Diyarbakır’da ikamet eden 38 yaşındaki bir vatandaş, üç yıl önce kolon kanseri teşhisi almasının ardından tıp dünyasında eşine az rastlanır bir sağlık sorunuyla mücadele etti. Kanserinin ileri evre olması sebebiyle kemoterapi ve ameliyat süreçlerinden geçen hastanın penisinde kitle tespit edildi. 10 ay boyunca şiddetli ağrılar nedeniyle uykusuz kalan ve günlük yaşamı durma noktasına gelen hasta, hekimlerin değerlendirmesi sonucu organını kaybetmek zorunda kaldı. Dünya tıp literatüründe bugüne kadar sadece 60 örneği bulunan bu durumun 10. vakası Türkiye’de, sonuncusu ise Diyarbakır’da kayıtlara geçti.
Dünya Genelinde Sadece 60 Kişide Görüldü
Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, söz konusu vakanın dünya genelinde son derece nadir olduğunu ve literatürde bildirilen 60. vaka olarak kaydedildiğini duyurdu. Hastanelerine başvuran 38 yaşındaki erkek hastanın penis bölgesinde ağrı ve ele gelen kitle şikayetleri bulunduğunu belirten Doç. Dr. Kılınç, hastanın yaklaşık 3 yıl önce kolon kanserine yakalandığını ifade etti.
Süreci detaylandıran Doç. Dr. Kılınç, “Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor” dedi.
“10 Ay Boyunca Kesintisiz Uykuya Hasret Kaldı”
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte hastanın idrar yapamaz hale geldiğini ve dayanılmaz sancılar çektiğini dile getiren Doç. Dr. Kılınç, tedavi sürecindeki zorlukları şu sözlerle aktardı:
“Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu.”
Ameliyat Sonrası Yaşam Kalitesi Artı
Uygulanan tedavilerin sonuç vermemesi üzerine cerrahi müdahale kararı alındığını belirten Doç. Dr. Kılınç, “Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ‘Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi” şeklinde konuştu.
Kolon Kanseri ve Erken Tanının Önemi
Kolon kanserinin artık daha genç yaşlarda ortaya çıkmaya başladığına dikkat çeken Doç. Dr. Kılınç, erken teşhisin kritik önemini şu ifadelerle vurguladı: “Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolon kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik.”
Beslenme Alışkanlıkları ve Risk Faktörleri
Literatürdeki 60 vakanın 10 tanesinin Türkiye’de görüldüğünü hatırlatan Kılınç, beslenme tarzına dair uyarılarda bulundu: “Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolon kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor.”
Toplumsal bilincin artması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Kılınç, “Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolon kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa” diyerek sözlerini tamamladı.




