fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. 12 Eylül Edebiyatı: Bizim Hikâyemiz Henüz Anlatılmadı!

12 Eylül Edebiyatı: Bizim Hikâyemiz Henüz Anlatılmadı!

Merdan Yanardağ ve Ömer Türkeş, 12 Eylül edebiyatında solun temsilini ve 'Küfür Romancıları' tartışmasını bugün yeniden gündeme taşıdı.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olan 12 Eylül darbesinin ardından kaleme alınan edebi eserler, toplumsal hafızada bıraktığı izler açısından yeniden tartışma konusu oldu. Merdan Yanardağ, A. Ömer Türkeş’in değerlendirmeleri üzerinden 12 Eylül edebiyatını ve bu süreçte solun nasıl temsil edildiğini derinlemesine bir perspektifle ele alıyor. Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Neden 12 Eylül külliyatı beklenen derinliği oluşturamadı?

A. Ömer Türkeş, 12 Eylül sonrasında üretilen roman sayısının diğer kritik dönemlerle kıyaslandığında azımsanamayacak düzeyde olduğunu ifade ediyor. Ancak Türkeş, buna rağmen zihinlerde kalıcı yer edinecek güçlü bir 12 Eylül külliyatının oluşmadığını savunarak, bu durumu “neoliberal ekonomik politikaların yeni bir kültürel iklim yaratmasına” ve “solun değerlerinin dışlanmasına” bağlıyor. Yazara göre, devrimci hareketin baskı altına alınmasının ardından solun prestij kaybettiği bu dönemdeki romanlarda, eleştiri okları egemenlere değil, isyan eden kesimlere yöneltildi.

Kim bu tartışmaların odağında yer alan “Küfür Romancıları”?

Türkeş bu kategoride Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Latife Tekin ve Attila İlhan gibi isimleri sıralarken, Merdan Yanardağ bu listeye önemli bir şerh düşüyor. Attila İlhan dışındaki isimlerin doğru bir tespit olduğunu belirten Yanardağ, Yalçın Küçük’ün bu eserler için “Küfür Romanları” tabirini kullandığını hatırlatıyor. Yanardağ, bu listeye “Bekle Dedim Gölgeye” kitabının yazarı Ümit Kıvanç’ın da eklenmesi gerektiğini savunuyor. Bu yazarların yarattığı edebi atmosferde devrimciler; hastalıklı, cinsellik sorunlarını aşamamış, güç hırsıyla birbirine şiddet uygulayan ve ideolojik bir derinliği olmayan tipler olarak resmedildi. Yanardağ, bu durumun okuyucuda “iyi ki 12 Eylül darbesi yapılmış, hayatımız kurtulmuş” algısı yarattığını ifade ederek, bu konuyu “Liberal İhanet” isimli kitabında da işlediğini belirtiyor.

Nasıl bir Attila İlhan portresi çizilmeli?

Yanardağ, Attila İlhan’ın bu grup içerisinde değerlendirilmesine şiddetle karşı çıkıyor. Kendisiyle yakın dostluğu olan ve AKM’deki cenaze töreninde konuşan Yanardağ, İlhan’ın her şeyden önce bir şair ve tarihsel TKP geleneğine bağlı bir sosyalist olduğunu vurguluyor. Prof. Sencer Divitçioğlu ve Kemal Tahir etkisinde olsa da özgün bir sanatçı olan İlhan’ın, şiirlerinde devrimcileri onurlu bir şekilde anlattığını söylüyor. Yanardağ, İlhan’ın mısralarını hatırlatarak onun devrimcileri “Güneşten aydınlık yontardı.”, “Gülüşleri hoyrat, sert adamlardı.” ve “Bir akşam üstü gittiklerinde ortalık kararmıştı.” ifadeleriyle gördüğünü dile getiriyor.

Hangi eserler 12 Eylül’ün gerçeklik imgesini yakalayabildi?

A. Ömer Türkeş’e göre 12 Eylül gerçekliğini en iyi yansıtan yapıtların başında Bilge Karasu’nun 1985 tarihli “Gece” kitabı geliyor. Ayrıca Feride Çiçekoğlu’nun “Uçurtmayı Vurmasınlar” (1986) ve Kaan Arslanoğlu’nun “Devrimciler” (1988) romanları da dikkat çekenler arasında. Türkeş’in listesinde Burhan Sönmez’in “İstanbul İstanbul” (2015), Ayşegül Devecioğlu’nun “Kuş Diline Öykünmek” (2004), Murat Uyurkulak’ın “Tol” (2002) ve Mehmet Eroğlu’nun “Zamanın Manzarası” (2002) gibi başarılı yapıtlar bulunsa da genel toplamın tam anlamıyla “tatmin edici” olmadığını savunuyor.

Ne zaman gerçek hikâyemiz edebiyatta hayat bulacak?

Tartışmanın bir diğer boyutu ise Oya Baydar gibi yazarların eserlerindeki yılgınlık teması. Baydar’ın “Hiçbiryere Dönüş” (1998) ve “Sıcak Külleri Kaldı” (2000) romanlarını “teslimiyetin romanları” olarak nitelendiren Yanardağ, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşundaki Oya Baydar’ı Ahmet Altan ile aynı kefeye koymak istemese de bu eserlerde solun kaybettiği davanın yorgunluğunun her satıra sindiğini ifade ediyor. Yazının sonunda Fuentes’ten yapılan alıntı dikkat çekiyor: “Kurmaca metinler, dünyada eksik olanı, dünyanın unuttuğunu, ulaşmayı umduğunu ve belki de hiç ulaşamayacağını icat eder! Ve edebiyat, tarihin unuttuğunu gerçek kılar!” Toplumun ve yeni nesillerin, hataları gizlemeden o büyük direnişin gerçek hikâyesini yazacak sanatçıları beklediği vurgulanarak, şimdiye kadar anlatılanların “bizim hikâyemiz” olmadığı ifade ediliyor.

İYİ YAZANLAR DA VARDI

Merdan Yanardağ

12 Eylül Edebiyatı: Bizim Hikâyemiz Henüz Anlatılmadı!
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir