Küresel sanat camiasının en prestijli etkinliklerinden biri kabul edilen 61. Venedik Bienali, bu yıl henüz kapılarını açmadan sert bir politik tartışmanın odağına yerleşti. Organizasyona dahil olan 178 sanatçı, küratör ve sanat çalışanı, İsrail’in bu dev organizasyondan çıkarılmasını talep eden bir açık mektup kaleme aldı. Yapılan açıklamada, Bienal yönetiminin bu çağrıya kulak vermesi gerektiği belirtilirken, sergilenen mevcut tutumun “Filistin halkının yaşam hakkının yok edilmesine karşı sessiz kalmak” anlamına geldiği ifade edildi.
Hazırlanan bildiri, Art Not Genocide Alliance (ANGA) organizasyonuyla hayata geçirildi ve dünya genelinden pek çok profesyonelin imzasını topladı. İmzacılar listesinde Sophia Al-Maria, Yto Barrada, Meriem Bennani, Alfredo Jaar, Tai Shani ve Cauleen Smith gibi uluslararası sanat dünyasında ağırlığı olan isimler yer alıyor. Türkiye’den de Nilbar Güreş ile Türkiye Pavyonu’nun küratörlüğünü üstlenen Başak Doğa Temür mektuba destek verenler arasında bulunuyor. Ayrıca ana serginin küratör ekibinden Gabe Beckhurst Feijoo ve Rasha Salti de bildiride imzası olan isimler arasında dikkat çekiyor.
İtalyan askerleri 16 Nisan 2024 tarihinde Venedik Bienali bünyesindeki İsrail Pavyonu önünde güvenlik nöbeti tutarken. Fotoğraf: Gabriel Bouys / AFP.
Geçmişten Günümüze Süregelen İtirazlar
ANGA’nın İsrail’in Bienal’deki varlığına yönelik tepkisi aslında yeni değil. Grup, 2025 sonbaharında da benzer bir itirazı gündeme taşımıştı. Ekim ayında yayımlanan bir diğer açık mektupta, İsrail’in temsil edilmesinin gayrimeşru olduğu savunulmuş ve organizasyonun yönetim kuruluna resmi bir başvuru yapılmıştı. Ancak Bienal yönetimi bu talepleri geri çevirerek süreci devam ettirdi ve İsrail’i temsilen sanatçı Belu-Simion Fainaru’yu seçti.
Benzer bir gerilim 2024 yılındaki edisyonda da vuku bulmuştu. ANGA tarafından başlatılan o dönemki kampanya 24.000’den fazla imza toplamış, bunun neticesinde İsrail’i temsil eden sanatçı Ruth Patir ve pavyon küratörleri sergiyi açmama kararı almıştı. Pavyon yönetimi, bölgede ateşkes sağlanana kadar kapılarını açmayacağını duyurmuş ve Bienal süresince kapalı kalmıştı.
Kültürel Mirasın Yok Olma Tehlikesi
Bu yıl paylaşılan metinde sadece siyasi bir duruş sergilenmiyor, aynı zamanda kültürel üretimin tamamen silinmesi riskine de dikkat çekiliyor. Gazze’de yaşamını yitiren müzisyenler, şairler, sanatçılar ve gazetecilerin anıldığı bildiride, yaşananların sadece bireysel kayıplar değil, bütün bir kültürün hedef alınması olduğu vurgulanıyor.
Bienal yönetimi ise yayımlanan bu son açık mektuba henüz direkt bir yanıt vermiş değil. Buna karşın, katılımcı ülkelerin listesinin paylaşıldığı resmi duyuruda, kurumun “sanatta ve kültürde her türlü dışlama veya sansürü reddettiği” ifade edildi. Yapılan açıklamada, Bienal’in her zaman sanatsal özgürlük ve diyalog zemini oluşturmayı hedeflediğinin altı çizildi.




