fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Kültür & Sanat
  3. Yeşilçam’ın Unutulmaz Yönetmeni Natuk Baytan Bugün Doğmuştu

Yeşilçam’ın Unutulmaz Yönetmeni Natuk Baytan Bugün Doğmuştu

Türk sineması, usta yönetmen Natuk Baytan’ı doğum gününde anıyor. 81 filme imza atan isim, özgün çekim teknikleriyle sinemada derin izler bıraktı.

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk sinemasının en kendine has yönetmenlerinden biri olan Natuk Baytan, 1925 yılının bugünlerinde dünyaya gelmişti. Beyazperdeye girişi çok daha eskilere uzansa da, özellikle 1970’lerin ortalarından 1980’lerin ortasına kadar geçen yaklaşık on senelik dönemde pek çok unutulmaz filme imza attı. Her önüne gelene “efsane” denmesinden sıkıldıysanız, Baytan’ın eserlerini bu kavramın gerçek karşılığı olarak görebilirsiniz: Sakar Şakir’den Üç Kâğıtçı’ya, Sahte Kabadayı’dan Tokatçı’ya, Battal Gazi’nin Oğlu’ndan Hınç’a kadar pek çok yapımı, yönetmeninin ismini bilmese dahi ezbere bilenlerin sayısı çok fazladır; efsanelik tanımı da tam olarak budur!

Yeşilçam’ın Kurallarını Kendi Üslubuyla Dönüştürdü

Baytan, Yeşilçam’ın film üretim sistemini tamamen benimsemiş olsa da, bu düzeni kendi tarzıyla harmanlayarak şahsına münhasır bir sinema dili kurmayı başarmıştı. Üstelik bu özgünlüğü hem kurguladığı hikayelerde hem görsel biçeminde hem de filmi çekiş ve üretim yöntemlerinde hayata geçirmişti.

Yönetmenin film yapım tekniklerini geliştirmesinden bahsetmek gerekirse; sektöre set görevlisi olarak girdi, ardından yapımcının bütçesini idare eden prodüksiyon amirliğine yükseldi. Senaryolar yazdı ve yönetmen yardımcılığı yaptığı süreçte, yıldız oyuncuların yer almadığı sahnelerin emanet edildiği ikinci ekipleri yönetti. Bu birikim, onu Yeşilçam’ın son döneminde yapımcılardan set emekçilerine kadar herkesin çalışmak istediği bir isim kıldı. Seti çok hızlı kurması, çekimleri süratle tamamlaması ve kimseyi, en başta da yapımcının kasasını yormaması onu tercih sebebi yapıyordu. Kafasında hangi sahneyi nasıl çekeceğini titizlikle planlardı. Yeşilçam jargonunda çekilen ancak kurgu aşamasında kullanılmayıp çöpe giden görüntülere “şut” denir; rivayetlere göre Baytan’ın şut oranı % 10 seviyesinin bile altındaydı. Az film harcayan bir yönetmen olması yapımcıların en sevdiği özellikti. Fire vermeden film çekmek, yani kısıtlı görüntüyle kurguya girmek, Baytan’a Türk sinemasında çok az kişiye nasip olan bir özgürlük kazandırıyordu: Parçalar halinde çektiği filmleri kendisinden başka kimse kurguda bir araya getiremezdi, bu nedenle yapımcılar tüm projeyi iptal etmeyi göze almadıkça filme müdahale edemezlerdi.

Verimli Bir Kariyer: Rakamlarla Baytan Sineması

Baytan yapımlarını ufak parçalar halinde çeker ve bunları kendi kurgu planına göre teslim ederdi. Bu durum yapımcı için idealdi; kurgunun kaba hali zaten hazırdı, fire çıkmıyordu ve zamandan tasarruf ediliyordu. Baytan ise kendi tarzını koruyor, kurgu masasında müdahale edilemeyecek bir bütünlük sağlıyordu. Bu küçük ve ardışık çekim tarzı, onun görsel üslubunu da şekillendirmişti. İşte bu sebeple bir Baytan filmini birkaç dakika izlemek, türü ne olursa olsun yönetmeni tanımak için yeterlidir.

Bu pratik çalışma disiplini sayesinde pek çok eser üretti. Kayıtlarda 81 sinema filmi ve bir televizyon dizisinde yönetmenlik koltuğuna oturduğu bilgisi yer alıyor. Çoğu Cüneyt Arkın ile olmak üzere 28 macera, 10 tanesi Kemal Sunal ile olmak üzere 13 komedi, Ferdi Tayfur ve çocuk yıldızlarla ise 10 “arabesk” temalı film çekti. Orhan Gencebay ile ortak bir çalışması yoktu; Ferdi ve Orhan taraftarlarının kamplaşmasında daha sessiz tarafta kalmıştı. Bu durumun kendi tercihi olup olmadığı bilinmese de, Gencebay filmlerini Akad’dan Seden’e hangi isimlerin yönettiği düşünüldüğünde bir cevap beliriyor; fakat bu konu başka ve oldukça uzun bir metnin konusudur.

Çizgiroman Estetiği ve Toplumsal Gerçeklikler

Hangi türde olursa olsun Baytan, hikayesini yüceltmeyen bir anlatımı tercih ederdi. Bu sebeple filmlerinde sıklıkla çizgiroman mantığı güttüğü dile getirilir ki bu yorum günümüzde de yaygındır. Aslında Baytan’ın üslubu, tıpkı zengin bir “çizgiroman estetiği” gibi derindir. İster bilinçli bir arayışla ister setlerdeki deneyimiyle geliştirmiş olsun, Türk sinemasında ritim ve kadraj ilişkisi açısından en özgün yaklaşımlardan birini sergilemiştir. Onun filmleri bir hikaye anlatmaktan ziyade, izleyicinin pek çok gönderme eşliğinde bildiği bir sonu merakla beklediği bir oyun gibidir.

Baytan’ın eserleri, bilhassa Kemal Sunal’ın başrolde olduğu yapımlar, Arzu Film komedileriyle uzaktan akrabadır: Eğilmez tarzı filmlerde sevginin kazanması gibi bu filmlerde de dürüstlük ve iyi niyet galip gelir; o meşhur ve aşılamamış “deus ex machina” formülüyle her şey çözülür. Komediden polisiye türüne kadar tüm Natuk Baytan filmlerinde dönemin yoksulluk, her türlü hukuksuzluk, kötü karakterler ve o zamanın tabiriyle “sağ-sol kavgası” gibi sorunları aslında görünür durumdadır. Ancak bu problemler senaryo içinde önemsiz kalır; çünkü gerçekte çözülmeyecekleri bellidir ve kahraman başarıya ulaşsa dahi sorunlar yerinde durmaya devam eder.

Garip olan şudur ki, bu durum izleyiciyi geçmişte de bugün de rahatsız etmez. Taşradan gelen Şaban veya yenilmez Cüneyt Arkın sahneye çıkmadığında hiçbir şeyin değişmeyeceği bellidir. Kahraman kazansa da kaybetse de büyük resim aynı kalır. Baytan filmlerinde mücadele edilen güç ne kadar karikatürize olsa da daima kuvvetlidir. Seyirci, kahramanın başarısının bir istisna olduğunu ve izlediği şeyin aslında çok daha ironik bir başarı olduğunu hisseder; bu duyguya çizgiromanlarda rastlamak neredeyse imkansızdır.

Teknik Ustalık ve Duvardaki Kan

Özellikle Kemal Sunal’ın kült komedilerinde hâlâ yaşayan bir diyalektik bulunur. Onun imzası sayılan çekimi hepimiz biliriz: Ani bir kesmeyle, şaşkınlık içindeki oyuncunun yüzüne yapılan aşırı yakın çekim. Bu teknik, yapımcısı dahil herkesin neyle karşılaşacağını bildiği bir film çekerken bile yönetmenin ne kadar şaşırtıcı olabileceğinin kanıtıdır. Baytan, üslubundaki “çapkın” tavra rağmen her zaman güvenilir bir profesyonel kaldığı için, 12 Eylül dönemi TRT’sinin en büyük projelerinden Duvardaki Kan dizisinin başına getirildi.

Duvardaki Kan bir süper yapım olmasa da iddiası büyüktü; Talat Paşa’ya düzenlenen suikastı ve katilin mahkeme sürecini işliyordu. Dizinin ideolojik yönü bir kenara, Baytan’ın dar mahkeme salonunda hareket ettirdiği kamerası ve teknik becerisi, efsaneleşmiş komedilerinden bile daha büyük bir ustalık örneğidir.

Yine de bu övgüleri yaparken ölçülü olmak gerekir. Baytan’ın sıklıkla başvurduğu açılar ve çerçeveleme yöntemleri, dünya sinemasında uzun zamandır tatbik ediliyordu. Buna dair iki kolay örnek vermek gerekirse…

Yeşilçam’ın Unutulmaz Yönetmeni Natuk Baytan Bugün Doğmuştu
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir