Genç oyuncu Merih Öztürk ile gerçekleştirdiğimiz ilk buluşmada, onun renkli ve iri gözlerinden yansıyan heyecan ile enerjiyi hemen hissediyorsunuz. İşine büyük bir tutkuyla bağlı olan Öztürk’ün ismini, yakın gelecekte yeni projelerle daha sık duyacağımız kesin. İşte başarılı oyuncuyu daha yakından tanıdığımız o samimi sohbet…
Sanatla İç İçe Geçen Bir Çocukluk
Oyunculuk serüveni henüz 6 yaşındayken başlayan Merih Öztürk, bu yolculuğun aslında ailesinin vesilesiyle şekillendiğini belirtiyor. Annesinin gençlik yıllarında oyunculuk yapması ve bir fotoğraf stüdyosunda çalışmış olması, hem Merih’in hem de ablasının bu dünyaya ilgi duymasını sağlamış. İlk deneyimini “Son Osmanlı: Yandım Ali” sinema filmindeki bir kız çocuğu karakteriyle yaşayan Öztürk, o atmosferin kendisi için çok renkli ve heyecan verici olduğunu ifade ediyor. Zaman ilerledikçe bu yolda kendini bulduğunu hisseden oyuncunun ailesinde ise farklı meslek dalları dikkat çekiyor. Babası yat tasarımı yapan bir formen, ablası gemi inşa mühendisi ve erkek kardeşi ise elektrik mühendisi olarak kariyerlerini sürdürüyor.
Best Model Süreci ve Kariyer Kararı
İlk sinema filminin ardından ablasıyla birlikte “İki Aile” dizisinde ve çeşitli reklamlarda çocuk oyuncu olarak rol alan Öztürk için dönüm noktası Best Model yarışması olmuş. 2016 yılında, henüz 16 yaşındayken katıldığı ilk yarışmada finalist olan ancak ödül kazanamayan oyuncu, ailesinin “Belki senin için bir basamak olur” sözüyle motivasyonunu korumuş. 17 yaşında tekrar şansını deneyerek “Gelecek Vaat Eden” ödülüne layık görülmüş. Azminden vazgeçmeyerek 2018’de, 18 yaşındayken üçüncü kez katıldığı yarışmada üçüncülük elde etmiş. Bu başarıyla birlikte oyunculuğu profesyonel bir kariyere dönüştürmeye karar vererek menajer ve oyuncu koçlarıyla çalışmaya başlamış.
Eğitim Hayatı ve Zorlu Mücadeleler
Eğitim sürecinde de önemli mücadeleler veren Öztürk, Mimar Sinan Üniversitesi’nde tiyatro okumak için bir yıl boyunca hazırlansa da, yaklaşık 800 kişi arasından sadece 12 kişinin seçildiği o sene ikinci etapta elenmiş. Bunun üzerine oyunculuk hayallerini akademik olarak engellemeyecek bir yol seçerek Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi bölümünden mezun olmuş. İzmit’teki öğrencilik yıllarında devlet yurdunda kalan ve ikinci öğretim olduğu için akşam derslerine giren oyuncu, o zorlu günleri şöyle anlatıyor: “Menajerim gece ‘Yarın saat 12.00’de Levent’te görüşmemiz var’ derdi. Sabah 6.00’da kalkar, otobüse ve metroya binip giderdim. Akşam derslere yetişmek için İzmit’e dönerdim.”
“Balkan Ninnisi” ve “Haysiyet” Projeleri
Kariyerindeki ilk başrol deneyimini 22 yaşında “Balkan Ninnisi” ile yaşayan Öztürk, çekimler nedeniyle bir yıl boyunca Makedonya’da kalmış. Şimdilerde ise “Haysiyet” dizisiyle izleyici karşısına çıkıyor. Sınıf çatışmasını ve ailelerine rağmen birbirini seven iki gencin mücadelesini konu alan dizi hakkında Öztürk, “Haysiyet’te biraz nostaljik bir hava da seziyorum. Sıcacık, keyifli bir aşk hikâyesi anlatıyor; aynı zamanda bir aile hikâyesi” ifadelerini kullanıyor.
“İçimde Biraz Serseri Bir Ruh Var”
Canlandırdığı Simay karakterinin sakinliğinin aksine, kendisinin daha özgür ruhlu olduğunu vurgulayan Merih Öztürk, “İçimde biraz serseri bir ruh var” diyerek ani seyahatleri ve farklı kültürleri keşfetmeyi ne kadar sevdiğini dile getiriyor. Daha önce yer aldığı “Kara Ağaç Destanı” gibi projelerin de şehir dışında olmasının kendisi için bir gelişim fırsatı olduğunu ekliyor.
Aşk ve Değerler Üzerine
Karakteri Simay’ın aksine bir anne yarasıyla büyümediği için rolüne hazırlanırken bu duyguyu dış gözlemlerle incelediğini söyleyen Öztürk, aşk için ailesini karşısına alma ihtimali üzerine ise şu düşüncelerini paylaşıyor: “Aslında genelde ‘İki kişi evlenmiyor, iki aile evleniyor’ diyorlar. Evet, bazen aileler ilişkiyi çok hoş karşılamayabiliyor ama ben aşkın iki kişi arasında yaşanması gerektiğini düşünüyorum.” Ayrıca dizinin temel sorusuna atıfta bulunarak “Haysiyetsiz bir aşk düşünülebilir mi?” sorusunu soruyor. Özel hayatında da 3,5 yıldır “Börü 2039” setinde tanıştığı meslektaşı Atlas Önel ile mutlu bir birliktelik sürdürüyor.
Güzellik, Yetenek ve Gelecek Hayalleri
Sektördeki güzellik algısına dair dürüst açıklamalarda bulunan Öztürk, “Güzellik hiç önemli değil, sadece yetenek yeter” diyemeyeceğini, ancak başarının asıl anahtarının yetenek olduğunu savunuyor. Gelecek hayalleri arasında Fatih Akın, Tolga Karaçelik ve Emin Alper gibi yönetmenlerle çalışmak yer alıyor. Müzikallere ve Damien Chazelle filmlerine olan hayranlığından bahseden oyuncu, şarkı söylemeyi de çok seviyor. Şöhret konusunda ise en büyük çekincesinin kişisel özgürlüğünün kısıtlanması olduğunu belirterek; yalnız kalabilmeyi, rahatça dolaşmayı ve kendi alanını korumayı önemsediğini ifade ediyor.




