fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Yapısalcı Bir İktidarın Dünyasında Yaşam ve Kimlik Kodları

Yapısalcı Bir İktidarın Dünyasında Yaşam ve Kimlik Kodları

Yapısalcı düzen, sistemin sürekliliği için tarihi ve bireysel eylemi devre dışı bırakarak toplumu durağan bir eşzamanlılık içine hapsediyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yapısalcılığın nasıl bir olgu olduğunu kavramak, ancak o yapının sınırları içerisinde nefes alanlar için mümkündür. Burası, olayların yaşanmadığı, zamanın kendi doğal akışından koparılarak bir “eşzamanlılık” içine hapsedildiği durgun bir evrendir. Bu düzende değişim veya dönüşüm gibi kavramlara yer yoktur; çünkü bu tür süreçler yapının bütünlüğünü sarsabilir. Yapısalcı bir toplum modelinde, mevcut sistemi temsil etmeyen ya da onu yeniden üretmeyen hiçbir eyleme geçit verilmez. Ünlü dilbilimci Saussure, dilin özerk bir yapı olarak incelenebilmesi için tarihten koparılmasının mecburi olduğunu savunur. Zira tarih, yapının kusursuz işleyişini sekteye uğratabilir. Herhangi bir nesne, diğer unsurlarla olan mevcut ilişkisi sayesinde “o nesne” olarak tanımlandığından, bu dengenin bozulması tüm düzeni tehlikeye atar. Parçaların birbirleriyle olan anlık ilişkisi, eylemi ve olay örgüsünü gereksiz birer ayrıntıya dönüştürür.

Yapısalcılık Nedir?

Yapısalcı bir yönetim anlayışında sistem her şeyin üzerindedir ve yasaların mutlak koruması altındadır. Sistemin işleyişine risk oluşturabilecek her türlü unsur fuzuli kabul edilir. Bu dünyada saatler daima “şimdi”yi gösterir; toplum, bir türlü geçmek bilmeyen donmuş bir zamanın içine hapsedilmiştir. Gelecek olan ne varsa sistem tarafından önlenir. Güzel günlerden ve gelecekten bahsetmek bir suç haline gelir; hatta bu konularda konuşmak istiyorsanız bunu ancak karanlık bir distopya kurgusuyla yapmanıza izin verilir.

İktidar Dil ve Sözü Nasıl Ayırır?

Yapısalcı iktidar, “dil” (langue) ve “söz” (parole) kavramlarını birbirinden keskin bir biçimde ayırır. Dil, sistemin derinlerinde yatan yerleşik değerleri ve ana yapıyı simgeler. Kendi içinde tutarlı ve anlamlı bir bütündür; göstergelerin değeri sadece birbirleriyle olan ilişkileri üzerinden belirlenir. Söz ise bu yapının günlük hayattaki yansımasıdır; bireylerin belirli mekan ve zamanlarda kurduğu cümlelerdir. Söz, bir eylemdir ve derin yapıya zarar verme potansiyeli taşır. Sistemin çarklarını bozabilecek her türlü eylem derhal bastırılmalıdır. Sözün uysal olması ve yapıyı sürekli yeniden üretmesi beklenir; göstergeleri farklı bağlamlara taşıyan her söz bir sorun kaynağıdır. Bu düzende göstergelerin yeri asla değiştirilemez.

Yapısal Krizler Neden Çıkar?

Yapı, göstergelerin karşılıklı ve eşzamanlı bağlarıyla inşa edilmiştir. Bir göstergeyi yerinden oynatıp başka bir alana taşımak yapısal bir krizi tetikler. Örneğin bir bireyin kıyafeti, jestleri, hitap şekli veya hareketleri, sistemin ona biçtiği cinsiyet rollerine uymuyorsa ve karşı cinse ait göstergeleri kullanıyorsa “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle cezalandırılabilir. Bu tür kimlik krizleri, bedenlerin yeniden sistemle uyumlu hale getirilmesiyle aşılmaya çalışılır. Benjamin’e göre alıntılar, “yoldan geçene saldırıp onu kanılarının yükünden kurtaran silahlı soyguncular gibidir”. Yerleşik anlamlar olan kanılardan kurtulmak, alıntılar sayesinde yapının ağırlığından özgürleşmeyi sağlayabilir.

Sait Faik ve Alice Üzerinden Tutarlılık Analizi

Bedenleri tanımlayan şey taşıdıkları göstergelerdir. Bazı bedenler sistemle uyumluyken bazıları tutarsızdır. Dışsal bir müdahale ile anlamın belirlenmesi, yapının sistematik yapısını bozar. Sait Faik, “Birahanedeki Adam” öyküsünde bir adamı incelerken onun göstergelerinden mesleğini ve hayatını tahmin etmeye çalışır. Ancak adamın küçük parmağındaki ince ve zarif kadın yüzüğü, bedenin bütünsel tutarlılığını bir anda yerle bir eder. Sistem, bu tür çelişkileri kabul etmez. Bir erkeğin parmağındaki kadın yüzüğü, Alice Harikalar Diyarı‘ndaki Cheshire Kedisi’nin gizemli sırıtışı gibidir. Düzen, yapıyı bozanları “deli” olarak damgalayabilir. Kedinin dediği gibi: “’Burada herkes deli’ dedi Cheshire Kedisi, ‘Ben deliyim, sen de delisin’”. Alice’in hangi yolu izlemesi gerektiğini sorması üzerine kedinin verdiği “Bu nereye gitmek istediğine göre değişir” yanıtı, aslında bizleri de yakından ilgilendirir. Hepimiz “Dışarıya, açık havaya!” diyerek hayatın akışına karışmak istiyoruz.

[faq]
[faq_item question=”Yapısalcı toplumlarda değişim neden tehlikeli görülür?” answer=”Yapısalcı sistemde değişim ve dönüşüm, zamanın akışıyla ilgili olduğu için mevcut yapının dengesini bozar. Sistemin sürekliliği, göstergelerin sabit kalmasına ve eşzamanlı bir düzende hapsedilmesine bağlıdır.”]
[faq_item question=”Saussure’e göre dilin özerkliği neden önemlidir?” answer=”Dilbilimci Saussure’e göre dilin bir sistem olarak incelenebilmesi için tarihten koparılması şarttır. Tarihsel akış, yapının işleyişini ve göstergeler arasındaki sabit ilişkileri bozabilir.”]
[faq_item question=”Yapısalcı iktidarda ‘söz’ neden bir tehdit olarak algılanır?” answer=”Söz (parole), dilin günlük hayattaki eylemsel kullanımıdır. Göstergeleri yeni bağlamlara taşıyabildiği ve yerleşik değerleri sarsabildiği için mevcut düzen için bir risk oluşturur.”]
[faq_item question=”Sait Faik’in öyküsündeki yüzük imgesi neyi temsil eder?” answer=”Öyküdeki kadın yüzüğü, sistemin belirlediği ‘tutarlı’ beden yapısına aykırı bir göstergedir. Bu tutarsızlık, yapısal mantıkla çelişen bir kriz anını simgeler.”]
[/faq]

Yapısalcı Bir İktidarın Dünyasında Yaşam ve Kimlik Kodları
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir