamiklerini ve değişim rotasını doğru analiz etmek gerekmez mi?

27 Mart’ta Ustalar Nerede ve Nasıl Anıldı?

Maalesef pek çok kurum 27 Mart’ı sadece bir mesajla geçiştirdi. Oysa Dünya Tiyatro Günü, büyük ustalarımızı yad etmek adına kıymetli bir vesileydi. İzmir’de Kültürlerarası Sanat Derneği bünyesinde Kanguru Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz panelde, Gürol Tonbul ve Özgür Başkaya ile birlikte vefatlarının 40. yılında Haldun Taner ile Vasıf Öngören’i andık. Dünya tiyatrosunu yakından takip eden bu iki dev isim, sanatımıza taze bir nefes üflemişti. Taner; ‘Keşanlı Ali Destanı’, ‘Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ ve ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ gibi eserlerinde geleneksel sanatlarımızı modern ilkelerle harmanlamış, mizah yoluyla güçlü toplumsal eleştiriler sunmuştu. Öngören ise ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’, ‘Oyun Nasıl Oynanmalı?’ ve ‘Zengin Mutfağı’ oyunlarıyla Marksist düşünceyi Brecht’in epik tiyatro unsurlarıyla birleştirip sahneye taşımıştı. Günümüz yazar ve yönetmenlerinin bu ustalardan öğreneceği çok şey var. Bugün izleyicinin salonları doldurarak sanatçılara bir nevi açık çek sunduğunu ve bunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İzmir’in Kültürel Dönüşümü Ne Durumda?

İzmir’den devam edersek; bir zamanların kültür başkenti olan İzmir’in artık bir taşra kentine dönüştüğünü üzülerek görüyoruz. Sanat, İzmirlilerin öncelikli gündemi arasında değil. Devlet Tiyatroları’nın Ankara ve İstanbul dışındaki sahneleri “taşra sahneleri” olarak tanımlarken İzmir D.T.’yi de bu listeye dahil etmesi boşuna değilmiş. İzmir’e yerleşeli yaklaşık on yıl oldu ve bir değişim için çaba sarf ettik. Ancak “popüler” isimler getirilmediği sürece seyirci çekmek neredeyse imkansız. Levantenlerin gidişiyle kültürel dokusunu kaybetmeye başlayan şehir, 80’lerin ikinci yarısından itibaren popüler kültüre ve “marka” isimlere teslim olmuş durumda. Yaklaşık bin kişilik kemikleşmiş bir klasik müzik izleyicisi olsa da durum bundan ibaret. Bu koşullar altında en büyük ihtiyaç seyirci yetiştirmektir ve bu görev yerel yönetime düşmektedir. Fakat yerel yönetimin de sanata yaklaşımı sorunlu. Kırk yılda bir sanata değer veren bir yönetim gelmişti, ancak önce CHP tarafından aday gösterilmeyerek cezalandırıldı. Yeni başkanın da Soyer döneminde hayata geçen sanat projelerine karşı bir mesafe koyduğu seziliyor. Partinin ise bu durum pek umurunda değil gibi.

Hangi Oyunlar ve Topluluklar Dikkat Çekiyor?

İzmir izleyicisinin yerel tiyatrolara yeterince destek olduğunu söylemek güç. Çoğu topluluk sahne bulabildiği yerde oynayan göçebe yapılar. Kök 35, Öteki Beriki Tiyatro, Tiyatro Kalemi, Tiyatro Terminal, Özgür Tiyatro, Toprak Sahne, Tiyatrohane gibi ekiplerin yanında; kendi sahnesine sahip olan Sahne Tozu ve Tiyatro Peron gibi başarılı oluşumlar mevcut. Nar Sahne’de izlediğim ‘Lena, Leyla ve Diğerleri’ bu sezonun en başarılı işlerindendi. İzmir Devlet Tiyatrosu’nun repertuarında ise bilet fiyatlarının da etkisiyle kapalı gişe oynayan ‘Fareler ve İnsanlar’, ‘İki Yeşil Su Samuru’, ‘Rembetiko’ ve ‘Kaçaklar’ gibi yapımlar bulunuyor. Ayrıca Barış Erdenk’in yönettiği ‘Sessizlik’ ile Sibel Erdenk imzalı ‘Arzunun Onda Dokuzu’, reji ve oyunculuk bütünlüğüyle öne çıkıyor. Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun yeni oyunu ‘Kont Öderland’ merakla beklenirken; İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın Yücel Erten sonrası eski formundan uzaklaştığı görülüyor. ‘Cadı Kazanı’ izlenebilir bir seviyedeyken, ‘Arturo-Ui’nin Önlenebilir Yükselişi’ maalesef amacından sapan bir farsa dönüşmüş durumda.

Hülya-Özdemir Nutku Tiyatro Festivali’nde Neler Var?

İzmir seyircisi özellikle içinde ünlü isimlerin olduğu İstanbul oyunlarına büyük ilgi gösteriyor. Cuma akşamı Tiyatro Hayali’nin ‘Meçhul Paşa’ oyunuyla başlayan 44. Hülya-Özdemir Nutku Tiyatro Festivali; Cihangir Atölye Sahnesi’nin ‘Ayak Bacak Fabrikası’, Tiyatro Kare’nin ‘Konken Partisi’, Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın ‘Clown Jam’ı ve Tiyatro Peron’un ‘Işıltılı Haşereler’i gibi yapımlarla sürüyor. Yarın akşam Oyun Atölyesi’nin ‘Baba’ oyununda Haluk Bilginer sahne alacak. Salı akşamı ise festival dışı bir oyun olarak Tiyatro Hayali’nin ‘Şebbaz’ı izleyiciyle buluşacak. Turne oyunları İzmir’i diğer illere göre avantajlı kılsa da, İstanbul’daki gibi deneysel işlere meraklı bir izleyici kitlesinin yetişmesi en büyük temennimiz.

İstanbul tiyatrolarının turneleri genelde komedi ağırlıklı olsa da bazen harika sürprizler yaşatabiliyor. Son dönemde izlediğim; Mehmet Birkiye’nin yönettiği ve Salih Bademci’nin rol aldığı ‘Sesler’, Anıl Can Beydilli imzalı ‘Ballı Süt’ ve Hikmet Hükümenoğlu’nun yazdığı, Mert Öner’in yönettiği ‘Fora’ öne çıkan yapımlardı. ‘Fora’ oyununda Şenay Gürler, Şükran Ovalı, Şerif Erol ve Kubilay Aka müthiş bir ekip çalışması sergiliyor. ‘Ballı Süt’te ise Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya’nın performansı göz dolduruyor. Henüz İzmir’e gelmemiş olan, birbirinden oldukça farklı iki kardeşin babalarının ölümünü

Tiyatro Sahnelerine Yol Açın: İzlenmesi Gereken Eserler ve Ustalar
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir