fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Verem Savaşı Dispanserlerindeki Azalma Halk Sağlığı Riski Yaratıyor

Verem Savaşı Dispanserlerindeki Azalma Halk Sağlığı Riski Yaratıyor

Türkiye'de sayıları 173'e gerileyen verem dispanserleri için uzmanlar uyarıyor: Koruyucu sağlık hizmetleri zayıflıyor, halk sağlığı riski artıyor.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünya genelinde her yıl 10 milyondan fazla yeni tüberküloz vakası tespit edilirken, 1,2 milyon insan bu hastalık sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de verem vakalarının görülme oranı yüz binde 10 seviyelerine kadar çekilmiş olsa da, bu kazanımda kilit rol oynayan verem savaşı dispanserlerinin son dönemdeki durumu endişe veriyor. Uzmanlar, 2007 senesinde 245 olan dispanser sayısının 2023 yılında 173’e düşürülmesinin ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturabileceği konusunda “Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur” uyarısını yapıyor.

Veremle Mücadelede 140 Yıllık Süreç

Robert Koch’un 1882 senesinde tüberküloz basilini bulmasıyla hız kazanan mücadele, üzerinden 140 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen hâlâ kritik önemini koruyor. Bu sebeple 24 Mart, tüm dünyada vereme karşı farkındalık oluşturma günü olarak kabul ediliyor. Ancak Türkiye’deki son veriler, koruyucu sağlık hizmetlerinde bir gerileme olduğuna işaret ediyor.

CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, hastalığın önlenebilir ve tedavi edilebilir nitelikte olduğunu hatırlatarak, Türkiye’deki mücadelenin arzulanan seviyeye ulaşamamasını kamu kaynaklarının koruyucu hizmetlerden çekilmesine bağladı. Pala, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlığın bir kâr odağı haline getirildiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu noktada ise koruyucu sağlık hizmetlerini belirgin bir biçimde gözden çıkarmıştır. Ülkemizde özel sağlık kuruluşlarının sayısı her geçen gün artarken, verem savaş dispanseri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan kuruluşların sayısı azalıyor. 2007 yılında ülke çapında 245 olan Verem Savaşı Dispanseri sayısı 2023 yılında 173’e düşürülmüştür. Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur.”

Veri Şeffaflığı ve Tedavi Başarı Oranları

Hastalık kontrolünde raporlamanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Kayıhan Pala, 2007’den 2022 yılına dek düzenli hazırlanan “Türkiye’de Verem Savaşı” raporlarının aksatıldığını belirtti. Pala’nın açıklamaları şöyle devam etti: “Türkiye’de Verem Savaşı 2023 Raporu ancak 2025 yılında yayınlanabilmiştir. Üstelik bu raporda 2023 yılı tüberküloz kontrol faaliyetleri, 2022 yılı tüberküloz hasta verileri ve 2021 yılı tüberküloz hastalarının tedavi sonuçları sunulmuştur; dolayısıyla güncel veriler kamuoyuna açıklanmamaktadır. DSÖ veritabanına göre 2023’te ülkemizde tedavi başarı oranı yüzde 81’dir. 2022’de tedavi başarılarında yüzde 85 eşiğinin yalnızca 25 ilde yakalanabildiği ve 50 ilin hedefin altında kaldığı bilinmektedir. Hedeflere yaklaşmak için koruyucu müdahalelerin kapsayıcılığı artmalı; yoksulluk, kötü beslenme, göç, kalabalık barınma ve güvencesiz çalışma gibi sosyal belirleyicilerle birlikte ele alınan bütüncül bir halk sağlığı programı hayata geçirilmelidir. Bunun için koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçedeki payı artırılmalı ve bu yönde alınacak kararlar yeniden önceliklendirilmelidir.”

Pala ayrıca, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçları nedeniyle vatandaşların ilaçlara erişememesinin, özellikle HIV gibi kesintisiz tedavi gerektiren durumlarda ağır neticeler doğurduğuna dikkat çekti.

Sağlık Çalışanlarının Ekonomik Şartları ve Ayrılışlar

Türk Toraks Derneği Tüberküloz Çalışma Grubu ise küresel ölçekte, özellikle Güney Doğu Asya ve Sahra Güneyi Afrika’da büyük bir salgının sürdüğünü ifade etti. Dernek tarafından yapılan açıklamada şu detaylar paylaşıldı: “Her yıl 10 milyondan fazla hasta ortaya çıkmakta ve 1,2 milyon insan ölmektedir. Tanısı, korunması ve tedavisi mümkün olan bir hastalığın bu denli büyük bir yıkım yapması kabul edilemez. Bu durum, sözü edilen 2 kıtadaki yoksulluk, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerinin yetersizliklerinin bir sonucudur. Türkiye’de tanısında, koruyucu tedavisinde ve tedavisinde başarılıyız. Bu başarıda, özellikle verem savaşı dispanserlerinin çalışanlarının payı en fazladır. Verem savaşı dispanseri hekimlerinin eğitimli ve deneyimli olması önemlidir. Ne yazık ki, eğitimli ve deneyimli hekimler bu kurumlardan ayrılmaktadırlar. Çünkü, verem savaşı birimlerinde çalışanların ekonomik olarak aynı konumdaki doktorlara göre ciddi maddi kayıpları söz konusudur. Düzenli ve sürekli çalışmaları görevlendirmeler nedeniyle mümkün olmamaktadır. Verem savaşı birimlerindeki hekimlerin eğitimli ve sertifikalı olması, çalışmalarında süreklilik sağlanması gereklidir.”

Sonuç olarak tüberküloz, dünya genelinde ciddiyetini koruyan bir sağlık problemi olmaya devam ediyor. Türkiye’de vaka sayıları düşüş eğiliminde olsa da dispanserlerin kapatılması ve tecrübeli personelin sistemden ayrılması, gelecekteki mücadeleyi zora sokabilecek temel unsurlar olarak görülüyor.

Verem Savaşı Dispanserlerindeki Azalma Halk Sağlığı Riski Yaratıyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir