Şarkıcı Gülben Ergen, 2 Mart’ta Kazılıçeşme Sahili’nde hayatını kaybeden 30 yaşındaki Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler hakkında sosyal medya üzerinden bir paylaşımda bulunmuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gülben Ergen’in bu paylaşımı nedeniyle ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde Gülben Ergen, bugün Bakırköy Adliyesi’nde ifade vermek üzere geldi. Yaklaşık bir saat boyunca Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda ifade veren Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Gülben Ergen’in Açıklamaları
Ergen, “Sosyal medya üzerinden bir paylaşımda bulundum, bir annenin çağrısı üzerine. O anne, ‘Gülben Hanım’a buradan çağrımdır; gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün’ dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar, anne ve kızı şu anda hayatta değiller. ‘Can güvenliğimden korkuyorum’ diyen anne kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde; ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü Savcı Bey’e dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım artarak devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım ben. Bu hassasiyetim son bulmayacak. Ama üzgün müyüm? Üzgünüm. Kırgın mıyım? Kırgınım. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım, evet anlayışla bana soru soruldu. Ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda” dedi. Gülben Ergen daha sonra adliyeden ayrıldı.
Savcılık İfadesinin Detayları
Gülben Ergen’in savcılıkta verdiği ifadesi de gün yüzüne çıktı. Ergen, ifadesinde, “Bakanlığın suç duyurusuna konu isnatları doğru değildir. Ben 53 yaşındayım. Yıllardır yürüttüğüm sanatımın yanında çocuk ve kadınlar konusunda hassasım. Ayrıca çeşitli zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile ‘Çocuklar Gülsün’ isimli derneği kurucusu ve başkanı olarak 61 tane anaokulu açtım. Fatma Nur’un adliye önünde gerçekleştirdiği, ‘Can güvenliğim yok, ölürsem arkamdan intihar etti demesinler’ dediği eylemde ‘Gülben Ergen’e sesleniyorum, gelsin kızımın durumunu bizzat evimizde görsün’ açıklaması üzerine 2026 yılı Ramazan ayında Fatma Nur’un evinin bulunduğu Çekmeköy’e gidip kendisi ve kızını ziyaret ettim. Kızının sağlıksal anlamda ne kadar kötü durumda olduğuna şahit oldum. Yaptığımız görüşmede Fatma Nur’un en büyük korkusunun kendisine tecavüz eden ve kızına da istismarda bulunan çocuğun babasına çocuğun teslim edilmesi kaygısıydı. Bu konuda kendisine destek verdim. Yaptığımız görüşmede kendisinin ve çocuğunun cinsel istismar ve cinsel saldırı eylemi ile ilgili dava olup olmadığını sormadım. Ancak yaptığımız görüşmede hatırladığım kadarıyla eşi ile boşandığını ancak boşanmış olduğu eşinin bu suçlardan yargılanmadığını söyledi” şeklinde konuştu.
Çocuğa Destek Sağlama İddiası
Ergen ifadesinde, “Abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetinin önlemesine yönelikti. Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelere devam ettik. Çocuğun tedavisi için hastaneye yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyor, konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla hastaneye yatışının sağlanması amacı ile hastaneden biri ile görüştüm. Daha sonra Fatma Nur’a telefon ettim ve hastaneye gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladı. Çocuk hastanede 9-10 gün kadar kalarak tedavi gördü ve bu süreçte bana defalarca kez teşekkür etti. Daha sonra hastaneden taburcu oldu. Benim aile evinde yaptığım ziyaret esnasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çocuğu ile ilgilenmediği ve herhangi bir yardımda bulunmadığı konusunda bana herhangi bir şey söylemedi. Kesinlikle bu konuya ilişkin Fatma Nur’dan bir yakınma duymadım. Ancak yukarıda ifademde belirttiğim gibi annenin temel kaygısı çocuğun kendisinden alınarak boşanmış olduğu eşi olan babaya verilmesiydi. Ayrıca kendisi ile yaptığım görüşmede çocuğun kendisinden alınmayacağını çünkü kendisi ve kızını istismar eden ve hakkında dava açılan babaya çocuğun verilmeyeceğini defaatle telkinde bulundum. Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım. Yukarıda ifademde belirttiğim üzere ben bu süreçte basın yayın yolu ile bana seslenen Fatma Nur’a karşı kaygısız kalamadım bu nedenle kendisi ile temasa geçtim. Bu nedenle Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusu nedeniyle son derece üzgünüm. Suç duyurusuna konu atılı eylemler yargılanmamı gerektirmemektedir. Bu nedenle hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep ederim” şeklinde ifade etti.
Fatmanur Çelik ve kızı Hira’nın vefatının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan Gülben Ergen, ifade verdi.




