fbpx
featured
  1. Haberler
  2. Magazin
  3. Mahir Ünsal Eriş: Harikalar Lügati Bir Rüya Gibiydi

Mahir Ünsal Eriş: Harikalar Lügati Bir Rüya Gibiydi

Mahir Ünsal Eriş’in yeni çalışması ‘Mehmet Nüvid Bey’in Harikalar Lügati’, 17 Haziran itibarıyla kitapçılardaki yerini alıyor. Uzun süredir Londra’da ikamet eden yazarla, henüz basılmadan okuma şansı bulduğumuz bu hacimli roman...

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mahir Ünsal Eriş’in yeni çalışması ‘Mehmet Nüvid Bey’in Harikalar Lügati’, 17 Haziran itibarıyla kitapçılardaki yerini alıyor. Uzun süredir Londra’da ikamet eden yazarla, henüz basılmadan okuma şansı bulduğumuz bu hacimli roman üzerine derinlikli bir sohbet gerçekleştirdik. Kitabın ilk cümlelerinden itibaren okuru saran o büyük merak, 99 farklı ‘acayip ve garaib’ hikâye ile İstanbul’dan Anadolu’ya, oradan da Orta Doğu’nun derinliklerine kadar uzanan bir serüvene dönüşüyor. Okurda şaşkınlık uyandıracak bu “ömürlük eser”, Mahir Ünsal Eriş’in kendi tabiriyle yeniden yazmak isteyeceği kadar özel bir deneyim sunuyor.

Sözlüklerle Kurulan Yaşam Boyu Bağ

Eserini sözlük formatında kurgulayan Mahir Ünsal Eriş, aslında 10 dil bilen ve aktif olarak çevirmenlik yapan bir isim. Sözlüklerle olan kadim bağını şu sözlerle anlatıyor: “Çocukluk ve gençliğimin hatırı sayılır bir kısmını ansiklopedi ve sözlük okuyarak geçirdim. Hâlâ da alışkanlığımdır, bir sözlüğü elime aldım mı kolay kolay bırakamam. Rastgele bir sayfasını açar, roman okur gibi okurum.” İnternetin sağladığı dijital imkânlarla bu tutkusunun katlanarak arttığını belirten yazar, şu an bir arkadaşıyla birlikte bir Halikarnas Balıkçısı sözlüğü üzerinde çalıştığını da müjdeliyor.

1890’ların Ruhunu Yakalamanın Zorluğu

Hikâye, 1890’lı yılların Osmanlı coğrafyasında geçiyor. O dönemin atmosferini kurgulamanın en büyük zorluğunun, gündelik yaşama dair verilerin çoğunlukla Batılı seyyahlar tarafından kaydedilmesi olduğunu belirten Eriş, bu bilgilerin oryantalist bir mesafeden verildiğine dikkat çekiyor. Yazar, bu durumu bir örnekle açıklıyor: “Örneğin kahvaltı sözcüğünün bile kullanılmadığı bir dönem. Ama seyyahların kitaplarında kullandıkları kelime hep kahvaltı. Onlarda var çünkü. Fakat bizde yok. Bu tür ufak tefek yüzlerce, binlerce ayrıntı var diyebilirim.”

Kaybedilen Anne ve Mana Arayışı

Romanda Nüvid Bey, karakteri Nemika üzerinden bir anlamın peşine düşerken, Mahir Ünsal Eriş de kendi mana arayışını kağıda döküyor. Özellikle annesinin vefatının bu süreci hızlandırdığını belirten yazar, “Zannederim bizzat mananın kendisiydi. Tesadüfen hayata gelmiş bulunmanın, var olmanın manası üzerine çok kafa yorduğum yaşlardayım. Annemin vefatıyla birlikte bu mesai benim için hız ve yoğunluk kazandı” diyor. Kitabın, kendisinin de varoluşsal arayışının bir parçası olduğunu vurguluyor.

Yazma Süreci: Bir İş Değil, Bir Rüya

Kitabı bitirdiğinde hissettiklerini anlatmakta zorlanan yazar, bu romanı sadece bir ‘iş’ olarak değil, hayatının bir dönemi olarak görüyor. 952 sayfalık bu dev yapıtı yazarken sayfa sayısına takılmadığını ifade eden Eriş, süreci şöyle tarif ediyor: “Bu roman da gördüğüm en büyülü rüyalardan biriydi. O yüzden uyansam da aklım hâlâ orada. Yazmak meselesine gelince, kaç sayfa olacağını hiç düşünmeden yazdım. (…) Çok keyifli bir yazma macerasıydı. Hiç yazmamış olmayı ve yeniden yazabilmeyi isterdim.”

Yaşam Hakkı ve Gelecek Vizyonu

30’lu yaşlarında ilk kitabını yayımlayan ve o günden bu yana anlatma iştahı hiç sönmeyen yazar, hayattaki en temel değerini ‘yaşam hakkı’ olarak tanımlıyor. Turgut Uyar’ın “Aşkım da değişebilir gerçeklerim de” dizesine atıfta bulunarak, her türlü fikrin değişebileceğini ancak yaşam hakkının dokunulmaz olduğunu savunuyor. Günümüzün dijital dünyası ve yapay zekâ tartışmalarına da değinen Eriş, Nâzım Hikmet gibi “Makinalaşmak istiyorum!” diyerek, bilincin bir aygıta aktarılması hayalini koruyor ancak mevcut yapay zekânın gerçeklik algısını zehirlediği uyarısında bulunuyor.

Evdeki Yazar ve Mekânın Ötesindeki Zaman

Yazma sürecinin ev hayatına, özellikle de 8 yaşındaki oğlu Ethem’e yansımaları oldukça yoğun olmuş. Günde 10-12 saat çalıştığı son 1,5 aylık dönemin oğlu için yıpratıcı geçtiğini belirten Eriş, yine de oğlunun bir kitap kurdu olmasından gurur duyuyor. Yaklaşık 7 yıldır Londra’da yaşayan, öncesinde Çanakkale, Ankara, İstanbul ve Bodrum gibi pek çok yerde bulunan yazar, mekâna bağlılık konusundaki düşüncelerini şu sözlerle tamamlıyor: “İnsan mekâna değil, zamanına aittir. (…) Mekân ya da memleket duygusunun yaratılan bir şey olduğunu düşünüyorum, oysa zaman ya da devir duygusunun kendiliğinden var olduğuna ve insana sızdığına inanıyorum.”

Mahir Ünsal Eriş: Harikalar Lügati Bir Rüya Gibiydi
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak MaxiMag Bültenine Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Maxi Magazin ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

MaxiAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir