Tatil dönüşünün getirdiği o bildik koşturmacanın içinde alışveriş yapmam gerekiyordu. Bir alışveriş merkezinde dinlenirken, çevremdekilerin aldıkları ürünler üzerine yaptıkları sohbeti dinlerken zihnim geçmişe, eski semt pazarlarına kaydı. Sokak aralarında kurulan o geleneksel pazarların, aslında erişilebilirliğin zirvesi olduğunu düşündüm. Aradığınız her şeyin yerini sormanıza gerek kalmadan bulabildiğiniz, esnafın nerede ne sattığını bir-iki haftada ezberlediğiniz o mekanlar çok daha kullanıcı dostuydu. Ancak bugünkü asıl konumuz bu değil; bir uygulama aracılığıyla gerçekleştirdiğim teknoloji marketi deneyimini paylaşmak istiyorum.
Erişilebilirlikte Söylem ve Gerçeklik
Erişilebilirlik kavramı bugünlerde her köşe başında karşımıza çıksa da, maalesef pratikteki ilerleme kaplumbağa hızında seyrediyor. Tam bir şeyler düzeliyor diye umutlanırken, birkaç adım sonra her şeyin yine eski, erişilemez haline döndüğüne şahit oluyoruz. Bu durum özgürlüğümüzü kısıtlayarak bizi sürekli bir başkasının yardımına muhtaç hale getiriyor ve başkasına bağımlı bir yaşamı zorunlu kılıyor.
Modern alışveriş merkezleri artık otoparkından en üst katına kadar her detayı düşünülmüş, şık ve gösterişli yapılar olarak inşa ediliyor. Hatta otomobili olmayanlar için metro istasyonlarıyla doğrudan bağlantılar kuruluyor. Ancak buralara sadece ihtiyaç için değil, adeta bir tüketim tuzağının içine çekilmek için giriyoruz. Vitrinlerin çekiciliği bir anda yeni ihtiyaçlar doğuruveriyor. Merdivenlerin konumu bile bir strateji dahilinde; birinden çıkıp diğerine ulaşmak için tüm katı gezmeniz, bu sırada mağazaların cazibesine kapılmanız hedefleniyor. Neyse ki görme engelli biri olarak bu görsel tuzaklara düşmüyorum.
Teknoloji Mağazalarında “Gözüne Far Tutulmuş Tavşan” Olmak
Teknoloji mağazalarını çok seviyorum; imkan verilse bütün gün cihazlarla vakit geçirebilirim. Ancak bu mekanlara girdiğimizde adeta gözüne far tutulmuş birer tavşan gibi kalakalıyoruz. Mutlaka bir yönlendiriciye ihtiyaç duyuyoruz; bu ya bir personel ya da bir uygulama olmalı. Personeller ise çoğu zaman konuya hakim olamıyor veya ilgisiz kalabiliyorlar. Özellikle bilgisayar gibi teknik cihazlar alırken sağlam bir bilgi altyapısına ihtiyaç var ki bu bizim için hayati önem taşıyor.
Dijital ve Fiziksel Erişilebilirlik Arasındaki Uçurum
Çevrimiçi alışveriş platformlarında erişilebilirlik durumu oldukça umut verici. Doğru kodlamalar ve yazılımsal geliştirmelerle web sitelerini erişilebilir kılmak, satıcının niyetine bağlı olarak oldukça kolay. Ancak işin can alıcı noktası, firmaların ne kadar kapsayıcı olmak istediğinde yatıyor. Sürdürülebilirliği online ortamda başaranlar, fiziksel mağaza aşamasına gelince çekiniyorlar. Genelde “Bize büyük inşaat işleri çıkarmadan ne yapabiliriz?” sorusuyla yola çıkıyorlar çünkü büyük bir tadilatın getireceği rahatsızlıktan korkuyorlar. Aslında büyük inşaatlara gerek kalmadan yapılabilecek çok basit şeyler var ama bunları hayata geçirmek için kör insanların fikirlerine ihtiyaç duyuluyor.
MediaMarkt ve Blindlook Uygulaması Testi
MediaMarkt, Blindlook uygulaması aracılığıyla bir erişilebilirlik adımı atmış durumda. Uygulamanın geliştiricisi arkadaşım Sadriye ile Özdilek AVM’de buluşarak bu sistemi denedik. Maalesef sorunlar henüz mağaza girişinde başladı. Güvenlik personeline “MediaMarkt’a gitmek istiyorum, yardım eder misiniz” diye sorduğumda olumlu bir yanıt alamadım. Mağazaya bir müşterinin yardımıyla ulaşabildim.
İçeride uygulamayı çalıştırdığımda, sistem bana “Girişten 14 adım düz git” dedi ancak bu talimata uymam mümkün olmadı çünkü önüme bir telefon reyonu çıktı. Amacım süreci eleştirmek değil, sadece mevcut durumu aktarmak. Ardından bilgisayar reyonuna geçtik. Uygulama üzerinden önümdeki bilgisayarın fotoğrafını çektiğimde ürünün fiyat ve performans bilgilerine erişebildim. Bu özellik işleri gerçekten kolaylaştırıyor.
Sadriye‘ye bu sistemin video versiyonunun olması gerektiğini söylediğimde, “Zaten bu test. Amacımız da o kısmı başarmak. Şimdilik bu bir deneme olarak devam edecek” cevabını aldım. Fiziksel çözümler hakkındaki soruma ise kasa önündeki sarı kılavuz yolları göstererek, “Ona da başladık” dedi. Bu, başlangıç için oldukça kıymetli bir adım.
Geleceğe Dair Beklentiler
MediaMarkt varlığımızı tanıyarak bu yola girmiş durumda. İnanıyorum ki deneme-yanılma yoluyla bu süreç çok daha ileriye taşınacaktır. Sadriye‘ye, “Şimdi görmeyenler oraya gidince, bu sarı noktalı bölgeyi fark edince biraz kızacak” dedim çünkü beklenti bu uygulamanın tüm mağazaya yayılması yönünde. Ancak motivasyonlarını kırmamak için geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini vurguladım.
MediaMarkt’tan aldığım verilere göre, bu uygulamayı Türkiye’de başlatan ilk firma onlar ve global düzeyde de yüksek puan almışlar. Kendilerini tebrik ediyorum. Keşke bu tür düzenlemeler mağazalar henüz kurulum aşamasındayken yapılsa; sonradan eklemek her zaman daha zorlayıcı oluyor. Ayrıca personel eğitimi de çok kritik. Çalışanların hem ürün bilgisi hem de engelli bireylerle iletişim konusunda, bizzat konunun muhatapları tarafından eğitilmesi gerekiyor. Hatta mağazalarda engelli bireylerin çalışması, bizleri daha görünür kılacak ve diğer markalara da öncülük edecektir.
“İzninizle” daha özgürce alışveriş yapmak en büyük arzumuz. Herkese iyi alışverişler ve keyifli pazarlar dilerim.




