Okuduğumuz her nitelikli cümlenin gerisinde, kirasını karşılayabilmek adına “yan işlerle” yaşama tutunmaya çalışan, emeği “fazla” bulunan ve ismi eserlerde küçük bir yer tutsa da hakları yasal boşluklarda yitip giden birer dil işçisi bulunuyor. Yayıncılık sektörünün pırıltılı kapaklarının ve kitapçı vitrinlerinin arka planında; çevirmenlerden editörlere tüm emekçiler, ekonomik darboğaz ve örgütsüzlüğün kıskacında bir hayatta kalma savaşı veriyor. Esin İleri, Deniz Öcal ve Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt ile piyasa koşullarının “dantel gibi işlenen” metinleri nasıl hırpaladığını, örgütlenmenin hayatiyetini ve “Bizi çalışmak kurtarır” diyenlerin mücadelesini ele aldık.
Ne? Yayın Dünyasında Ücretler Neden Yetersiz Kalıyor?
DİSK Basın İş Freelance Komisyonu Üyesi Esin İleri, kira ödeyen bir çevirmen için sadece kitap çevirisiyle geçinmenin imkansız olduğunu vurguluyor. Yayınevlerinin bir kısmının zamanla ÇEVBİR‘in tip sözleşmesini (2000 baskı üzerinden %7) model aldığını ancak bu oranın aslında bir taban fiyat olduğunu hatırlatan İleri, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu oranın üzerine çıkmak için mücadele edenler var ama nadir diller olmadıkça ya da çevirmenin tanınmış bir “ismi” yoksa daha insani oranları yayınevlerine kabul ettirmek mümkün değil. Yayınevleri bu oranı bile fazla buluyor.” İleri ayrıca, bağımsız yayınevlerinden büyük yayınevlerine kıyasla hem daha yüksek telif hem de daha düzenli ödeme aldığını belirtiyor.
Sektördeki en büyük problemlerden birinin freelance çalışanların İş Kanunu gereği sendikalara üye olamaması ve örgütlü mücadelenin bu alana yayılamaması olduğunu ifade eden İleri, “Tüm eksiklerine rağmen sendikal hareketlerin mücadele ve pazarlık gücünü yadsıyamayız” diyor. Editörlük süreçlerine de değinen İleri, deneyimsiz editörlerin istihdam edilmesinin sorunlara yol açtığını belirterek, “Üzerinde adınız olan ve telif sahibi olduğunuz bir metinde izinsiz keyfî değişiklikler yapılması kesinlikle kabul edilemez” ifadesini kullanıyor.
Kim? Çevirmenler Neden Ek İşlere Yöneliyor?
Sadece çeviriyle geçinmeye çalışan Deniz Öcal, mevcut şartların meslektaşlarını başka işler edinmeye zorladığını söylüyor. Çevirmenlerin dil bilgisinin kıymetli olduğu farklı sektörlerde çalıştığını belirten Öcal, durumu şu sözlerle özetliyor: “Verdiğimiz emeğin arkasındayız, başka iş yapmaktan utanmıyoruz ama insanın gönül verdiği bir mesleği varken eğitim ya da turizm sektöründe gönül eğlendirmek moralimizi etkiliyor açıkçası.”
Sektördeki çevirmenlerin neredeyse tamamının sözleşmeli çalıştığını ve çoğunun sabit bir maaşı olmadığını dile getiren Öcal, enflasyonun sözleşmedeki rakamları nasıl erittiğine dikkat çekiyor. Yapay zekâ araçları konusunda ise okurların bilinçli tepkisine güvendiğini belirterek, “En azından kitap piyasasında okur, yapay zekâ ürünü çeviriye tepki gösteriyor, kapak görsellerine bile burun kıvırıyor. Bu yüzden şimdilik işimizi kaptıracağımızı sanmıyoruz” diyor. Öcal, bu araçların kitap çevirisi için henüz uygun olmadığını ancak araştırma amacıyla öğrenilmesi gerektiğini düşünüyor.
Nasıl? Akademi ve Sektör Krizle Nasıl Başa Çıkıyor?
Hacettepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt, kitap çevirmenlerinin şartlarının yayıncılık sektörünün genel durumuyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de elliden fazla mütercim tercümanlık bölümü bulunduğunu kaydeden Bozkurt, üniversitelerin güncel müfredatlarla sektöre cevap vermeye çalıştığını ancak uzman öğretici bulmanın her zaman kolay olmadığını söylüyor.
Ekonomik krizin öğrencileri mezuniyet öncesinde çalışmaya zorladığını belirten Bozkurt, bunun piyasaya hazırlık sağlasa da akademik süreçte kırılmalara yol açabildiğini dile getiriyor. Akademinin misyonunu ise şu cümlelerle açıklıyor: “Akademinin görevi çevirmen adaylarına her türlü olumsuzluğun üstesinden gelmeleri için bir bakış açısı kazandırmak, onları farklı senaryolara hazırlamak, çok yönlü bir eğitim vermek ve tutkuyla çalışma bilincini aşılamaktır.” Bozkurt konuşmasını Anton Çehov‘un “Bizi çalışmak kurtarır” sözüyle noktalıyor.
Yayın dünyasında ücretler fazla bulunurken çevirmenler ekonomik kriz ve niteliksizleşen editörlük süreçleriyle boğuşuyor. Çevirmenler “Sadece kitap çevirerek hayatta kalmak mümkün değil; örgütlü mücadele şart” dedi.
ÜCRETLER EMEKÇİYE ÇOK GÖRÜLÜYOR
Yayıncılık alanında verilmesi gereken ücretler, işverenler tarafından yüksek bulunuyor. Esin İleri, meslek birliklerinin mücadelesinin önemine dikkat çekerken, sendikal hakların freelance çalışanlar için kısıtlı olmasının büyük bir engel teşkil ettiğini savunuyor.
BİRÇOK ÇEVİRMEN YAN İŞLERLE AYAKTA
Deniz Öcal, tanıştığı pek çok çevirmenin eğitim veya turizm gibi farklı alanlarda ek iş yaparak geçindiğini ifade ediyor. Ekonomik dalgalanmalar nedeniyle sözleşme bedellerinin ödeme gününe kadar değer kaybetmesi, sektörün en büyük çıkmazlarından biri olarak görülüyor.
KRİZ ÖĞRENCİYİ MEZUN OLMADAN ZORLAR
Doç. Dr. Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt, ekonomik sıkıntıların sınıflarda da hissedildiğini, öğrencilerin hem okuyup hem çalışmak zorunda kalmasının akademik odaklanmayı zorlaştırdığını ancak onları piyasaya daha erken hazırladığını belirtiyor.




