Son dönemde dijital platformlarda sıkça karşımıza çıkan doomjobbing kavramı, sadece bir kariyer stratejisi mi yoksa modern çağın getirdiği yeni bir huzursuzluk hali mi? Bu yükselen trendin ne anlama geldiğini, neden bu kadar hızlı yayıldığını ve bireyler üzerindeki etkilerini anlamak üzere Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür ile Demirören Medya İşe Alım ve Yetenek Yönetimi Grup Direktörü Duygu Yasin’in görüşlerine başvurduk.
Doomjobbing: Planlı Kariyerden Belirsizlik Kaygısına
Dr. Eylem Derya Özgür, doomjobbing’i çalışanların iş arama motivasyonunun rasyonel bir hedeften sapıp, endişe ve belirsizlik duyguları eşliğinde sürekli ilan kontrol etme dürtüsüne dönüşmesi olarak tanımlıyor. Özgür, durumu şu sözlerle detaylandırıyor: “Kişi mevcut bir işi olsa bile düzenli olarak ilanlara bakıyor, kendi yetkinlikleri veya beklentileriyle uyumlu olmasına bakmaksızın çok sayıda pozisyona başvuruyor; bunu her zaman bilinçli bir kariyer hedefiyle yapmıyor. Bu davranış, iş dünyasında artan belirsizliklerin, kişinin konumunun devamıyla ilgili net olmayan durumların, ‘bir şeyler kaçırıyor muyum’ kaygısının ve çalışanların gelecek güvencesi arayışının önemli bir yansıması.”
Duygu Yasin ise doomjobbing’in artık verimli bir süreçten ziyade dijital bir bağımlılık halini aldığını vurguluyor. Kariyer platformlarındaki “tek tıkla başvuru” özelliğinin bu durumu tetiklediğini belirten Yasin, ekonomik etkenlere de dikkat çekiyor: “Ekonomik süreçlerin olumsuz seyretmesi ve son yıllarda küresel ölçekte yaşanan büyük işten çıkarmalar hem çalışanları hem de iş arayanları bu davranışa itti. İş arayan kişinin yaşadığı zaman ve maddi kayıpların yanı sıra çalışan kişinin de mevcut işinin devamlılığına güvenemeyerek bir B planı oluşturma çabası, doomjobbing için zemin hazırladı.”
Daha İyi Bir Gelecek ve Güvence Arayışı
Çalışanların mesai saatlerinde dahi ilanları takip etmesinin ardında sadece istifa isteği değil; daha yüksek kazanç, yan haklar ve esneklik gibi beklentiler yatıyor. Dr. Eylem Derya Özgür, halihazırda işi olanların neden bu yola başvurduğunu şu verilerle açıklıyor: “Bugün çalışanların önemli bir bölümü yalnızca mevcut işinden memnun olmadığı için değil, geleceğe dair güven ihtiyacı nedeniyle de iş piyasasını izliyor. Mevcut şirketindeki konumunu tatmin edici bulmaması, ‘daha iyisi varken bu pozisyonda kalıyor muyum’ kaygısı, alternatif bir plan yapma ihtiyacı, ücret beklentileri, yan haklar, esneklik, gelişim olanakları, kurum kültürü ve iş güvencesi artık çalışan kararlarında çok daha belirleyici. Kariyer.net’in 2026 Beklentiler Araştırması’na göre Türkiye’de çalışanların yüzde 60’ı önümüzdeki 6 ay içinde iş değiştirmeyi düşünüyor; bu kararın en güçlü gerekçesiyse yüzde 51 ile düşük maaş ve yetersiz yan haklar. Bu veri bize çalışanların yalnızca yeni bir iş değil, daha güvenli, adil ve kendilerini değerli hissedecekleri bir çalışma deneyimi aradığını gösteriyor.”
Dijital Dünyanın ‘Geride Kalma’ Korkusu
Bu trendin özellikle Z kuşağı ve genç Y kuşağı arasında yaygın olduğunu ifade eden Duygu Yasin, sosyal medyanın yarattığı psikolojik baskıya değiniyor: “Genç kuşaklar başta olmak üzere günümüz insanı, dijital dünyanın hızlı tüketim alışkanlığıyla iç içe yaşıyor. Sosyal medyada beğenilmeyen bir içeriği anında kaydırma refleksi, iş hayatına ve iş arama süreçlerine de yansıyor. Sosyal medya gibi kullanılan iş arama platformlarında yeni iş veya terfi paylaşımlarını görmek, iş arayan ya da kariyerinde duraksayan kişide ciddi bir başarısızlık ve geride kalma hissi yaratıyor. Teknolojinin getirdiği bu aşırı şeffaflık, ne yazık ki kıyaslama kaygısını artırıyor.”
Mükemmel İş Bir Ütopya mı?
Herkesin hayalinde daha az mesai ve daha yüksek maaş sunan o “kusursuz” iş olsa da, uzmanlar gerçekçi beklentilerin önemini vurguluyor. Duygu Yasin bu konuda şu uyarıda bulunuyor: “Doomjobbing yapanlar genellikle her detayı kusursuz olan ütopik bir işin arayışındadırlar. Bu gerçekdışı beklenti, mevcut işteki en ufak pürüzlerde bile hemen istifa eğilimi gösterilmesine ve dolayısıyla kalıcı bir tatminsizliğe yol açar.”
Dr. Eylem Derya Özgür ise odağın “mükemmellik” yerine “gelişim” olması gerektiğini belirtiyor: “Mükemmel iş arayışından çok, kişiyi geliştiren ve geleceğe hazırlayan iş arayışını daha anlamlı buluyorum. Çünkü bugün çalışma hayatında roller çok hızlı değişiyor; mevcut yetkinlikler kadar öğrenme çevikliği, uyum sağlama becerisi ve geleceğin ihtiyaçlarına hazırlanma kapasitesi de belirleyici hale geliyor. Bu nedenle çalışanlar için en değerli iş, yalnızca bugünkü beklentilerini karşılayan değil; gelişim fırsatları sunan, sürekli öğrenmeyi destekleyen, yeni beceriler kazandıran ve kişiyi geleceğin de çalışma hayatının ihtiyacı olan yetkinliklerle donatan iştir.”
Eğer bir iş değişikliği planınız olmasa dahi gün boyu kariyer sitelerinde vakit geçiriyor ve hiçbir ilanı kaçırmıyorsanız, siz de doomjobbing adlı bu yeni nesil dijital alışkanlığın pençesine düşmüş olabilirsiniz.




